EĞİTİM SORUNUMUZ

Eklenme Tarihi: 02.10.2016 08:57:19 - Güncellenme Tarihi: 24.02.2020 03:26:26

Eğitim sorununu halledememiş bir ülkenin diğer sorunlarını halletiğini düşünmek mümkün değildir.

Bunun için önce eğitim denilmeli.

İlk ve orta öğretim ile birlikte pek çok üniversite de yeni eğitim-öğretim yılına başladı.

Ülkenin önünde pek çok sorun olduğu bir dönemde ve hain darbe kalkışması sonrası ülkemizin her kurumunda olduğu gibi eğitim kurumlarımızda da önemli boşlukların yaşandığı bir durumda sınıflara ve öğrencilere merhaba denildi.

Nicelik olarak ortaya çıkan büyümenin nerelere vardığını rakamlar çok güzel gösteriyor.

Çağımız, rakamların büyüsüne kapılmış ve sayıların egemenliği altına girmiş bir çağ. Öğretmen, öğrenci, okur-yazar, akıllı tahta, okul sayılarına bakıldığında geldiğimiz niceliksel durumu ifade etmek bakımından büyüklük kavramı bile yeterli değil.

Rakamlar önemli olmakla birlikte, her şeyi sayıya dökme arzusu nitelik ile ilgili sorunların üstünü örtüyor.

Üniversite sayısının artşıyla övünmek bize bir şey sağlamaz. Aynı şekilde üniversitelerde istihdam edilen eleman sayısının her geçen gün artması, gerçek manada bir gelişme ve ilerlemenin ifadesi de değildir.

Nitelik, genel kabule göre elbette niceliğin içinden çıkar. Ama gerekli alt yapı sağlanmadıktan sonra, belirli maddi unsurlar yerine getirilmedikten sonra, eğitimin niteliksel amaçları göz ardı edildikten sonra ve belki de en önemlisi eğitimin iki önemli bileşeni olan hoca ve talebede belli bir motivasyon ve heyecan sağlanmadıktan sonra nicelik ile nitelik arasında mevcut ters orantı bir tokat gibi yüzümüze vurmaktadır.

Bugün, üniversitelerde yaşadığımız sorunların başında tam da bu nitelik sorunu gelmekte, nicelik bakımından ortaya çıkan durum ile olan övünme, niteliksel başarısızlığın üstünü örtmektedir.

Eğitim, manipülasyon aracı olarak kullanılabilecek bir disiplin değildir. Eğitim kurumları, araçsal hizmet mekanları ve aş evleri olarak görülebilecek yerler değildir.

Din, eğitim ve adalet alanları diğer alanlardan farklı ve siyasal bakımdan bağımsız olması gereken kurumlardır. Bağımsızlıkları zdelendiği zaman bütün toplum ve toplumun geleceği zedelenmiş demektir. Bu alanların devlet ile olan ilişkisi, patron-işçi ilişkisi olarak görülemez. Diğer iki alan ile birlikte eğitim ile ilgili alanların, maalesef devlet ile ilişkisi eğitimin bilimsel ruhuna uygun görünmemektedir.

Eğitim, topluma müdahae etmenin en önemli araçlarından birisi olarak görülmekte, bundan ötürü de bir türlü düzen tutmamaktadır.

Başta üniversiteler olmak üzere eğitimin her kademesinde yaşanan yapısal sorunlar ve siyasetin müdahalesi sonucunda ortaya çıkan olumsuzluklar eğitim alanında demokratik ve özgür bir eylemde bulunma imkanının da önüne set çekmektedir.

Eğitim üzerinde projesi olanların niyetlerini gizlemek suretiyle ne kadar zararlı insanlar yetiştirip başımıza bela ettiklerini acı bir tecrübeyle yaşadık. Bu tecrübeden ders alarak hareket etmemiz gerektiğini öğretmelidir bize.

Eğitim, her önünüze gelene teslim edilemez. Bu iş, devletin işidir ve hükumetler, devletin işi olan eğitimi, ideolojilerine ya da politik hedflerine uygun olacak tarzda düzenleyemezler.

Kasıtlı ve ideolojik olarak hedefe yönelik değişiklikler yapma sevdasından vaz geçmek, medeniyetin icabı olan bir biçimde eğitimi ele almak ve MEB dâhil, bu alanı liyakat sahibi olanlara teslim etmek gerekir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/437/egitim-sorunumuz

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
30.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
15.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
09.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
26.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI