KRİZ

Günümüzde bütün dünya büyük bir kriz yaşıyor: Siyasi, dini, ahlaki, ekonomik, askeri bir kriz. Bireysel olarak varoluşsal bir kriz içerisinde olduğumuz gibi toplumsal olarak da bu küresel krizin içerisindeyiz. Bu krizin elbette çok yönlü nedenleri var. Bir nedenle açıklanabilecek ve anlaşılabilecek bir kriz değil bu.

Sanayi Devrimi ile birlikte enerji kaynaklarına duyulan ihtiyaç ve bu ihtiyacı karşılamak üzere geliştirilen teknoloji ve buna hizmet eden bilim alanlarında meydana gelen kriz, bugün yaşadığımız olumsuzlukların başlıca nedenleri olarak akla gelebilecek olan şeyler. İnsanlığın ihtiyacı olan şeyleri karşılamak amacıyla geliştirilen aletlerin rasyonel bir kaynaktan üretilmediği ve rasyonalitenin egemen olmadığı toplumlar, bu krizden en çok etkilenen toplumlar olarak karşımıza çıkıyor.

Krizden en çok etkilenen toplumları ve bu toplumların coğrafyalarını, doğalarını da modern teknoloji tehdit ediyor. Teknolojiyi, amaçları gerçekleştirmek için insan tarafından üretilmiş araçlar olarak tanımladığımızda, araçlar amaçlara hizmet edecek tarzda imal ediliyor. Bu imal işi, bilimsel bir iş olmanın ötesinde ve dışında cereyan ediyor. Bu, bir insanlık krizidir. Bu krizden çıkmanın yolu, bilim ve teknolojiyi kriz oluşturacak bir sürecin eğitiminin dışında tutmaktan geçiyor.

Krizi derinleştiren nedenler de var. Bunlardan ilki, insanın düşünmeyi yitirmesidir. Düşünmeyi yitirmesi, varlıkla olan bağını koparmasından kaynaklanıyor. Varlıkla bağın kopması, felsefesizliğin de bir işaretidir. Çünkü insan, varlıkla bağ kurduğu zaman varlığın içine girer ve kendisinin de varlığın bir parçası olduğunu anlar. Bilgilerimiz çok arttığı halde varlık konusundaki cehaletimize yetişmek mümkün değil günümüzde.

Böylesine hızlı ve değişken bir dünyada oturup soluklanmak ve sükunet içerisinde düşünmek de son derece zor görünüyor.

Varlıkla bağın kopması, gerçek olanla ve bunun bilgisi olan hakikatle ilişkiyi de yok etti. Modern dünya, kitle iletişiminin yaygınlaşması ve internet sayesinde sanal gerçekliklerin oluşmasını hazırladı. Varlık ile olan bağın kopma sebeplerinden birisi de budur. Artık insanların ayağı toprağa basmıyor. Artık insanlar, “bu benim toprağımdır, yurdumdur” diyebilecekleri toprağa ve yurda sahip değiller.

Krizi derinleştiren en önemli nedenlerden birisi de, bilim ve teknolojiden kaynaklanan krizi toplumsal, siyasal kavramlar kullanmak suretiyle asıl nedenleri örten bir siyasal akıldır. Bu kavramların başında demokrasi, insan hakları, özgürlük, barış, adalet gibi kavramlar geliyor. Bu kavramlar için yapılan eylemler ve girişimler ile bu kavramlar arasında karşılıklı bir uygunluk bulamayışımız, bu kavramları da araç değerler haline getiriyor.

Kriz gerçekten çok büyük ve şimdilik insanlığın geleceği konusunda umudumuzu yitirmemek için nedenler aramaktan başka çaremiz görünmüyor.

Burada çok kısa ve yüzeysel olarak ifade edilen düşünceler, karamsar bir teorik düşünüşün ürünü değil, sadece bir durum belirlemesidir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/419/kriz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar