Kandil Şahsiyetler

Eklenme Tarihi: 06.01.2020 11:27:02 - Güncellenme Tarihi: 18.02.2020 21:33:31

Her toplum kendi kaderini tayin edecek etkili şahsiyetleri bünyesinde taşır. Onlar pek tanınmaz. Çalışıp üretmekten vitrine çıkmaya fırsat bulamazlar. Aslında onların arzusu da değildir vitrinde sergilik bir obje olmak. Onlar kendi milletinin geleceği için kendi hayatlarını vakfeden asil insanlardır. Adeta toplumun yarınlarına ışık olmak için kendini tüketen kandil gibidir onlar. Bazen Aziz Sancar, bazen Yaşar Kemal olur isimleri; bazen Sezai Karakoç olur bazen de Fuat Sezgin. Sadece çalışırlar. Başkaları kendi özel hayatını kurma telaşındayken onlar halkının yarınlarını kurmanın derdindedirler.

Bir toplumda bahse konu bu insanlar ne kadar çoksa ve kıymeti biliniyorsa o toplumun yarınları var demektir. Tersi o toplumun kıyametidir. Her meslek ve sanat kolunda vardır bu abide kişiler. Bazen bir asker olur dağlarda, ülkesinin güvenliği ve özgürlüğü için ter ve kan döken. Bazen bir öğretmen olur, mahrumiyetin dibini bulmuş bir köyde, çocukların geleceği için terör namlusuna doğru korkmadan ve koşarak yürüyen. Bazen bir siyasetçi olur, yağlı urganları bildiği için kefenini giyip yola koyulan. Bazen bir akademisyen olur, ilmin namusunu hiçbir hevese çiğnetmeyen. Bazen bir çiftçi olur, nasırlı elleriyle ülkenin istikbaline tohum serpen. Bazen bir polis, bazen bir memur, bazen bir işçi, bir doktor bir zanaatkar, bir sporcu, bir ev hanımı veya yazar…

Malumunuz, Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle 2019 yılı Fuat Sezgin Yılı ilan edilmişti. Yıl içinde buna dönük etkinlikler gerçekleştirildi. Şimdi merhum Fuat Sezgin Hocayı biraz daha yakından tanıyalım.

Hoca 1924 Bitlis doğumlu. İlkokulu Doğubeyazıt’ta, ortaokulu Bitlis’te ve liseyi de Erzurum’da okudu. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap ve Fars Filolojisi bölümünde tamamladı. Mühendis olmak gayesiyle gittiği İstanbul’da tanıştığı ünlü Alman şarkiyatçı Hellmut Ritter onu çok etkiledi. Ritter’in katı ilim disiplinine rağmen yüksek öğrenimini onun nezaretinde devam ettirdi. “Mecazul-Kuran ve Buhari’nin Kaynakları” isimli doktora ve doçentlik tezlerini yine Ritter’in nezaretinde yaptı. Ünlü Alman şarkiyatçı Carl Brockelmann’ın İslam bilim tarihine dair en kapsamlı eser olarak nitelendirilen “Geschıchte der Arabıschen Lıtteratur”’da pek çok hata tespit etti. Arapça yazma eserler literatürü olan bu ünlü eser GAL kısaltmasıyla bilinir. GAL 50 yılda yazılmış 5 ciltlik bir eserdir. Fuat Sezgin hoca GAL’da o kadar çok hata tespit etti ki bu kitabı baştan yazmaya niyet etti. Fakat hocası Ritter, GAL’ın aşılamaz bir eser olduğu konusunda ısrar ediyordu. İşte Fuat Sezgin Hoca, en azından on Doğu dilini çok iyi bilen Brockelmann’ın bu eserini aşacak olan Geschıchte des Arabischen Schrifttums (GAS)’u yazmaya başlar. Bu sırada Türkiye’de 27 Mayıs askeri darbesi gerçekleşir. Askeri cunta 147 üniversite hocasını görevinden uzaklaştırır. Fuat Sezgin de bu “147’ler” içindedir. Fakat Hoca yılmaz. Almanya’da çalışmalarına devam eder. Üzerinde atmış yıl çalıştığı ölümsüz eser 15 cildi bulur ve Almanca olarak yazılır. Bu eser, atmış ülkedeki yüzlerce kütüphanede bulunan binlerce cilt eski eserin (400 000 cilt yazma eser) tek tek incelenmesiyle oluşmuş bir İslam Bilim Tarihi bibliyografyasıdır. Bernard Lewis’in de içinde bulunduğu Batılı bilim çevreleri bu tür bir kitabı bir Türkün yazabileceğine inanmaz. Ne yazık ki bu şaheser hala Türkçe’ye çevrilemedi.

30 Haziran 2018’de İstanbul’da vefat eden Hoca’nın önemli bir çalışması da Müslüman ilim adamlarına ait buluşların bire bir maketlerini yapmak ve bunlar için bir müze kurmaktır. İstanbul’daki Gülhane Parkı’nda Hoca adına böyle bir müze kurulmuş ve Fuat Sezgin’in uzun yıllar devam eden maket çalışmaları bu müzede sergilenmiştir.

Buradan itibaren sözü, Sefer Turan’ın Fuat Sezgin ile yaptığı röportajlardan oluşan ve 2010 yılında ilk baskısı yayınlanan Bilim Tarihi Sohbetleri kitabına bırakalım.

Sefer Turan, Hoca’ya sorar: 27 dil bildiğiniz söyleniyor doğru mu? “Mübalağa etmişler” diye cevaplar Hoca. Ama Hellmut Ritter’in ona her yıl bir dil öğrenmesi gerektiği yönündeki tembihini de ekler. Ritter’in 32 dil bildiğini başka bir bölümde aktarıyor Hoca. Almanların lisede 3 dili mutlaka öğrettiklerini de ekliyor. Arapçayı öğrenmesiyle ilgili bir anısı da şöyle aktarılıyor: 1943’de Almanlar Bulgaristan’a girince Türkiye’de tüm okullar tatil edilir. Ritter, Fuat Sezgin’e Arapçayı öğrenmen için sana bir şans çıktı, altı ay süren var ya öğrenirsin ya da bu işten vaz geçersin der. Fuat Hoca babasından kalma 30 ciltlik Taberi Tefsirini açar ve başlar Arapça öğrenmeye. Günde 17 saat çalışıyordum diyor röportajda. Hoca, röportajın yapıldığında 82 yaşındaydı ve hala günlük 10 saatten fazla çalıştığını belirtiyor. Başka bir yerde de 70 yaşına kadar 17 saatlik çalışma temposunu sürdürdüğünü ifade ediyor. Neyse, altı ay sonra okullar açılır. Ritter’in odasında ilk sınav başarıyla verilir.

Röportajda ilk Almanya günleri de yer alıyor.  Orada ilk zamanlar yaşadığı zorluklar… 1960 Darbesini yapanların her şeyi yanlış yaptıklarını tek kendisini yurt dışına göndermekle doğru yaptıklarını, darbecilerden birisinin yüzüne, yıllar sonra söylediğini de okuyoruz orada. İslam Bilim Tarihi Müzesi ve içindeki eserler genişçe ele alınmış. 800 buluş maketi. Dile kolay! Müslüman bilginlerin kimyadan matematiğe, astronomiden tıp ilmine, coğrafyadan botaniğe kadar onlarca ilim dalında icat ettikleri yüzlerce buluşun bire bir maketi!

Dakikaları ölçen ilk saatin daha 12.yüzyıl başında İslam dünyasında yapıldığını, Amerika’ın ilk kaşiflerinin Müslümanlar olduğunu, Katip Çelebi’nin bilimsel metodunun modern metotla aynı oluşunu, beşeri coğrafyanın Karl Ritter tarafından değil Makdisi tarafından kurulduğunu, Dünyanın gerçeğe en yakın ilk haritasını Müslümanların çizdiğini, bizim hiç kıymetini bilemediğimiz Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nin 77 adet buluşu tarif eden bir şaheser olduğunu, 27 yaşındaki Biruni’nin 18 yaşındaki İbni Sina ile ışığın hızı konusunda bir münakaşaya girdiğini, Cabir b. Hayyam’ın tüm sesleri (hayvan sesleri de dahil) karşılamak için 700 harflik bir alfabe icat ettiğini ve insanın da bir tür yaratma eylemine sahip olduğunu, bunu derken de kainatın matematiksel ölçüler esasına göre yaratıldığı gerçeğinden hareket ettiğini, ilmi çalışmalarda kaynak verme kültürünün Müslümanlara ait olduğunu, matematiksel coğrafyanın kurucusunun Biruni olduğunu ve bunun tarihini ilk yazan kişinin de Fuat Sezgin olduğunu, hicri 1.yüzyıl sonlarına doğru İslam dünyasında okuma yazma bilenlerin sayısının bütün dünyadaki okur-yazarlardan fazla olduğunu, Sibeveyh’in el-Kitab isimli gramer eseri yazıldığında dünyanın doğusunda da batısında da her hangi bir gramer kitabının yazılmadığını ve bilinmediğini ve daha pek çok şeyi Sefer Turan’ın Bilim Tarihi Sohbetleri kitabından ve Fuat Sezgin Hocanın dilinden okuyabilirsiniz.

2013 yılı diye hatırlıyorum. Yine İstanbul’a gitmiş ve Gülhane Parkı’nda bulunan İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’ni ilk kez ziyaret etmiştim. Güzel bir tevafuk o gün Fuat Sezgin Hoca da müzede talebelerine ve müze görevlilerine bir şeyler anlatıyordu. Ben de yaklaşıp epeyce dinlemiştim. Bu Hoca’yı ilk ve son görüşümdü. 2019 Temmuzundaki ikinci ziyaretimde Müze önündeki kabri başında Hoca’ya dualar edebildim ancak.

Bir ülke ancak ve sadece böyle fedakar insanların omuzlarında yükselebilir. Ülkeyi talan eden etkili etkisiz, yetkili yetkisiz tüm asalak tipler denize düşen Müslüman dünyanın ayağına bağlanmış taşlar mesabesindedir. Çalışmaktan başka çıkar yolumuz yok. En tepeden en tabana tüm bireyler bir birine güven esası ve çalışma azmiyle hareket etmedikçe “gelişmekte olan ülke” tanımlaması ötesine geçemeyeceğiz. Fuat Sezgin Hoca’yla yapılan röportajın kitabını ısrarla tavsiye ederim.

 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3667/kandil-sahsiyetler

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar