ONLARA HEZİMETLER, BOZGUNLAR ARMAĞAN EDECEĞİZ

Terör şeytanın son savaş taktiğidir. Bu taktiği icat eden, acımasızca ve ahlaksızca kullanan kişi ve odakların öncüleri ABD’de yaşıyor. 

Biz nasıl savaşacağımızı biliyoruz. Ne olursa olsun insani ve İslâmi ilkelerden taviz veremeyiz. İnancın, onurun, insanlığın savaşı bunu gerektirir. Ancak düşmanımızın nasıl savaşması gerektiğini biz belirleyemiyoruz. Alçaklıkta sınır tanımayan düşmanla savaşmak çok zordur. Zor olan ölmek değildir. Zor olan tahammül sınırlarını zorlayan insani düşüş ve sefalete dayanabilmektir.

Biz imanla, ısrar ve inatla bize yaşattıkları acıyı asla onlara yaşatmak istemedik, istemiyoruz. Eğer bunu yaparsak savaşı baştan kaybetmiş oluruz. Erdemli imanlı, adil, merhametli olmak savaşı kazanmaktır. Bütün bu değerleri kaybettiğiniz durumlarda ise kaybedenlerden olursunuz. İnancın, ahlakın, asaletin savaşını vermek böyledir. Dayanacak, direnecek ve milletçe tahammül edeceğiz. Başka çaremiz çıkışımız, çözümümüz yoktur. Bu bizim varlık ve hakikat seçimimizle ilgili husustur. Biz böyleyiz. Böyle olmak için varız, dayanıyoruz, savaşıyoruz. Ne yapalım ki onlar da öyleler. Öyle oldukları için böyle savaşıyorlar. Bu aşağılık, iğrenç yolları, araçları taktik olarak kullanıyorlar.

Ülkeleri karıştırıyorlar. Oralarda huzursuzluklar, sosyal, siyasal çatışmalar çıkarıyorlar. Ajanları vasıtasıyla iç savaşı kışkırtıyorlar. Öldürüyorlar, yakıp, yıkıyorlar. Sabotajlar, suikastlar, devrimler, ayaklanmalar, kalkışmalar, darbeler organize edip, örgütlüyorlar. Sonra da pişkin pişkin demokrasiden, insan haklarından bahsediyorlar. Bunlar sadece yalancı değil. Makul düzeyde kimi yalanlar kabul edilmez olmayabilir. Mesela ben çocuksu yalanlara bayılırım, Hatta buradan hareketle sanal gerçeklikten ve bunun da sanata elverişli bir alan olacağından bile bahsedilebilir. Ancak bu emperyalist kâfirler hem yalancı hem alçak. Alçaklıklarının siyasi, kültürel propagandasını yapmaya algı yönetimi, ona da reel politik diyorlar. Yere batsın sizin algılarınız da olgularınız da reel politiğiniz de. 

İşte Kılıçdaroğlu’nun konvoyuna suikast saldırısı yapıldı. Neden? Çünkü Kılıçdaroğlu istedikleri çizgide kalmadı. Çizgiyi geçti. Milli iradeyi zayıflatıcı bir tutum içinde olsaydı veya etnik ayrımları körükleyenlere malzeme olacak bir dil kullansaydı belki bu saldırı olmayacaktı. Kılıçdaroğlu’na bağladıkları umut da Yeni Kapı ruhuna verdiği katkıyla boşa çıktı. 15 Temmuz darbesiyle darmaduman edeceklerini düşündükleri aziz millet, hainleri darmadağın etti. Bu darbenin acısıyla kıvranıp duruyorlar.

Ne yapsalar boş. Bu milli birliği ve bütünlüğü aşmanın, geçmenin imkânı yok. Bunu herkes gördü. Gördü ama ders alacağa da benzemiyorlar. O zaman biz de onlara hezimetin ve kesin bozgunların acısını yaşatmaya devam ederiz. Onlara hezimetler, bozgunlar armağan ederiz. Püskürttüğümüz her darbe denemesinden, her çelmeden sonra yolumuzu yürüyüş kararlılığımız daha da artar. Daha ileri mevziler tutarız. İşte PKK'lılarca bomba yüklü kamyonla Şırnak’ın Cizre ilçesinde polis kontrol noktasında yapılan saldırıda ilk belirlemelere göre 8 polisin şehit olması, 45 kişinin yaralanması hepimizin hüznüne hüzün katmıştır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz.

Demokratik açılımlarla birlikte güçlenen milli irade zemininde devletle halkın kaynaşması güçlü, yüksek bir motivasyon oluşturmuştur. Bütün bir ülke olarak bu motivasyonla ekonomik ve topyekûn kalkınma yolunda 2023 hedeflerine doğru hızlı bir kararlılıkla ilerlememizin, kimi karanlık odaklar tarafından engellenmek istendiği açık bir gerçektir. Terör, darbe ve işgal girişimlerinin amaçlarından biri de Türkiye’nin önlenemez yükselişini durdurmak, asil, onurlu duruşumuz ve milli motivasyonumuzu bozmaktır. Bugün Cizre’de alçak yüzünü bir kez daha gösterdiği terörün yapmak istenen budur. Yıkmak ve yıldırmak!

Engin sağduyulu tavrıyla halkımızın özellikle 15 Temmuz’dan bu yana gösterdiği kardeşçe birlik ve bütünlük, bütün emperyalist oyunları bozan ana faktör olmuştur, olmaya devam etmektedir. Ne yaparlarsa yapsınlar halkımız ideolojik kandırmaların zehirli ikliminden çıkmıştır. İslâm kardeşliği ve istiklâl ruhu ile yeni canlanmalar, heyecanlar başlamıştır. İnsanıyla bütünleşen Türkiye, oynanan bütün oyunları boşa çıkararak amacına doğru daha taktik ve stratejik hamleler yapmakta, içeride ve dışarıda mevziler kazanmaya, kazanımlarını artırmaya devam etmektedir.
Bu saldırılar, bir yandan tarihsel, kültürel bağlantılarımızla gönül coğrafyamız olan Suriye’de tartışılmaz etkimizi, diğer yandan muhteşem bir proje olan Sultan Selim Köprüsünün açılışıyla gösterdiğimiz dinamik canlılığı bozamayacaktır. Her saldırı bizi birbirimize daha çok yaklaştıracak, yakınlaştıracaktır. Millet olarak azmimiz, direncimiz, heyecanımız daha çok artacaktır. Kardeşliğimiz, bütünlüğümüz daha muhkem olacaktır. Cizre terör saldırısını lanetliyorum. 

Peki ne yapacağız? Bunun cevabını vermeyecek miyiz? 

Verilecek. Hiç merak ve endişe etmeyiniz çok kesin bir cevap verilecek. Onlar kendi usul ve araçlarına uygun saldırıyorlar. Biz de kendi usul ve araçlarımızla cevap vereceğiz. Nerede? Her yerde. Asıl cevabı Suriye’de Cerablus’ta, Menbic’de, El Bab’da, Rakka’da vereceğiz. Onlar bu tarz alçak saldırılarına devam ettikleri sürece bizim onların cephede ciğerlerini sökme şiddetimiz daha acımasız olacak.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/368/onlara-hezimetler-bozgunlar-armagan-edecegiz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar