Kanal’a Bakan Kurt Gözleri      

Eklenme Tarihi: 30.12.2019 15:32:25 - Güncellenme Tarihi: 04.04.2020 08:52:13

Zor bir ülkede yaşadığımız doğru. Ama zor olduğu kadar eğlenceli de bir ülke burası. Mesela TOGG’un prototipini ürettiği aracın farlarında kurt gözü gören tasavvuru düşünün. Bunlar İstanbul Kanalı’nda kim bilir neler görecek. Tünel, köprü, yol ve hastanelerde gördüklerini paylaşmamışlardı. Subliminal mesajları yâni normal insan algısı limitlerinin altında kalan o mesajları ortaya çıkarabilen dehaların bol olduğu bir sosyolojide yaşamanın tadı da bir başka oluyor!

Geçenlerde sosyal medyada noelle ilgili bir paylaşım yapmıştım. Noelin, Hıristiyanlar tarafından Hz. İsa Peygamberin doğumu anısına yapılan dini bir kutlama olduğunu belirtmiştim. Yazdığıma bin pişman ettiler. Yok efendim Hıristiyanlar onu tanrı sayıyor bir peygamber olarak kabul etmiyor; O zaten 25 Aralık’ta da doğmamıştı, hurma zamanında doğmuştu; sınır tanımaz eğlenceyi nasıl meşrulaştırırsın … gibi bir sürü itiraz. Ben de kendi kendime Nisan’da doğan Hz.Muhammed’in mevlid kandilini her yıl 11 gün farkla yıla dağıtırken hiçbir sakınca görmeyen zihnin İsa Peygamberin doğum kutlamasını hurmaların olgunlaşma dönemine sabitlemesine tebessüm etmiştim.

Bir de Kanal’ımız oldu, pardon olacak!

İki yıl sonra üretileceği söylenen ama üretilip satışa sunulacakmış gibi bir hava estirilen yerli arabamızdan sonra nur topu gibi bir de kanalımız olacak. Adı bile harika, Kanal İstanbul. Baraj Atatürk, Ova Adana, Boğaz Çanakkale vs. gibi neşeli bir isim. Benim ilgimi çeken ise bilim adamı sıfatlı onlarca insanın güya yine bilim adına bu projeye taraftar veya karşıt olması. Hatta yeni kanal güzergâhının altında Tapınakçılara ait gemiler dolusu hazine bilgilerini Vatikan kaynaklarından bulup ülkenin geleceğini kurtarmaya aday bilim insanları bile var. Eğer buna inanamadıysanız başka bir biliminsanın tespitlerini değerlendirebilirsiniz. Denizbilimci uzmanımız, Karadeniz’de bugüne kadar hiç olmasa da bir patlamanın olabileceğini ve Boğaz’ı yıkabileceğini söylüyor. Tabi bilim ve teknoloji üniversitelerine kütük ağlatan adamları dekan/rektör yaparsanız olacağı budur. İnsan ister istemez Türkiye’de bilim yok bilimler var diyesi geliyor. Demek ki sadece din siyasileşmiyor bilim de siyasileşiyor. Aslında her şey siyasileşiyor.

Burada Ekrem İmamoğlu’nun ileri görüşlü oluşunun altını çizelim! Başkan, daha aylar öncesinden sanki şehrine kurulacak Dubâivâri bir kanalı hissedip “her şeyin çok güzel olacağını” müjdelemişti. “Bunu bir genç delikanlı söyledi, İmamoğlu’nda nerede o basiret” diye itiraz edenlere bir şey demeyeceğim. Ama daha o zamandan “sükse”yi gördüğünü düşünüyorum.

Aslında bizim partiler komedi dükkanı gibi. Mesela Ak Parti. Meclis’te termik santral bacalarına filtre takılmasını erteleyen yasa tasarısı hazırlıyor, arkasından Ak Parti genel başkanı Tayyip Erdoğan tasarıyı veto ediyor. Komedi Dükkanı dedik ya! Bir başka parodide de Ziraat’ın simitçilik yapma hakkı elinden alındı. Öbür dükkan CHP başka bir âlem! Bir hafta ülkeyi “Saraya giden CHP’li” ile meşgul ediyorlar. İşin arkasından Rahmi Turan-Talat Atilla prodüksiyonu çıkıyor. Aradan bir hafta daha geçiyor yine yayın saati geliyor. Yeni skeç rüşvet üzerine. CHP’nin komplo teorisyenleri Saray’a giden CHP’liyi buluyor! Sinan Bey rüşvet kelimesini kullanmadan oluşturacağını düşündüğü algıyla Mansur Yavaş’a kayyum mesajı vermeye kalkıyor. Muhtemelen Yavaş’ın kendinden önceki başkanın Ankara’yı parsel parsel harcamasını gün yüzüne çıkarma gayretleri karşısında kayyuma kapı aralama faliyeti bu oyun. Toplum ana haberlerden arda kalan zamanlarda Cem Küçüklü, Süleyman Özışıklı, Hilal Kaplanlı tartışma programlarıyla aydınlanıyor. Eskiden Kütahyalı diye biri vardı. Adam sumo güreşçisi taktiğiyle stüdyoyu ve izleyicileri nirvanaya erdirirdi.

Bu ülkede eğlence kadar trajedi de var.

Mesela, Altay tankı. Bu girişim 2007’de başlamıştı. Bugüne kadar sadece 5 adet prototip üretilebildi. Bu süreçte yapılan arazi tahsisleri, oluşturulan konsorsiyumlar ve bunlara açılan alanlar… Anaların kadir gecesi doğurduğu sadece Ethem Sancak değil bu ülkede! Tank Palet Fabrikası’nın hikâyesi ise ayrı bir trajedi örneği. Geçelim.

Bazen trajedi komedi ile birleşiyor ve trajikomik bir hale geliyor. Öyle zamanlarda yüzümüz kızararak gülümsüyoruz.

“Bay Kemal”, “zürriyetsiz”, “dolandırıcı” ve “atma Recep, din kardeşiyiz” gibi ifadeler ise kendi taraftarlarını güldüren ve biraz da rahatlatan trajikomik hallerdir sadece.

Nükteli örnekler de vardı bu ülkede ama Binali Yıldırım gibi star bir siyasetçi bir süreliğine mola aldı, dinlendiriliyor. Dolayısıyla nükteden mahrumuz artık.

Ak Partili Ali İhsan Yavuz’un 31 Mart-23 Haziran arası seçim sürecinde kurduğu “hiçbir şey olmasa bile kesin bir şeyler oldu” cümlesi trajikomedi tarihine girebilecek nadide örneklerden idi.

Libya’ya asker gönderme olayını savunurken Sayın Cumhurbaşkanı’nın, “Atatürk’ün Libya’da ne işi vardı” diyerek muhalefete cevap vermesine bugün için koyabileceğimiz bir isim yok. O ileride üretilecek.

Son olarak “jestli” asgari ücret konusu var. Asgari ücretle çalışanlar büyük gayretlerle ve fedakâr çalışmalarla enflasyona yine ezdirilmedi! Jest yapılmasaydı ezilirlerdi. Az değil 20 liralık bir kıyak! 2019 enflasyonu %12, yapılan zam ise %15. Ve ücret 2324 tl. Bazıları utanmadan bu maaşı az görüp bundan iki kat yüksek öğretmen, üç kat yüksek polis, beş kat yüksek doktor ve 35 kat yüksek Reis maaşını diline doluyor. “Kardeşim yaşadıkları şartları ve yerleri bir düşünün” diyor hakşinas taife! Asgari ücretli, iki artı bir evde yaşıyor ve Toros arabaya biniyor. Ne gideri olacak ki? Zaten yakacak dağdan, ekmek, peynir ve yağ köyden, çocukların harçlığı da emekli veya dul-yaşlı aylığına bağlı nene-dededen! Eee, ne kaldı geriye? Diğerleri öylemi? Adamlar saraylarda ve akıllı binalarda oturuyor. Oranın elektriği var, suyu var, doğalgazı var, çocuk bakıcı parası var, tatil masrafları var, AVM’lerde şişirilmiş kredi kartı ödemeleri var, evin önündeki Nissan Qashqainin bakım masrafları var… Yani var oğlu var.

Yukarıdan beri anlattıklarımı ve Kanal’a bakan Kurt Gözleri’ni görüyorsunuz, anlatmama gerek yok! Herkese neşeli gündem okumaları ve iyi haftalar.

 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3647/kanala-bakan-kurt-gozleri

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

30.03.2020   Hüzün Bulutları
23.03.2020     Virüs Salgını Üzerine Düşünceler
16.03.2020 “Karanlık Çağ”
09.03.2020 "Medeniyet Dönüşümü”
02.03.2020 Aktif Ahlaktan Pasif İmana
24.02.2020 Yeni Bir Yolculuk Hikâyesi
17.02.2020 Tarım Üzerine
10.02.2020 Siyah ve Beyaz Arasındaki Sonsuz Zenginlik
03.02.2020 Mesire Yerindeki Gazete Parçaları
27.01.2020 Bunu da Unuturuz
20.01.2020 Toplumsal Özeleştiri
13.01.2020 “Vicdan Zorbalığa Karşı”
06.01.2020 Kandil Şahsiyetler
30.12.2019 Kanal’a Bakan Kurt Gözleri      
23.12.2019 Gelecek’in Geleceği
16.12.2019 Gelecek Partisi ve Vizyonu
09.12.2019 Demokrasi ve İnsan Hakları Günü
02.12.2019 'Güneşin Doğduğu İnsanlığın Battığı Yer'
25.11.2019 Gücün 'Şehir'le İmtihanı
18.11.2019 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde'
11.11.2019 Arayış
04.11.2019 Din Bilim Siyaset
28.10.2019 İnsanın Dört Mevsimi
21.10.2019 Modern Bunalım
14.10.2019 Gündemlerde Kaybolmak
07.10.2019 Yeni Partiler ve Yeni Siyaset
30.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-5
23.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-4
16.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-3
09.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu -2-
02.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-1
26.08.2019 Terörize Edilebilirlik Açısından Dinler
19.08.2019 Kemalist İslamcı Kürt Alevi ? ve Mutabakat
05.08.2019 Ahlâksız Îman
29.07.2019 Eleştiri Kültürü
22.07.2019 Hoşgörü Toplumu
15.07.2019 Mental Yorgunuyuz
08.07.2019 Hayata Dair
02.07.2019 Lgbt veya Cinsel Engellilik
01.07.2019 MAÂRİF DÂVÂMIZ-4
24.06.2019 Maârif Dâvâmız-3
17.06.2019 Maârif Dâvâmız-2
10.06.2019 Maârif Dâvâmız-1
03.06.2019 ?Hoşbulduk - Güle Güle?