LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA

Eklenme Tarihi: 04.10.2016 09:31:35 - Güncellenme Tarihi: 29.03.2020 20:18:04

Yıllardan beri, bünyesinde bulunan kurumlar ve iş süreçleri bağlamında, devlette bir tıkanma, yavaşlama, atalet, kısacası, her yeni günde kendisini daha fazla hissettiren bir olumsuz hal ve gidiş olduğundan dem vurur dururuz.

Hizmet üreteniyle, hizmet alanıyla; yönetenleriyle, yönetilenleriyle? Bu olumsuzluk üzerine iki çift söz söylememiş Allah?ın bir kulu kalmış mıdır, doğrusu emin değilim. Köylüsü de şikâyetçidir işbu durumdan, şehirlisi de; zengini de, fakiri de; sağa meyilli seçmen de, solda istikrarlı seçmen de? Millet olarak rahatsız ve şikâyetçiyiz özetle?

Çözümüne gelince? Mevcut olumsuzluktan bir şekilde etkilenenler, yürüyüp giden kaotik durumdan da bir biçimde istifade eder halde. Paradoksal bir şekilde?

Örnek mi? Torpil denilen yöntemle işe alma ve görevde yükselme durumlarının ne kadar ?tu kaka? bir uygulama olduğunu söyler; ne ki, iş kendimiz veya oğul, kız gibi bir yakınımız olduğunda, bu ayıba, ?hele sen şurada biraz dur? demekten de geri durmayız.

Öte yandan, en iyi niyetli olanlarımız dahi, bu yapının artık inanılmaz bir şekilde kökleşmiş olduğunu, bu nedenle de değiştirilmesinin neredeyse imkânsız olduğunu söyler, umutsuzluk bulutlarını dört bir tarafa dağıtır, ağlaşma seanslarına girer.

?..

Şimdi, belki her zamankinden daha fazla ümitvar olmamızı gerektirecek, buna imkân verecek tarihi bir süreci yaşıyoruz.

Yaklaşık üç ay önce yaşanmış olsa da, etkileri halen devam etmekte olan o iğrenç 15 Temmuz darbe girişimi, gerçekleştirilme biçimi ve bu alçaklığı hazırlayan zeminden hareketle, devletin yeniden yapılanmasını, bir kelimeyle, zorunlu kılıyor. Emrediyor adeta?

Başka bir ifadeyle, eğer bugüne gelinmesine sebep olan şartlar, en ince ayrıntısına kadar analiz edilerek, yeni ve güçlü bir yapının kurulması noktasında, yeniden yapılanma çalışmaları başlatılamazsa, korkarım, başka olumsuzlukların oluşumuna da zemin hazırlanmış olacak. Daha da acısı, ?daha büyük ve güçlü Türkiye?ye ulaşmak noktasında bir büyük ıskalama daha yapılacak. Oysa gün, böyle bir tarihsel ıskalamanın yapılacağı değil, tam teşekküllü bir yeniden yapılanma hamlesinin günüdür.

Nasıl mı?

Her şeyden önce, ?biz nerede hata yaptık? sorusunu sorarak ve objektif cevaplarını vererek. Yani ?nerede, nasıl ve niye düştük? sorularının cevaplarını? Zira bu soruların nesnel cevapları, yetkilileri, belli başlıklara ve çok aşikâr parametrelere götürecek.

Bunlardan biri, belki birincisi, hemen hepinizin, ?hah, işte bu? diyeceğinizden emin olduğum, ?liyakat? konusu. Yani işin ehline, ehliyetli olana; her bir işle, görevle, pozisyonla ilgili olarak daha donanımlı olana verilmesi. Memur veya işçi olarak göreve başlatılırken ya da mevcut pozisyonundan daha üstlere yükseltilirken, o görevle ilgili mesleki bilgi ve birikimi daha fazla olanların tercih edilmesi?

?..

Bu konuda, yani yeniden yapılanmanın, birinci ve güçlü ayağının ?liyakat? başlığına verilmesinin ve sıhhatli bir şekilde uygulanmasının önündeki en büyük engelin ise, sıkı durun, devlet dediğimiz o soyut yapıdan ziyade, gayet somut elle tutulur gözle görülür bir unsur olan insan olduğunu/ olacağını düşünüyorum.

Ben, sen, o, biz, siz, onlar? Yani hepimiz?

Bu gerçeği peşinen kabul etmek kaydıyla, sormak isterim; ?peki, değiştirmeye var mısınız bu kötü gidişi?? Önce kendimizden, öz nefsimizden başlayarak?

Öyle ya, devlet merkezli birçok olumsuzluğun temelinde, başka bazı etkenlerin yanı sıra, liyakat ilkesine riayet etmemenin olduğunu söyleyen bizler isek, çok daha liyakatlilerin yerine, işe alma ve görevde yükseltme noktasında, liyakatsizlerin tercih edilmesi için kapı kapı torpil arayan bizlerin bu yanlıştan vazgeçmemiz gerekmez mi öncelikle?

Bu yönde bir talep olmazsa, tercihleri etkileyebilecek makamların kapılarında yatılmaz, telefonları kilitlenmez; dolayısıyla sınav kazananlar, donanımları itibariyle atanacağı pozisyona her yönden uygun olanlar, yani hak edenler tercih edilecektir.

Ancak, elbette, insanız ve içimizde adeta bir şeytan gibi taşıdığımız nefis, başka birçok konuda olduğu gibi, burada da o çirkin başını çıkarıp, bütün doğruları alt üst etme pahasına, kendi isteklerimizin gerçekleşmesi için bizleri kışkırtmaktan geri durmuyor. ?Sen al, sen kazan, senin olsun, daha fazlası/ daha iyisi senin olsun, hepsi senin olsun? gibi, zehirli cümlelerle, kul hakkını ve insan hakkını göz ardı etmemizi emrediyor.

Bu böyle olduğu içindir ki, devletin, işbaşına getirme ve görevde yükseltme konusundaki bütün süreçleri, işi ehline yani liyakatli olana verme yönünde yapılandırması kaçınılmaz ve ertelenemez bir zorunluluk durumundadır.

Bunu gerçekleştirmek hem insanî ve hem de İslamî bir sorumluluktur. Ne dünyevî ne de Müslümanca yaklaşımlar böyle bir yanlışı olumlayamaz. Hak edenin boynunu bükerek geride kaldığı; başkalarının da, hak etmediği halde torpil denilen o iğrenç yöntemin uygulanması suretiyle, pişkin pişkin ve arsızca göreve atandığı veya yükseltildiği bir yapı ahlâkî olmadığı gibi, sürdürülebilir de değildir.

Nitekim sürdürülemedi de?

15 Temmuz Cuma gecesi yaşanan alçak darbe girişiminin yakın plandaki aktörü olan FETÖ yapısının, yaklaşık elli yıldır devletin tüm kurumlarına nasıl sızdığı açık biçimde gözler önüne serildi. Sınav sorularını çalmak? ?Torpil? sistemini vahşice kullanmak? Karar vericilere şantaj ve tehdit? İnsanlıktan uzak, ?ancak şeytanın aklına gelir? denilen hangi yöntem varsa onu kullanarak devlet kademelerinde/ kadrolarında yuvalanma? Günlerdir tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriliyor ve hepimiz öfkeyle izliyoruz.

Hiçbir hükümeti pas geçmemiş hainler? Ve yaklaşık elli yıldır devlet kadrolarına sızarak, paralel devlet kurma hazırlığının en önemli ayağı olan kadrolaşmayı gerçekleştirmişler. Çok açık ki, bu hain girişimi yaparken de, devletin liyakat ilkesini sürekli göz ardı etmesi ve daha ziyade, ?sadakat? gibi, başka mecraların ilkesi olması gereken bir başlığa yer vermesinden istifade edilmiş. Hem de fazlasıyla?

Oysa devlet, kuruluş döneminin olağanüstülüğünü üzerinden atmasından hemen sonra, kadro kurarken ve geliştirirken, sadece liyakat ilkesini tercih sebebi olarak kabul eden bir yapı kurabilmiş olsaydı, bugün bu tür hainlikleri ve beceriksizlik/ yetersizlik odaklı içten çürümeyi yaşıyor olmazdık. Ne ki, yıllardır, yönetimi elinde bulunduran kadrolar, adeta ülkeyi gâvurun elinden kurtarıyormuşçasına, ideolojik duruş olarak kendisine yakın olanları iş başına getirmekten geri durmadığı için, bu türden olumsuzlukları yaşayageldik bugünlere. ?Sadakat ilkesi? çerçevesinde? Örneklendirmeye ve bu yanlış uygulamalar sanki belli bir görüşe aitmiş ya da sadece belli kadrolar bu yanlışı yapmış gibi göstermeye hiç mi hiç gerek yok.

Bu noktada yapılması gereken, ülke olarak acı bir şekilde yaşadığımız o alçak, o iğrenç, o hayâsız darbe girişiminin oluşturduğu ortamı çok sağlam bir gerekçe kabul ederek,  liyakat sistemini hayata geçirmek ve bundan sonraki işe alım ve yükseltilmelerde liyakat ilkesinden başka bir tercih sebebini dikkate almamaktır.

?Daha güçlü ve daha büyük Türkiye? için?

Bir daha böyle kötülükler görmeyelim diye?

Devlet ve millet birlikteliğinde?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/443/liyakat-odakli-yeniden-yapilanma

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Nevzat SOYLU
07.10.2016 16:37
Adaletsizliği engelleyecek gücünüzün olmadığı zamanlar olabilir.fakat,itiraz etmeyi beceremediğiniz hiç bir zaman asla olmamalı.

Diğer Yazılar

18.08.2019 Fenerbahçe, Kahır Sezonu ve Ötesi
12.07.2019 Önce İnsan, Sonra Doktor
09.06.2019 Fransa?yı üzdük Hakan!
27.05.2019 İnsan Tercihlerinin Ürünüdür
06.05.2019 Şehir Kimliği ve Halk Kütüphanesi
17.04.2019 Kütüphaneler ve İnsan İsrafı
25.03.2019 Kütüphanecisi olan kütüphaneler?
04.03.2019 Fenerbahçe?nin yakın geleceği?
12.02.2019 Mevzu futbol ise, insanlık teferruat mıdır?
07.02.2019 Kadın erkek el ele, hedef daha güçlü Türkiye!
26.01.2019 Fenerbahçe?yi yazamamak!
04.01.2019 Kütüphaneciler, kütüphanelerin ve arşivlerin kalbidir!
25.12.2018 Ersun Yanal kötü gidişe dur diyebilecek mi?
18.12.2018 Her şeyi bilenler çağı!
29.10.2018 Koku'ttu gitti!
21.10.2018 Fenerbahçe?den tarihi başarı: 9'da 9
09.10.2018 Eğitimde doğru çıkış kütüphanesiz bulunamaz!
27.09.2018 Aynen aynen, sıkıntı yok!
21.09.2018 Fener sönüyor!
07.09.2018 Kütüphaneciler olmadan asla!
20.08.2018 Süper Lig'e hoş geldin Ankaragücü
18.07.2018 Fransa bileğinin hakkıyla ve alkışlarla
14.07.2018 Tebrikler Belçika
03.07.2018 Japonya'ya saygı gecesi
01.07.2018 Arjantin efsanesi ve Messi feneri
25.06.2018 ?Yeni Türkiye Dersi? başlıyor!
19.06.2018 Fenerbahçe için umudun adı: Ali Koç
04.06.2018 Fenerbahçe?de bir dönemin sonu!
27.05.2018 Ramazan: Müslüman için tefekkür zamanı
16.05.2018 6. Ulusal Yayın Kongresi'nin ardından
29.03.2018 Kütüphaneler, arşivler ve işi ehline vermek
18.03.2018 Yeni bir derbi ve yine bir kandırmaca!
21.02.2018 Terim Etkisi Değil Terin Etkisi Esas Olmalı
31.01.2018 Üç Artı Bir İmparator ya da İmparator Kime Denir?
27.12.2017 İNTERNET İCAT EDİLDİ, EDEBİYAT "BOZULDU"
12.12.2017 İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!
21.11.2017 ÇOCUK KÜTÜPHANELERİ ÇALIŞTAYI
14.11.2017 KÜTÜPHANECİ YETİŞTİRİLMESİN O HALDE!
31.10.2017 KİTAPLAR, KÜTÜPHANELER VE ÇOCUK CIVILTILARI
17.10.2017 ZAFERİMİZLE ÖVÜNEBİLİRİZ!
10.10.2017 AMPUTE DEĞİL CESUR YÜREK MİLLİ TAKIMI
07.10.2017 MİLLİ TAKIM: EL ELDE BAŞ BAŞTA
24.09.2017 TÜRK FUTBOLU KAYBETTİ
14.09.2017 BEŞİKTAŞ'I İZLEMEYE DEVAM
12.09.2017 KÜLTÜREL MİRAS, KÜTÜPHANELER VE BURSA
03.09.2017 LUCESCU?NUN YANLIŞ İLİKLENMİŞ DÜĞMELERİ VE MİLLİ TAKIM
28.08.2017 FENERBAHÇE GÜNÜ KURTARDI
25.08.2017 FENERBAHÇE NEREYE?
22.08.2017 BİLGİSİZLİĞİN FATURASI AĞIRDIR!
15.08.2017 SON AĞAÇ KURUDUĞUNDA
08.08.2017 YİNE DE BEŞİKTAŞ, YİNE BEŞİKTAŞ
01.08.2017 ÖLÜNCE BÖYLE ÖLMELİ İNSAN
18.07.2017 VATANINI EN ÇOK SEVEN?
15.07.2017 METİN DOĞAN GAZİDİR
05.07.2017 GÂVURLUK YAPMAK!
05.06.2017 GÖZ GÖZ GÖZTEPE NİHAYET SÜPER LİG?DE!
30.05.2017 BEŞİKTAŞ AŞKLA VE ALKIŞLARLA ŞAMPİYON
19.05.2017 LİYAKAT OLMADAN GELİŞME OLMAZ!
02.05.2017 SEVERKEN ÖLDÜRMEK
25.04.2017 FUTBOLDA KALİTENİN ADI: BEŞİKTAŞ
11.04.2017 BİLGİYE ?EVET?, BİLGİSİZLİĞE ?HAYIR?
07.04.2017 BAĞCILAR?DA HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
14.03.2017 EŞEKLİ KÜTÜPHANECİDEN BİSİKLETLİ KÜTÜPHANECİYE
08.03.2017 III. MİLLİ KÜLTÜR ŞÛRASI VE KÜTÜPHANECİLİK
22.02.2017 NAM-I DİĞER ATOM KARINCA
14.02.2017 BİR ÂLİM ÖLDÜ DİYELER?
08.02.2017 ALKIŞLAR MEDİPOL BAŞAKŞEHİR?E
30.01.2017 KÜTÜPHANELERDE GEÇEN KIYMETLİ ÖMÜRLER
18.01.2017 FETÖ'CÜLER VE KUL HAKKI
12.01.2017 ÇILDIRIYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
03.01.2017 TERÖR, AMERİKA, İŞBİRLİĞİ VE FETÖ
28.12.2016 KRONİK KÖTÜMSERLİK SENDROMU
21.12.2016 ŞEHİDİNİZDEN MEKTUP VAR
13.12.2016 VATANA AİDİYET BİLİNCİ
06.12.2016 DEVLETTE ?TOPYEKÛN- YENİDEN YAPILANMA
28.11.2016 DIRK ADVOCAAT KANARYAYI KANATLANDIRIRKEN?
22.11.2016 YAN AMERİKA YAN!
13.11.2016 MİLLİ MAÇIN PSİKOLOJİK ANALİZİ
08.11.2016 DARBE İĞRENÇLİĞİN DİĞER ADIDIR
01.11.2016 MÜLTECİ DEĞİL MUHACİR!
25.10.2016 İŞ VERDİNİZ DE ÇALIŞMADILAR MI?
18.10.2016 KÜTÜPHANESİZ ÜNİVERSİTE YA DA BURÇSUZ KALE
11.10.2016 HER GÜN KİTAP, HER GÜN KÜTÜPHANE!
04.10.2016 LİYAKAT ODAKLI YENİDEN YAPILANMA
27.09.2016 15 TEMMUZ DEMOKRASİ MEYDANI
20.09.2016 BİR FENERBAHÇE YAZISI
06.09.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE KALMAK
16.08.2016 VATAN İÇİN NÖBETTE OLMAK
09.08.2016 MİLLETİ KALBİNDEN VURMAK
02.08.2016 BİZ KİMİZ SORUSU ÜZERİNE YENİDEN DÜŞÜNMEK
26.07.2016 YENİDEN ÇANAKKALE RUHU
19.07.2016 YENİDEN YAPILANMA ZAMANI
12.07.2016 FATURAYI KİM ÖDEYECEK?
05.07.2016 BAYRAMI GÖSTERMEYEN MİLLİ FUTBOL TAKIMIMIZ
28.06.2016 TÜRK USULÜ FUTBOLLA BURAYA KADAR
21.06.2016 BU KARNE KİMİN?
14.06.2016 HADİ ASLANIM HADİ KOÇUM!
07.06.2016 ÖNCE DÜŞÜNCE SONRA HAREKET