Akdeniz’de olmak ya da olmamak

Eklenme Tarihi: 18.01.2020 10:17:08 - Güncellenme Tarihi: 28.02.2020 08:22:33

1.

Gerçekten de son zamanlarda çok kullanılan güzel bir sözdür ‘coğrafya kaderdir’ sözü.

Evet, coğrafya kaderdir.

Kaderin bir cilvesidir ki ikinci binin hemen başında buralara geldik; zamanın süper gücü Bizanslılarla göğüs göğüse gelip savaştık ve Allah’ın cc lüfuyla zamanın süper gücü Bizans’ı yenip bu güzel coğrafyayı vatan edindik.

Bu buraya gelişimizin ve bu güzel coğrafyayı vatan edinişimizin kısacık hikayesidir.

Üzerinde asıl durulması gereken ise buraya nereden ve nasıl gelip, bu güzel coğrafyayı nasıl vatan edinişimiz değildir elbet...

Üzerinde asıl durulması gereken konu buraya neden gelişimizdir.

Bunun elbet görünen ve tarih sayfalarına konu olan bir çok nedeni vardır.

Benim üzerinde durmak istediğim tarihin kaydettiği konular da değil aslında...

Ben bu topraklara gelişimizin asıl nedenini arıyorum...

Bu asıl neden görünenlerden, üzerinde durulanlardan, bahis konusu edilenlerden çok başka...

*

2.

Tarihçi gözüyle Anadolu’ya gelişimizin kısa hikayesini bir de Prof Dr Erhan Afyoncu’nun kaleminden okuyalım..

“Anadolu'ya Türkler'in ilk gelişi 4. yüzyılın sonlarına doğru Batı Hunları (Avrupa Hunları) tarafından gerçekleştirildi.

Hunlar bir taraftan Balkanlar üzerinden Trakya'ya doğru yürürken...

Diğer taraftan Kafkas dağlarını aşıp, Anadolu'ya girdiler.

Kursık ve Basık isimli iki komutan idaresindeki Hun atlıları Erzurum üzerinden Malatya'ya ulaştılar.

Çukurova'ya indiler, Urfa ve Antakya'yı kuşattılarsa da alamadılar.

Kudüs'e kadar inen Hunlar, burada fazla kalmadılar ve 396'da tekrar Kafkaslar'a döndüler.

Türkler'in Anadolu'ya ikinci gelişi Sabarlar'la oldu.

İdil, Don ve Kuban ırmakları arasındaki bölgede bir devlet kurmuş olan Sabar Türkleri 6. yüzyılda Kafkaslar'ın güneyine kadar olan toprakları ele geçirdiler.

Daha sonra Kayseri, Konya, Ankara taraflarına şiddetli akınları oldu.

Proto-Moğollar'dan, Kıtaylar'ın 924'te Orhun havalisine hakim olmalarıyla birlikte, bu bölgedeki Türk boyları birbirlerini sıkıştırarak batıya doğru göçetmeye başladılar

Büyük Selçuklular, Karahanlı ve Gazneliler karşısında tutunamayınca, Çağrı Bey 3000 süvariyle 1015'te Anadolu'ya doğru bir keşif seferine çıktı.

Çağrı Bey, Azerbaycan'da rastladığı Türkmenler'i de alıp 1018'de Doğu Anadolu'ya girdi.

Ermeni kaynaklarına göre ‘mızrak, ok ve yaydan ibaret olan silâhları çekili, beli kemerli, uzun ve örülü saçlı, rüzgâr gibi uçan Türk atlıları’ karşısına çıkan Bizans birlikleri ‘yağmur gibi atılan oklar’ karşısında mağlup oldular.

Çağrı Bey, Van gölü civarını ele geçirdikten sonra Nahcivan ve civarını kontrol altına aldı.

Rastladığı Bizans kuvvetlerini ardı ardına yenilgiye uğrattı.

Büyük Selçuklu Devleti kurulmadan önce Oğuzlar'dan kopan bir kısım boylar Azerbaycan, Güneydoğu Anadolu ve Irak'a gitmişlerdi.

Göktaş, Buka, Mansur ve Anasıoğlu idaresi altındaki Türkmenler, Cizre ve Diyarbakır havalisi ile Musul'u ele geçirmişlerse de uzun süre buralarda hakim olamadılar ve Azerbaycan'a geri döndüler.
Kendilerine yurt, hayvanlarına da otlak arayan Türkmen kitleleri, BüyükSelçuklu topraklarına gelmeye devam ediyordu.

Selçuklular Türkmenleri, kargaşa çıkarmalarını ve otlak sıkıntısına sebebiyet vermelerini önlemek için Anadolu'ya sevk etti.
Türkler, Suriye ve Irak'a da gidip, yerleşmişlerse de ülkelerin iç bölgelerine girmemişlerdi.

Bu bölgelerin iklim ve otlak durumunun hayvanları için uygun olmaması, Türkler'in buralarda yoğun bir şekilde yayılmasına engel oldu.

Anadolu ise iklimi ve geniş otlakları ile Türkler'in hayat tarzına uygundu.

Aynı zamanda Anadolu'nun yoğun bir nüfusa sahip olmaması ve burada Türkler'e direnecek güçlü bir askeri organizasyonun bulunmaması da Türkmenler'in buraya gelmesini teşvik edici unsurlar oldu.

Oğuzlar, 1040'da Dandanakan'da Selçuklular'ın idaresinde Gazneliler'i yenip, kendi devletlerini kurdular.

Selçuklular, Gazneliler'i mağlup ederek Maveraünnehir bölgesine hakim olduklarından, kendileri Anadolu'ya gitmediler.

Fakat Moğol kabilelerinin baskısıyla Orta Asya'dan ülkelerine gelen Türkmenleri Anadolu'ya gönderdiler.
1048'deSelçuklular Hasankale zaferini kazandılar.

1059'da Sivas ve Malatya'yı ele geçirdiler.

1064'te Alparslan, Kars'ı fethetti.

1067'ye gelindiğinde Kayseri, Niksar ve Konya fethedilmişti.

Afşin Bey, 1068'de İstanbul Boğazı'na kadar geldi.
1071 Malazgirt Zaferi Anadolu'nun kapılarını Türkmenler'e açtı...

Anadolu ‘Türkiye’ oldu.”

*

3.

Evet coğrafya kaderdir...

Ve biz bu topraklara kıyamete kadar bize verilen kaderimizi yaşamaya geldik.

Gelişimiz zahiren şu veya bu nedenden olabilir.

Doğudan Moğolların baskısı...

Daha sonra büyük Selçukluların kendilerinden sonra yurtlarına gelen Türkmenleri Anadolu’ya yönlendirmeleri...

Türkmenlerin bugünkü Irak ve Suriye topraklarınıniç taraflarını kendi yaşayışlarına uygun bulmayışları...

Uçsuz bucaksız otlaklarıyla Anadoluyu beğenmeleri, tercih etmeleri ve yerleşmeye başlamaları...

Anadolu yurt edinmeye başlayan Türkmenleri Anadolu’dan atmak isteyen Bizans Ordusunu Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın 26 Ağustos 1071’de yenilgiye uğratarak Anadoluyu Türkler için vatan edinmesi...

Ve bu tarihten başlayarak Anadolu’nun ‘Türkiye’ olması...

*

4.

Bu tarihi gerçekler ışığında düşünmeliyiz!

Orta Asya’dan gelerek Anadolu’ya yerleşen; kanlarıyla, göz yaşlarıyla, terleriyle Anadolu’yu vatan edinen bütün etnik unsurlarıyla Müslüman Türk Milleti bu topraklarda olmasaydı; bin yıldır bu topraklardan Müslüman Türk Milletini atmak için didinen Haçlıları kim durdurabilirdi?

Müslüman Türk Milletini bu topraklardan atmak için Hülagu Hanı, Timur’u, Şah İsmail’i ve arkasından gelenleri Anadolu’ya gönderenler başarılı olsalardı bugünkü nüfusuyla iki milyarlık bir İslam Dünyası olur muydu?

Olmazdı...

Ya da şöyle diyebiliriz:

Türkler bu toprakları vatan edinmeselerdi, elbet Allah cc bir başka kavmi ümmetin başı olarak bu topraklara getirirdi.

Getirmediğine göre...

Ve bu toprakları haçlı sürülerine karşı Bütün Etnik Unsurlarıyla Müslüman Türk Milletine koruttuğuna göre...

Bize düşen Allah’ın cc bize verdiği görevin farkında olarak çalışmak, çabalamak, kan ve göz yaşı dökmek, ter akıtmak ve bu ülkeyi haçlının önünde geçilmez bir set olarak muhafaza etmenin gereğini yapmaktır.

Nedir gereği mi diyorsunuz?

Güçlü olmak!

Bilinen bir gerçektir ki denizlere hakim olmadan...

Denizlerde pay sahibi olmadan...

Güçlü olunamaz, güçlü olamayız!

Güçlü olmadan cihan devletimizi kuramayız!

Cihan devletimizi kuramazsan ümmeti küfrün, zalimlerin, emperyalist güçlerin, talancıların, zorbaların tasallutundan kurtaramayız.

Ümmeti talancıların tasallutundan kurtaramazsak, bu topraklardaki görevimizi yapmamış oluruz.

Ve sorumlu oluruz...

Mizana görevinin gereğini yapmamış bir millet olarak çıkarız.

Böyle bir çıkışı ahiret inancı olan hiçbir mümin istemez, isteyemez.

Öyleyse...

Akdenizde olmak, bizim öncelikle var oluşumuz için mutlak gereklidir.

Ve var oluşumuzu taçlandıracak olan güçlü oluşumuz için olmazsa olmaz derecesinde gereklidir.

Bu gerekliliği bu toprakları vatan edinenlerden başkası anlayamaz...

Anlamak istese de anlayamaz.

Bunun için ‘Libya’da ne işimiz var’ derler...

Onları bu söylemlerinden dolayı kınayamayız.

Çünkü bu topraklar onlar için vatan değil memlekettir.

Bunun içindir ki bu toprakların vatan olmasında kanları, göz yaşları, terleri yoktur.

Olmayacaktır da...

Bunun içindir bu topraklarda taş üztüne taş koyan her insanımıza düşman olmaları...

Bunun içindir fabrikalara, barajlara, yollara, köprülere, hava alanlarına karşı olmaları...

Bunun içindir darbelere ve darbecilere bel bağlamaları...

Bunun içindir bu ülkeye şu veya bu vesileyle haçlı güçlerini davet etmeleri...

Bunun içindir kıblelerinin Kâbe değil Vatikan olması...

Bunun içindir Esed’den, Sisi’den, Hafter’den yana kürek sallamaları...

*

5.

Akdeniz bizim olmazsa olmazımızdır...

Amerika’nın, Rusya’nın, Yunanistan’ın, İngiltere’nin, Almanya’nın, Fransa’nın, Mısır’ın, BAE’nin olduğu veya olmaya çalıştığı Akdeniz’de ve Libya’da olmak bizim en doğal hakkımızdır.

Libya bizim yitik vatan toprağımızdır.

Akdeniz bizim ceddimizden kalan mirasımızdır.

Biz Amerika diye bir devlet yokken, Akdeniz’i ‘Türk Gölü’ haline getirmiş bir milletiz.

Biz Fransa kralını tutsaklıktan kurtarırken Akdeniz’de yelken açıp, hâkim olan bir milletiz.

Biz Mısır’ı bir valiyle yönetirken Akdeniz’de huzur ve sükûnu sağlamış bir milletiz.

Onlar, bunlar, şunlar olacak ama biz olmayacağız öyle mi?

Bizim Libya’da ve Akdeniz’de ne işimiz var öyle mi?

Evet, biz bütün yitik vatan topraklarında olacağız.

Biz Ömer Muhtar’ın Libyasında da...

Barnbaros Hayrettin Paşa’nın, Turgut Reisin Akdenizinde de olacağız, olmak zorundayız...

Olmazsak bizi bu topraklarda yaşatmazlar...

Oysa bu topraklar bize kıyamete kadar vatan olarak verildi...

Biz bu topraklarda gördük devletin ebed müddet olduğunu...

Biz bu topraklarda gördük devletsizliğin, ‘ya devlet başa ya kuzgun leşe’ olduğunu...

Biz bu topraklarda yaşadık her türlü aşkın en güzelini...

Biz millet olarak bu topraklarda bulduk Leylamızı ve Mevlamızı...

Bunun içindir ki bu topraklar bizi sevdi biz bu toprakları sevdik.

Evet, Akdeniz bizim için olmak ya da olmamaktır.

İçimizdeki Bizanslılar anlamasalar da...
 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3688/akdenizde-olmak-ya-da-olmamak

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.01.2020 Akdeniz’de olmak ya da olmamak
03.12.2019 Kadına Dair Notlarım!
15.11.2019 Kaç Bakıcı Bir Anne Eder?
04.11.2019 Derin Devlet ve Devletin Derinliği
07.10.2019 Neme Lazım ya da Tasasız Olmak
22.09.2019 Akrebin Kıskacındaki Türkiye
21.09.2019 Akrebin Kıskacındaki Türkiye
11.09.2019 Böyük Türkiye'ye Büyük Oyun
05.09.2019 'Başlarım Sizin Kürdistan Davanıza!'
26.08.2019 Cinayet mi Kadın Cinayeti mi?
20.08.2019 Bu Topraklar Kılıç Hakkımızdır
05.08.2019 Tayyip Bey ve Cihan Devleti Yürüyüşü
30.07.2019 Ak Parti Nasıl Kurtulur?
22.07.2019 Türk Milletinin Ruhunda Devlet Geni Vardır
15.07.2019 Ölmesine İzin Verilmeyen Millet
09.07.2019 15 Temmuz Kıymeti Bilinmeyen Zafer!
02.07.2019 Öğrenci, Öğretmen, Okul
24.06.2019 Sayın Cumhurbaşkanı Mesajı Nihayet Aldı
18.06.2019 Firavunlar Kaybeder Mursiler Kazanır
10.06.2019 Eğitim Ayakta Durmak İçindir
03.06.2019 İnsanı Düzeltmeden Yargıyı Düzeltemezsiniz
27.05.2019 S-400 ve ABD?nin Sancısı
19.05.2019 Cumhurun İstanbul Sınavı
31.12.2018 Karşı mahallenin hindisi!
16.12.2018 Yerel Seçimlerde Cumhurun mutlak ittifakı şarttır
28.11.2018 Belediye başkan adaylarına
16.11.2018 Sayın Cumhurbaşkanım bu milleti günaha sokmayın!
01.11.2018 Diplomasız ariflere sualimdir: Odun mu seçelim yoksa ceket mi?
24.10.2018 İttifak çok ince ayar bir iştir
13.10.2018 ?Vay anasını! Gördünüz mü? Papaz Brunson bırakıldı! Ben dememiş miydim??
08.10.2018 Karşılıksız para gibi karşılıksız diplomalar
02.10.2018 İdam adalet müebbet zulümdür
23.09.2018 Yerel seçimler milat olsun
30.08.2018 Kainat imamı, mesih, mehdi, Rabinoğlu FETÖ'nün hakkını yemeyelim
13.08.2018 Haçlı Kuşatmasında bir 'diktatör' Recep Tayyip Erdoğan
03.08.2018 Bir ana, bir bebek ve Amerikan ambargosu
23.07.2018 15 Temmuz bağlamında vatan hizmeti ve bedelli askerlik
15.07.2018 Eğitim kanayan yaramız
05.07.2018 Yirmi iki yıl önce ne demişiz?
29.06.2018 24 Haziran için ne demiştik, ne oldu, ne olacak?
23.06.2018 24 Haziran dünyanın sonu değil
19.06.2018 Seçim sonrasında yeni Türkiye
08.06.2018 Sağ ve sol arasında oy geçişleri
30.05.2018 Cumhur İttifakı içinde oy değişimi
20.05.2018 Dürüst ve cesur
12.05.2018 Sayın Cumhurbaşkanım seçmenin aklını test etmeyin
02.05.2018 Sayın Cumhurbaşkanına son çağrımdır
27.04.2018 Özlenen Birliktelik 'Cumhur İttifakı'
22.04.2018 Sistem değişirken
09.04.2018 Bir kahramanlık hikayesi
02.04.2018 Şeker Fabrikaları bağlamında 'Devlet'
19.03.2018 Tarih dönerse talih de döner
12.03.2018 Sayın Cumhurbaşkanının delikanlısı olmalı
01.03.2018 28 Şubat'tan Cihan Devleti'ne
31.01.2018 Biraz Şahadet Göderin'den Kızılema'ya
22.01.2018 BEDİRDEN HENDEK?E SURİYE HAREKÂTI
12.01.2018 SAYIN CUMHURBAŞKANIM KANAMAYI DURDURUN
03.01.2018 ON MİLYON İRANLI GÖÇMENE HAZIR MISINIZ?
28.12.2017 EY RABİNOĞLU FETULLAH TEVBE ZAMANI!
19.12.2017 TEPEGÖZ YA DA KART DOMUZ TRUMP
14.12.2017 KUDÜS GÜÇLÜNÜNDÜR
05.12.2017 FARZ-I KİFAYE YA DA TOPLUMSAL FARZLAR
30.11.2017 DÜNYA AMERİKAYI YARGILAMALI
20.11.2017 MEHDİNİN ASKERLERİ YA DA RABİNOĞLU FETULLAH?IN KULLARI
09.10.2017 AMERİKA BİTMEDEN DÜNYADA SAVAŞ BİTMEZ
29.09.2017 MTV YA DA DEVLET OLMAK BEDEL İSTER
20.09.2017 KALKAN TEOG?UN AKLA GETİRDİKLERİ
07.09.2017 BEŞ DİPLOMALI İŞSİZLER
28.08.2017 GÜÇLÜ KUVVETLİ KULLAR
16.08.2017 AK PARTİ'NİN ON ALTI YILI
09.08.2017 HIRSIZI DÖRT İŞLEMLE BULMAK
28.07.2017 MERVE KAVAKÇI'DAN ?KÖROĞLU GÖZÜN KÖR OLSUN?A
17.07.2017 FETOYİSTLERLE NASIL BAŞ EDECEĞİZ?
10.07.2017 UÇ BEYLİĞİNDEN CİHAN DEVLETİNE
01.07.2017 Mahatma Gandhi?den Gandi Kemal?e HAK YÜRÜYÜŞÜ
20.06.2017 İYİ BİR İNSAN OLMAK
12.06.2017 İLİM İSTEMEK
06.06.2017 ABD'NİN TÜRKİYEYİ İŞGAL HAZIRLIĞI
02.06.2017 ŞEHİTLER KERVANI UZAYIP GİDİYOR
23.05.2017 SAYIN CUMHURBAŞKANIM BU MİLLET İSTEDİĞİNİZ HERŞEYİ VERDİ
16.05.2017 TALANLA BÜYÜYEN, YALANLA YÜRÜYEN DEVLET: ABD
17.04.2017 TÜRKİYE KAZANDI
08.04.2017 EVET?E ODAKLANIN
01.04.2017 SÜMÜKLÜ ADİL İKİNCİ ADAM MI?
13.03.2017 ALÇAK ÜLKE/ NETHERLANDS YÖNETİCİLERİ NE YAPMAK İSTİYOR
06.03.2017 PARTİCİ Mİ? PARTİLİ Mİ?
27.02.2017 EVET Mİ, HAYIR MI SÖYLE NEDİR SENİN CEVABIN?
19.02.2017 BU MİLLETİN TAMAMI VATAN HAİNİ Mİ?
12.02.2017 YA PRANGALI DEMOKRASİ YA DA CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ
05.02.2017 REFERANDUM YA DA MUHAFAZAKÂRLAR ARASI MEYDAN SAVAŞI
29.01.2017 DEVLETİ ASLİ GÖREVLERİNE DÖNDÜRMEK
25.01.2017 MİLLETİ YÖNLENDİRMEK ZORDUR
16.01.2017 CHP, NEREYE GİDİYOR?
09.01.2017 ALGI YÖNETİMİ VE MUSTAFA KUSEYRÎ
03.01.2017 ALLAH (C.C.) KUDRET ELİYLE İSLAM?IN SON ORDUSUNU SON VURUŞA HAZIRLIYOR
25.12.2016 CİA RABİN OĞLU FETULLAH?I OYUNA GETİRDİ
20.12.2016 ABD?NİN ORTADOĞU?DAN KOVULUŞU
07.12.2016 MEMURSEN YA DA AH AKİF AĞABEY
30.11.2016 'EĞİTİMDE MESAFE ALAMADIK'
20.11.2016 USÜL ESASTAN ÖNCEDİR
09.11.2016 ABD SEÇİMLERİNDE ALGI OPERASYONU ÇÖKTÜ
27.10.2016 BAŞKANLIK SİSTEMİ
12.10.2016 RABİN OĞLU FETHULLAH?IN SAPTIRDIKLARI
06.10.2016 ?EDERİ BİR DOLAR OLAN GERİ GELECEKSE, GÖMÜLMEYE DE HAZIR OLMALI?
23.09.2016 OHAL MUTLAKA DEVAM ETMELİDİR
17.09.2016 SABATAİZMDEN FETOİZME
08.09.2016 PKK ÜRETEN FETÖ BATAKLIKLARI