Tarım Üzerine

Eklenme Tarihi: 17.02.2020 10:26:59 - Güncellenme Tarihi: 29.03.2020 05:26:37

Tarımın hikâyesi, otçul bir canlı olan insanın bundan 12 bin yıl önce buğdayı evcilleştirmesiyle başlıyor. Sapiens’in yazarı Harari buğdayın evcilleştirilmesiyle başlayan tarım devrimini tarihin en büyük aldatmacası olarak nitelese de aslında, tarımla uğraşan kesimin eğitim düzeyiyle de ilgili olan örgütsüzlükten beslenen sömürü düzeni ve aldatmacalar ne yazık ki daha büyük ve iç acıtıcı durumda. Serbest piyasanın oluşturulmadığı tek ticaret sektörüdür tarım. Yani aslında üreticinin kendi ürettiğinin fiyatını belirlemesini geçin, arz talep dengesine bile bırakılmayan bir fiyatlandırma dayatmasına maruz bırakılan bir çiftçi kesiminden bahsediyoruz. Bu yaklaşık olarak, SGK’ya kayıtlı 697 bin, totalde ise kayıtlı kayıtsız 3 milyon çiftçi ailesi anlamına geliyor.

Ali Ekber Yıldırım, tarım kesiminin sorunlarını; yapısal, ekonomik, sosyolojik, kültürel, yasal, örgütlenme ve iktidarların tarımı önemsememesi, yok sayması olarak gruplandırıyor. Aslında tarım bileşeni çok olan bir sektör. Bu açıdan baktığımızda GDO, organik tarım, yeraltı suları, tarım politikaları, geleneksel tarım kültürü, makineleşme, ithalat, tohum, üretici-tüketici arasındaki aracılar, mevzuat, girdi fiyatlarının yüksek oluşu gibi daha geniş bir sorun skalasından bahsedebiliriz.

Tütün başta olmak üzere pek çok yüksek değerli üründe “açık artırma yöntemi” yasaklanıp çiftçiyi tamamen tüccarın insafına terke eden “sözleşme sistemi” uygulanarak adeta yok olması istenmektedir.

Peki neden böyle?

Ticaret Bakanı, Türkiye’nin 2019 ihracatının 180 milyar 468 milyon dolar olduğunu açıkladı. Bunun sadece 18 milyar doları tarım ve hayvancılığa ait. İstihdamın ise %17’si tarım kesiminde. Batıda tarımsal istihdam %5 civarlarındadır. Sanki istihdamın yüzde 17’sinin ihracatın yüzde 10’unu üretiyor/karşılıyor oluşu hükümeti tarımla ilgili kararlarında daha katı olmaya zorluyor. Yalnız burada iki şeyi gözden kaçırmamak gerek. İlki, üretilen tarım hasılasının ihracattan önce, 83 milyon yerli nüfus, 4 milyon Suriyeli ve 35 milyon turistin gıda ihtiyacını karşıladığı gerçeği. Bir diğeri de uygulanan tarım politikalarının neden olduğu düzensiz göç ve bunun sonucu olan sosyal travmalar.

Kırsal yerleşimlerde nüfus hızla azalırken şehirler adeta büyük birer köye dönüşüyor. Yüz bin merkez nüfusu olan Akhisar ve yine 420 bin merkez nüfusu olan Manisa buna iyi iki örnek. Sanayisi ve büyük işletmesi olmayan köy ve ilçelerin genç nüfusu hızla iş imkânı olan şehirlere akıyor. Bu düzensiz göç, başta tarımla uğraşan kesimin yaş ortalamasını yükseltiyor sonra da göçe bağlı pek çok sosyal problemi beraberinde getiriyor. Özellikle göç eden aileler gerek uyum sorunları gerekse çocuklarının eğitimi noktasında çıkmaza giriyor. Anne ve babanın birlikte çalışmak zorunda kaldığı çekirdek ailede, çocukların bakım ve eğitimi büyük bir problem oluşturuyor.

Tarımla ilgili en önemli açmazlarımızdan birisi de ithalat. 2018’de tarımsal ihracat 17 milyar dolar iken aynı yıl ithalat 16 milyar dolar olarak gerçekleşmiş. Yani biz hemen hemen ihraç ettiğimiz kadar da ithal eden bir ülkeyiz. Buğday örneği üzerinden üretim- ithalat mukayesesine bakalım: 1988’de 20 milyon 500 bin ton buğday üreten Türkiye 2019’da 19 milyon ton buğday üretmiş. Yani nüfus 52 milyonken üretilen 20 milyon tona karşılık 82 milyon nüfusla ürettiğimiz 19 milyon ton buğday! Yine bu 2019’da tarihimizin en büyük buğday ithalatını yapmışız. İlk on ayda 7.6 milyon ton buğday! Fakat bu buğday, un, makarna ve bisküvi olarak iç piyasaya ve ihracata yönlendirilmiş. Burada sorun, endüstriye dönüştürülerek katma değeri yüksek olan bu buğdayı niçin kendimizin üretemediği ve Rusya, Ukrayna ve Kazakistan gibi ülkelere döviz akıttığımızdır.

Aslında zannedildiği gibi bizim tarımsal ithalatımızı artıran tropikal ürünler değildir. Özellikle Antalya bölgesi gerek açıkta gerekse serada pek çok tropikal ürünü yetiştirebilmektedir. Değeri yüksek olan muz, ejder, avokado, mango, kivi vb. ürünler artık ülkemizde de üretilebilmektedir. Antalya’da domatesin tahtı bu ürünlerle sarsılabilir.

İktidarlar tarımsal ihracatın arttığından hareketle sektörün iyiye gittiğini söylese de aslında dikkatlerden kaçan veya kaçırılan bazı hususlar vardır. Bunların başında ithalat konusu gelmektedir. Zira ithalat fiyatları düşürmektedir. Düşük fiyatlar çiftçiyi üretmemeye yöneltmekte, bu ise tekrar fiyatların yükselmesine neden olmaktadır. Fiyatlar yükselince de bir kez daha ithalat tedbiri devreye sokularak kısır döngü oluşturulmaktadır. Bir diğer konu GSYH’da tarımın payının 2018 itibariyle tarihin en düşük seviyesi olan 5.8 düzeyine düşmüş oluşudur. Bir başka sorun ise tarım arazilerinin yapılaşmaya açılmasıdır. İnşaata dayalı büyüme peşinde olan bir ülke için ne yazık ki bu durum büyük bir ranta işaret etmektedir.

Sektörün önemli sorunlarından birisi de girdi fiyatlarının yüksek oluşudur. Özellikle yem, gübre ve mazot. Girdi fiyatlarının yüksek oluşu çiftçiyi kredi ile yaşamak zorunda bırakmıştır. Kendisi için kurulan Ziraat Bankası’ndaki bunaltıcı prosedür çiftçiyi özel bankalara yöneltmekte ve ne yazık ki o bankaların uyguladığı yüksek faizler bir süre sonra ödenemez duruma gelmektedir. Bu durum çiftçiyi, traktör ve tarlasını satarak şehre göçüp bir işe girmeye zorlamaktadır.

Bir an önce tarımla ilgili sürdürülebilir bir devlet politikası oluşturulmalıdır. Şehirleri de tehdit eden düzensiz göç konusu ile ilgili çözüm burada yatmaktadır.

Konuyla ilgili iki kitap ismi vererek bitirelim. Ali Ekber Yıldırım, Üretme Tüket; Soner Yalçın, Saklı Seçilmişler

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3747/tarim-uzerine

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

23.03.2020     Virüs Salgını Üzerine Düşünceler
16.03.2020 “Karanlık Çağ”
09.03.2020 "Medeniyet Dönüşümü”
02.03.2020 Aktif Ahlaktan Pasif İmana
24.02.2020 Yeni Bir Yolculuk Hikâyesi
17.02.2020 Tarım Üzerine
10.02.2020 Siyah ve Beyaz Arasındaki Sonsuz Zenginlik
03.02.2020 Mesire Yerindeki Gazete Parçaları
27.01.2020 Bunu da Unuturuz
20.01.2020 Toplumsal Özeleştiri
13.01.2020 “Vicdan Zorbalığa Karşı”
06.01.2020 Kandil Şahsiyetler
30.12.2019 Kanal’a Bakan Kurt Gözleri      
23.12.2019 Gelecek’in Geleceği
16.12.2019 Gelecek Partisi ve Vizyonu
09.12.2019 Demokrasi ve İnsan Hakları Günü
02.12.2019 'Güneşin Doğduğu İnsanlığın Battığı Yer'
25.11.2019 Gücün 'Şehir'le İmtihanı
18.11.2019 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde'
11.11.2019 Arayış
04.11.2019 Din Bilim Siyaset
28.10.2019 İnsanın Dört Mevsimi
21.10.2019 Modern Bunalım
14.10.2019 Gündemlerde Kaybolmak
07.10.2019 Yeni Partiler ve Yeni Siyaset
30.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-5
23.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-4
16.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-3
09.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu -2-
02.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-1
26.08.2019 Terörize Edilebilirlik Açısından Dinler
19.08.2019 Kemalist İslamcı Kürt Alevi ? ve Mutabakat
05.08.2019 Ahlâksız Îman
29.07.2019 Eleştiri Kültürü
22.07.2019 Hoşgörü Toplumu
15.07.2019 Mental Yorgunuyuz
08.07.2019 Hayata Dair
02.07.2019 Lgbt veya Cinsel Engellilik
01.07.2019 MAÂRİF DÂVÂMIZ-4
24.06.2019 Maârif Dâvâmız-3
17.06.2019 Maârif Dâvâmız-2
10.06.2019 Maârif Dâvâmız-1
03.06.2019 ?Hoşbulduk - Güle Güle?