İKİSİ DE YUMURTLADIĞINA GÖRE TAVUK DA KAZDIR

Ülkemiz çok hassas bir dönemin tam ortasındadır. Devlet, kendisini arkadan kalleşçe vuran bir terör örgütünü, sızmış ve yerleşmiş olduğu kurumlarından söküp atmak için büyük bir çabanın içindedir.

Kendisine “cemaat”ten çok “hizmet” adını yakıştıran bir oluşumun, darbe girişiminde bulunması ve bu darbenin millet tarafından bastırılması, şüphesiz Türkiye için hem bir şans hem de bir milattır.

Kendisine “hizmet” yaftası takıp, “cemaat” gibi davranan FETÖ, aslında bir cemaatten çok gizli örgüt oluşumuydu. Sürekli gizli ve sinsi hareketler içinde olan,  mensuplarından herhangi birine bir iletişim aracı ile en fazla bir ayulaşabilen, sürekli telefon numarası, email, sosyal medya hesabı ve adres değiştiren, paranoyak ve şüpheci bir yapının cemaatlere ve tarikatlara benzeyen hiçbir yönü yoktu zaten.

FETÖ’yü bir cemaat olarak kabul edip bunların yaptıkları meşum eylem üzerinden bütün cemaat ve tarikatları hedefe koymanın gayreti içinde olan zamane fırsatçıları, kopardıkları vaveyla ile ortalığı bulandırmaya çalışmaktadırlar.

FETÖ adlı terörist grup eğer bir cemaat ise ve devleti alçakça arkadan vurmaya kalkışıyorsa, o halde bütün cemaatler de aynı şeyleri yapmaya hazır potansiyel suçlularmış yaklaşımıyla ağzında salya akıtan, cemaat ve tarikatlar üzerinden aslında İslam düşmanlığına fırsat bulmuş sinsi bir kesim mevcuttur ve elan bir şeyler yapmanın telaşındadırlar.

Bunlar, “tavuk yumurta yapıyor, kaz da yumurta yapıyor, o halde tavuk kazdır” gibi düşük, basit ve fasit bir mantık yapısıyla İslamî cemaat ve tarikatları suçlama gayreti ve fırsatını bulmuşken bunlardan intikam almanın peşindedirler.

Bu kesime mensup kimseler, yönlerini ve yüzlerini Batı’ya döndüklerinden, cemaat ve tarikatların bu toplumun sigortası olduğunu nereden bilsinler. Doğu ve Güneydoğu Bölgemizin Şiî propagandasından korunmasının, bu cemaat ve tarikatlar sayesinde olduğunu bu milletin tarihini bilmeyenler, nasıl bilecek?

İstiklâl Savaşı’nda bir tarikat kurumu olan Özbekler Tekkesi’nin Anadolu’nun kurtuluşunda ne kadar önemli bir görev yürüttüğünden habersiz olanlar, bugün ortaya çıkıp bütün tarikatları ve cemaatleri rahatlıkla suçlayabilmektedirler.

Türkiye’nin kuruluşunda motor görevi üstlenen Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin önemli bir kesiminin bugün cemaat veya tarikat diye yaftaladığınız din adamlarından oluştuğunu biliyor musunuz?Toplamda sayısı 47 olan Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin yönetiminde 84 cemaat ve tarikat mensubu din görevlisi vazife almışlardı;Bu 47 Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin 17’sinin başkanı da din adamlarıydı. Bu gerçekleri bilmeden tarikat ve cemaatleri öcü ve düşman kabul edenler, gerçekte bu milletin ve dinin düşmanıdırlar.

Aslında 15 Temmuz 2016 gecesindeki hain kalkışmanın bastırılması için sokağa dökülenlerin önemli bir kısmının da, yine tarikat ve cemaatlere mensup insanlardan oluştuğunu unutmamalıyız.

Kimse bulanık suda balık avlamaya kalkmasın. Kimse bu nazik ortamı fırsat bilerek samimi Müslümanları, kalleşlerle aynı kefeye koymaya çalışmasın.

Yoksa pandoranın kutusu açılır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/397/ikisi-de-yumurtladigina-gore-tavuk-da-kazdir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Turgay kafkaslı
17.09.2016 01:28
Hocam Abant toplantılarının Diyanet İşleri başkanı ve AK parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay en baş müdavimi idi.
Turgay kafkaslı
17.09.2016 01:29
Hocam Abant toplantılarının Diyanet İşleri başkanı ve AK parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay en baş müdavimi idi.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar