Türkiye Cumhuriyeti Şirket Değil, Devlettir

Kaç gündür papatya falı açar gibi Sn. Cumhurbaşkanı'nın ABD'ye gidip gitmeyeceğini tartışıyoruz. Bazıları zannediyor ki belirsiz bir durum var,  Sn. CB duruma göre karar verecek. Aslında öyle bir şey yok. Bu anlamsız tartışma ile hem gerçek gündem gölgeleniyor hem de güya ABD'ye  nispet yapılıyor.
Bu tamamen  bir gösteri. Yarın göreceksiniz ki CB Erdoğan ABD'ye gidecek ve hiç bir şey olmamış gibi Trump'la görüşecek. Farklı düşünenlerin, Türk siyasetini hiç tanımadıkları, AK parti liderliğini hiç analiz edemedikleri anlaşılıyor.

ABD'nin onca hakaretine, onca aşağılamasına rağmen hiç bir şey olmamış gibi davranmak yeni hakaretlere yeni aşağılamalara zemin hazırlamaktan başka  bir işe yaramaz. Cezası verilemeyen her davranış tekrarlanır. Şüphe olmasın ki 2020 seçimleri yaklaştıkça Trump'ın aşağılamaları da,hakaretamiz sözleri de artacaktır.
Ben de şahsen Sn. Cumhurbaşkanının ABD'ye gitmemesinden yanayım. Ama CB'nin böyle bir şansı var mıdır bunu zaman gösterecek. Çünkü Barış Pınarı harekatından dolayı yapılan tehditleri hatırlamakta fayda var. Bunların bir çoğu Sn. CB'nin şahsını hedef alan açıklamalardı. Daha doğru bir ifadeyle aba altından sopa gösteren ifadelerdi. ABD'ye gidilmeyecekse sebeplerinden biri bu olmalıdır. Zira böyle bir duruş CB açısından bir meydan okuma anlamına gelecek, mal varlığına yönelik imalara karşı da bir aklanma ve emniyet gösterisi olacaktır.Ayrıca ABD Temsilciler Meclisinin aldığı Sözde Ermeni Soykırımı kararına da tepkimizi göstermiş olacağız.
Ama Türkiye devlet gibi değil, şirket gibi yönetiliyor. Daha önce ülkeyi  şirket gibi yöneteceğiz denilmişti, öyle de yapıldı ve Türkiye bu noktaya geldi. Şirketlerin milli onuru, gelenekleri, haysiyetleri olmaz, tek amaçları daha çok kar yapmaktır. Kar için her türlü alış verişi yaparlar. Doğru olan devleti devlet gibi yani; onurunu, şerefini, haysiyetini düşünerek yönetmektir. Aksi takdirde gelen yüzünüze tükürür siz bunu şeref meselesi yapmak yerine sadece ne kazanır ne kaybederiz diye ticaret meselesi yaparak düşünürseniz bu olmaz,kabul edilemez.Burada ABD tarihinin 15 katı tarihi derinliği olan bir devlet varsa, CB ABD'ye asla gitmemeli, Trump'ın Türk milletinden özürünü beklemelidir.
xxx
Prensip olarak kaleminden başka silahı olmayan gazetecilerin şiddet teşvikçiliği yapmamak  ve örgütlerle hiyerarşik ilişkileri olmamak şartıyla tutuksuz yargılanmalarından yanayım. Bunu defalarca deklare ettim.  Ahmet Altan ile Nazlı Ilıcak'ın tahliyeleri üzerine kıyamet koptu, bu kişilerin tekrar tutuklanmalarını talep edenler, FETÖ ile mücadele edilmediğini söyleyenler oldu. 15 Temmuz'dan beri on binlerce insan tutuklandı, 250 bin insan KHK'larla işlerinden edildi. Bütün bu gerçeklere rağmen  daha hala FETÖ ile mücadele edilmediğini söylemek vicdansızlıktır... Doğru değildir. Mücadele ediliyor, edilmeli ve hukuk çerçevesinden ayrılmadan yapılmalıdır. Bazıları Ergenekon ve Balyoz davalarında yapılan hukuksuzlukları hatırlatarak daha ağır cezalar verilmesini istiyor. Yargı bir intikam yeri değildir, adalet mekanizması şu veya bu grubun intikamını almak için değil, adaleti gerçekleştirmek için çalışır. O yüzden adalet perisinin gözleri kapalı ve elinde şaşmaz bir terazi vardır. Geçmişte yapılan hukuksuzluklar bugün yeni hukuksuzluklar yapmayı haklı kılmaz. Bir kaç gün önce HDP'li Sırrı Süreyya Önder de tahliye edildi. Öcalan'ın "benim kıymetlim" dediği bu kişinin tahliyesine kimse sesini çıkarmadı. Darbeye karışanlar, alkışlayanlar, FETÖ ile organik bağı olanlar elbette cezalandırmalıdır. Ancak burayı dini bir  yapı olarak aldanarak gidenleri veya haklarında hiç bir mahkeme kararı olmadan insanların  işinden gücünden edilmeleri doğru değildir. İnsanlar yargısız cezalandırılacaklarsa mahkemelere ne gerek var?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3521/turkiye-cumhuriyeti-sirket-degil-devlettir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar