LAİKLİK SAPLANTISI

“Arpalık” cinsinden derler o değil…

Koskocaman kellifelli adam “ben arpayım” diye tutturmuş.

Horozu görünce de: 
 “ Ah beni yiyecek” diye ebleh hali ile saklanacak delik ararmış.

Doktorlar, üfürükçüler, sihirbazlar, medyumcular faydasız…

Akrabayı taallukat  toplanmış biyolojiden, edebiyattan, tarihten, sosyolojiden vesselam saatlerce dil dökmeye başlamışlar:

“Etme kardeşim yapma kardeşim, yanlış yapıyorsun sen arpa değilsin, sen insansın vazgeç şu saplantıdan…” Adam en sonunda patlamış:

“İyi ya, hadi diyelim ben arpa değilim, arpa olmadığımı horoza nasıl inandıracağız?”

Geçmiş yıllarda din ve ahlak dersi öğretmeni sınıfa selam vererek girdi diye ağır cezada yargılanıp mahkum edildiğini, başını örten öğretmenin işinden atıldığını, avukatın baroya alınmadığını, milletvekilinin vatandaşlıktan çıkarıldığını,  “deprem bizim için ilahi ikazdır” diyenin cezaevine konulduğunu, dolayısıyla laiklik denilen ithal malının bu milletin kültüründe olmadığını, halkı laik anti-laik cephelere böldüğünü horoz kafalılara nasıl anlatacağız?..  Hele de kendi bir yerlere koyamamış cılız bir ses:

“Efendim laikliği yanlış uyguluyorlar biz doğrusunu  uygulayacağız.”

Al sana bir arpa kafalı daha!

Nedir doğrusu?

Kaç tane din varsa devlet bu dinlere eşit mesafede duracakmış.

Suya da, rakıya da, aşüfte-ye de,  edepli-ye de  mesafeler eşit!..

Eşit de eşit… Demektir ki sosyal hayatımızın arlanması, utanması, edebi konu edilmeyecek, ithal malı  laiklik hepsini eşitleyecek, çeşitleyecek, hirpolaştıracak…

İslam’in “vicdan” hapishanesine konulduğu bir dünya düzeni.

Bak güzel kardeşim, sen “arpayım” diye tuttururken, laikliğin sahibi her kimse senin gibi demiyor. Laiklik kelime anlamı ile kısaca “dini olmayan” diyor(Meydan Larousse sözlüğü).

Bu tuzağı kuran, bulan, uygulayan öyle diyor.

O yüzden, “ben böyle anlıyorum” demen bir şeyi ifade etmez…

Benim asıl anlatmak istediğim, laiklik “din ve vicdan hürriyeti” de demek değildir.

Bu cümlemi aynı zamanda bazı AK partili yetkililere de ithaf ediyorum…

"Din ve vicdan hürriyeti" Avrupa ülkelerinin anayasalarında “Temel Hak ve Hürriyetler” başlığı altında telaki edilir… İşin bu kısmına iyi dikkat edilmeli. Laiklik bu bağlamda, “devlet düzeni” ile alakalı bir mevzudur…

Yanı, “din ayrı dünya ayrı”.

“Dinlere eşit mesafesi” de işin safsatası.

Allah indinde din bir çok tane değil, bir tanedir.

Diğer inançta olanlara Osmanlı'nın uyguladığı yetmiyor mu?

Allah(cc) peygamberine “ sen tebliğ edicisin” buyuruyor.

Kulağı sağır, gözü kör, kalbi mühürlü olana baskı yok zorlama yok…

Bu durumda, her kim ki yeni yapılacak anayasada ille de  “laiklik” diye tutturursa bilsin ki bu Müslüman millete kötülük etmiş olur. AK parti iktidarı tarafından konulduğu için de bir daha kolayına değiştirilemez…

Hem o, hem de Kemalistler “bizim laiklik anlayışımız böyle” dediler mi eskiye döneriz, sokaklar da bile adım attırmazlar.Hem bu kadar ısrar niye! Fransa, İtalya, Finlandiya, Türkiye hariç diğer ülkelerin Anayasalarında laiklik yoktur diye kiliseler, havralar, camiler kapalı değil aksine açık…

Yanı, bu ülkelerde din hürriyeti var, ama devlet düzeni laik.

Gavur öyle, biz öyle değiliz…

İsmail Kahraman ağabeyimiz “laiklik anayasaya konulmasın” dediği için o çevreler tarafından taşa tutuldu. Kendi camiasında sahip çıkan da pek olmadı.

Çünkü onların da  anlayışları çarpık, saplantı…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/430/laiklik-saplantisi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar