FETÖ Davaları ve Tepkiler

Ahmet Altan ile Nazlı Ilıcak'ın tahliyesi geniş ve sert tepkilere neden oldu. Bazı çevreler, bunu FETÖ ile gerçek anlamda mücadele edilmediği iddiasına kadar götürdüler. Bir kaç gün önce HDP'li Sırrı Süreyya Önder de tahliye olmuş kamuoyunda herhangi bir tepki meydana gelmemişti.

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var, cumhuriyet tarihinde hiç bir gurup veya darbe girişimi ile bu kadar sert mücadele edilmedi. Son 60 yıl bir nevi darbeler tarihidir, hiç bir darbe bu kadar yaygın bir tutuklama yapmadı. Bir çok insan kanunun suç saymadığı fiillerden dolayı işinden edildi, tutuklandı veya soruşturma geçirdi.  Bir çok hukuk adamının ifadesi ile suçlu masum ayırımı yapılmadı, dini aidiyet örgüt aidiyeti gibi görülüp cezalandırıldı.

Kimse 250 insanımızın ölümüne neden olan bir kalkışmanın cezasız bırakılmasını isteyemez, böyle bir istem devletin varlık nedenini ortadan kaldırır. Suçluyu cezalandırmamak yeni suçları teşvik etmektir. Lakin hiç kimse  örgüt ve suç kastı olmadan bir cemaate mensup olduğunu düşünen insanların cezalandırılmasını da doğru bulmaz. Bu tip toplu, toptancı cezalandırma biçimleri bir sürü mağdur doğurur, şartları oluşunca da bu mağduriyetler düşmanlığa dönüşür. Geçmişte de bu tip genellemeci uygulamalar olmuş, ama sonunda daha büyük sorunlara neden olmuştur. Mesela bugün Tunceli’nin bazı bölgeleri  terör üreten bir bataklığa dönüşmüşse bunun sebeplerinden biri de 1938'in uygulamalarıdır. Dün suçlu masum ayırımı yapmadan cezalandırılanlar üzerinden  bugün  terör ve devlet karşıtlığı üretiliyor. Düşünün ki  Atatürk'ün  ve milli mücadelenin yanında olan Diyap Ağa'nın aynı yolda yürüyen çocuk ve torunları bile o cezalandırmalardan kendilerini kurtaramamışlardır.

Burada şunu söylemek istiyorum, niçin Sırrı Süreyya Önder'in tahliyesi hiçbir tepki toplamazken Ahmet Altan ile Nazlı Ilıcak'ın tahliyesi bu kadar tepki çekmiştir. Açıkça belirtelim ki tepkilerin şiddeti ne olursa olsun mahkeme kararı doğrudur ve üstelik geç kalmış bir karardır.(Dilerim bu karardan sonra Mümtazer Türköne'de özgürlüğüne kavuşur) Yargı toplumsal tepkilere göre değil, yasalara ve delillere göre hareket eder. Yazıları yüzünden yargılanan bu kişilerin darbeci olarak ele alınıp cezalandırılmaları mümkün değildir. İnsanların fikirlerine karşı olmak onların adil yargılanma haklarını ellerinden almayı haklı kılmaz. Kaldı ki, bu insanlar 3.5 yıl hapiste kaldılar, bazıları içeride geçirilen yılları dışarıda geçirilen yıllar gibi görüp, bunu bir cezasızlık gibi değerlendiriyor. Öyle değil, hapiste zamanın nasıl geçtiğini, insanın nasıl saniye saniye acı çektiğini,  nasıl çaresiz kaldığını ancak o tecrübeyi yaşayanlar bilir. O bakımdan tepki gösterirken bu kişilerin hiç ceza çekmediklerini düşünmek doğru bir değerlendirme değil.

Ancak asıl söylemek istediğim  şudur, Şerif Mardin, Türkiye'deki kültürel ayrışmanın neredeyse laik/ Müslüman iki ulus yaratma tehlikesine kapı araladığını belirtir. Bir tarafta dini değerler üzerinden kimliklerini inşa edenler, diğer tarafta onu yok sayarak yahut dinle arasına mesafe koyarak kimliklerini oluşturanlar. Mardin, temel değerlerdeki bu farklılığın topluma iki farklı uluslaşma yolu açtığını ifade eder. İşte 15 Temmuz darbesi odaklı tepkilere biraz da bu zaviyeden bakmak lazım. FETÖ üzerinden neredeyse bütün dini kurumlar, bütün dini hassasiyet merkezleri, bütün dini odaklar, tarikatlar, cemaatler zanlı durumuna getirilmek isteniyor. Gösterilen tepkiler işte biraz da iki uluslaşma veya kimlikleşme hattının rekabeti ve ötekine bakışı ile ilgili. FETÖ'nün yarattığı fırsatı  mümkün olduğu kadar geniş bir alana yaymak istiyorlar.Mesele sadece suçluyu  cezalandırmak yahut onun cezasızlığına gösterilen tepkiden ibaret değil, mesele biraz da farklı kültürel kodlara mensubiyetle ilgili... Türkiye, Mardin'in isabetle belirttiği ve neredeyse ayrı uluslaşma vesilesi olacak kültürel ayrışmayı aşmadığı müddetçe bu çatışmalar büyüyerek devam edecektir. Çare, ortak değerlerde buluşmak, ötekinin hukukunu kendi hukukumuz kadar önemsemek ve savunmaktır. Tepkilerin bir kısmı darbe veya darbeciliğe değil, 15 Temmuz ihanetinin verdiği fırsatı diğer gruplara yayma ve onları da denklem dışına itme gayretidir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3542/feto-davalari-ve-tepkiler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar