SUSUN BARİ !...

C. S. Lewis, “Modern toplumlar, bel kemiksiz insanlar yetiştirir” diyor. Bel kemiksiz demek, şahsiyetsiz, kişiliksiz kısaca silik insan demektir.  Şahsiyet kavramı, Batı dillerinde personality (kişilik) ve character (karakter) olarak karşılanır. Personality kelimesinin, Latince "Persona" kökünden geldiği bilinir. Bu da eski Yunan ve Roma tiyatrolarında yüze takılan maske anlamındadır. Bundan hareketle bazılarına göre şahsiyet, başkalarına gösterilen ya da gösterilmek istenilen yüzdür.

Günümüzde bazı insanlar, her farklı kesime ayrı bir maskeyle görünmeye çalışırlar. Yüzlerinden indirmedikleri pek çok değişik maskeleri vardır böylelerinin. Girdikleri ortama göre şekil alan, şekilsiz kimselerdir bunlar.

Dün Fetullah Gülen grubunun yurtiçi ve yurtdışı gezilerine ve toplantılarına koşarak gidenler, bakıyoruz şimdi yirmi yedi gün süren demokrasi nöbetlerinde en öndeler ve fırsat buldukça da FETÖ aleyhine makale döşüyorlar. Abant Toplantılarının başköşesinde gerdan kırıp mümtaz aydın pozunu verenler, şimdi bir yerlere gelmek, yüksek payeler almak ve bir makam kapmak için Ankara’da koridorları aşındırıyor, eşik ve etek öpüyorlar.

Nedense bazı kimseler, kendilerini nakzedercesine her gün sosyal medyada Fetullah Gülen ve yandaşlarının aleyhine bir şeyler paylaşmanın telaşındalar. Bu yangından mal kaçırma telaşıdır!.. Bu suçluluk psikolojidir!.. Bu günahı karşıya yansıtma telaşıdır!..

Bu memlekete tarihte eşine rastlanmamış 15 Temmuz ihanetini yapanlar, mutlaka çok büyük bir cezayı hak ediyorlar, ama sizin eliniz ve dilinizle değil… Çünkü siz de, en az onlar kadar kirli, onlar kadar suçlu ve onlar kadar günahkârsınız!.

15 Temmuz 2016 gecesi bu ülkeye tarihin en alçak darbesini yapanları elbette kıyanayacağız ve lanetleyeceğiz. Ancak her şeyden önce tutarlı olmak ve şahsiyetli davranmak zorundayız.

Hani bazılarınız, dün Abant Toplantılarında “Dinlerarası Diyalog” üzerine güzellemeler çekiyordunuz. Bugün çıkıp nedamet duyduğunuzu, dün yanlış yaptığınızı veya bu düşüncelerinizden vaz geçtiğinizi söyleyebiliyor musunuz?

Dünkü söylem ve tavırlarınızda mı samimiyetsiz idiniz, yoksa bugünkü üst perdeden savurmalarınızda mı? Hangisine ve nasıl karar verelim?

“İnsanlar çok değişti; dikkat etmek lazım. Biriyle el sıkıştıktan sonra, beşi de yerinde mi diye parmaklarını saymak zorundasın” derken Tolstoy çok haklı, sizlerle tokalaştıktan sonra parmaklarımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekecek..

Dün savunduğunuz ve sofralarında yemlendiğiniz insanların sofrasını tekmelemek ve onlara küfürler yağdırmak yerine, mertçe ortaya çıkıp söz konusu toplantılarda söylediklerinizden pişman olduğunuzu ortaya koyun!.

Yoksa bulanık suda balık avlamanın avantajını sonuna kadar kullanmak için mi bu ikircikli dili kullanıyor, halden hale giriyorsunuz?

Ne olur biraz kişilikli, birazcık şahsiyetli olunuz!..

Deve kuşu gibi saklandığınızı sanıyorsunuz, oysa kirli gövdeniz bütün cesametiyle ortada, yüzsüz simanız gözler önündedir!..

Sizler gibi bu puslu havadan faydalanmaya çalışan soldan çarklı kifayetsizler de var. Onların zaten biz cemaziyülevvellerini de biliyoruz. Özellikle şu ortamda onlarla aynı safı paylaştığınız ve aynı tabasbus tavrı sergilediğinizin farkında mısınız?

Sözümüz elbette yalnız size değil, siz iki civa gibi kaygan grubadır.

Siz her iki güruh,  bari sizler bir müddet susun!.

Susun ki sizleri adam saysınlar.

Şöyle usulca kenara çekilin!.

15 Temmuz zaferine gerçek anlamda destek veren, canını ve serini meydana koyan kahramanların, hak ettikleri yerlere gelmeleri için, zafer tacını takanlara yol açın lütfen!..

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/375/susun-bari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Aziz
01.09.2016 23:58
Tespitlerinize katılıyorum. Yüreğinize kaleminize sağlık

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar