Sınırların Çizilmesi ve Toprak Verilerek Yapılan Jest

Eklenme Tarihi: 03.11.2019 08:14:00 - Güncellenme Tarihi: 26.01.2020 01:26:52

Suriye ile ortak sınırımızdaki hareketlilik; sınır güvenliğimizi teminat altına almak için yapılan askeri hareketler ve o sınırın bize göre güneyinde yapmak istediğimiz güvenlik bölgesi gerek dünyada gerekse iç siyasetimizde fırtınalar koparıyor.

Tarih iyi bilinmez ise hamaset veya siyasetin yanlışlıklarında debelenip dururuz.

Gerçi tarihler de hep doğru söylemez; özellikle yönetenin, yazanın veya yazdıranın yahut strateji tespiti için ajitasyon kokan yönleri de olur. Buna rağmen araştırarak doğruyu bulup, tarih okumak, bu şuura sahip olmak, gelecek için doğru kararlar vermemize yol gösterici olur.

On bir yıl önce yazdığım bir yazıyı bugünün konusu ile iltisaklı olacağını düşündüğümden ve okumayanların okuması için biraz değişiklikle tekrar yayınlıyorum.

Toprak verilerek yapılan jest

Lozan anlaşmasından sonra Kerkük, Musul ve güney sınırlarımız hep tartışma konusu olmuş, adeta ikiye bölünmüş bir toplum; yıllarca Lozan hezimet mi zafer mi tartışmasını yaşayıp durmuştur.

Olayları; olan zamanın şartlarını göz önüne almadan kabul veya reddetmek bizim alışkanlık ve geleneğimiz olmuştur. İşte o yüzdendir ki; zafer veya mağlubiyet, muzaffer veya hain damgasını yapıştırmamız kaçınılmazdır. Çünkü akıl ve mantık yerine, mensubiyet ve hissiyat hâkimdir.

Lozan imzalanırken ve imzalandıktan sonra da TBMM?inde ve ülke çapında çok tartışıldı.

?7 Haziran 1926 tarihinde dönemin dış işleri bakanı Tevfik Rüştü (Aras) bey / İdam edilen Fatin Rüştü Zorlu?nun kayın pederidir/ TBMM?nin 115?nci toplantısının 2?nci oturumunda şu konuşmayı yapar: "Şurasını da derhal arz etmeye mecburum ki; hudut üzerinde bile bin kilometre murabbaı ( kare) miktarında lehimize tashihat /düzeltme/ ilavesini teklif ettiler, ESAS DAVAMIZIN BÖYLE BİN VEYAHUT İKİ BİN KİLOMETREKARELİK ARAZİ DAVASI OLMADIĞINI SÖYLEYEREK BU TEKLİF OLUNAN ARAZİDEN DE SARFI NAZARLA/VAZGEÇME/ BÜTÜN MUSUL VİLAYETİNDEN MÜSTAKİL IRAK DEVLETİ LEHİNE FERAGATİPRENSİPLERİMİZE DAHA UYGUN BULDUK"

Yıllardır baş ağrımız olan, terörün beslenme noktası ve üs merkezi haline gelen Kuzey Irak serüvenine bakmakta fayda var.

Birinci dünya savaşından sonra İmzalanan Mondros Mütarekesi /30 Ekim 1918/ den sonra Kerkük hariç, Musul ve Musul vilayetinin çok büyük bir kısmı elimizdeydi ve buranın halkı Türkmen?di, Osmanlı ordusu tarafından korunuyordu. Mütareke hükümlerine göre tüm silahlı kuvvetler bulundukları yerde kalacaktı. İngiliz kuvvetleri Musul?u işgal ettiler: o zamanki şartlarda bir şey yapılamadı.

28 Ocak 1920 /daha TBMM/ kurulmamıştı/ tarihinde İstanbul da toplanan Osmanlı Meclis-i Mebusan /Millet Meclisi/ Musul ve Kerkük?ün de Misak-ı Milli/Milli sözleşme sınırları içine alınmasını kararlaştırdı.

TBMM kurulduktan sonra, yeni bir devletin temelleri atılırken yapılan antlaşmalardan biri olan Lozan Konferansının 23 Ocak 1923 tarihli oturumunda Lozan heyet başkanı olarak giden İsmet Paşa/İnönü "Musul?un Türk toprağı olarak kabul edilmesinin" gerekçesini anlatırken etnografik/etnik sebeplere dayandırdı ve ?Musuldaki Türk nüfusunu; Türk-Kürt ayrımı yapılmaksızın 503 bin kişi olarak gösterdi ve çoğunluğun Türkler? den olduğunu belirterek Anadolu?nun bir parçası olduğunu, Anadolu?dan ayrılamayacağını ifade etti. Görüşmeler çıkmaza girince İsmet Paşa bölgede referandum yapılmasını? istedi. Daha o zamanlar, Ortadoğu üzerindeki planlarını yapıp,(*) stratejilerini kuran İngiltere "Bölge halkı cahildir, oy verme alışkanlığı yoktur" bahanesiyle referanduma yanaşmadılar. Sorunun çözümü için İngiltere, Musul meselesini Birleşmiş Milletlere havale ettirdi. 20 Eylül 1924 'te soruşturma kurulu kurulması kararlaştırıldı. Komisyon masa başında; "Brüksel hattı" adıyla geçici bir Türk Irak sınırı çizdi ve 16 Temmuz 1925 de bu hattın kalıcı olmasına karar verdi. Türkiye buna itiraz edince; Milletler arası Adalet Divanına havale edildi. 8 Aralık 1925 'te bu karar benimsendi. İşte o sırada Türkiye ile İngiltere arasında savaş rüzgârları esti. Ama savaş olmadı. Türkiye bu karara uyarak 5 Haziran 1926 da yapılan "Ankara Antlaşması" ile Musul, İngiltere?nin kurdurduğu Irak devletine bırakıldı. İşte referandum talebinin yapıldığı ve İngiltere?nin referandumu kabul etmediği sırada bin kilometrelik Kuzey Irak?tan toprak verme teklifi bu sırada yapılmış.

O zamanki mantaliteye/anlayışa bakarsak; Winston Churchill/ Çörçil ve dolayısıyla İngiltere için "Bir damla petrol; bir damla kan" demektir. İsmet Paşa ve bizim için ise "O kadar çok arabamız var mı ki; petrole ihtiyacımız olsun"du. Ve Dış İşleri Bakanımız Tevfik Rüştü Aras " Biz de onlara JEST YAPARAK BİN KM2 Yİ ONLARA BIRAKTIK" diyebiliyor. Hatta bin veya iki bin km² 'lik arazinin ne önemi vardı?

Toprak verilerek jest yapılmıştı!

Hiç kimsenin buna hakkı yoktur.

Sınırımız eğer güneye kayıp bin km² 'lik alan alınsaydı; o kadar rahat olacaktık ki...

Tevfik Rüştü beyin jestinin Türkiye?ye nasıl ağır bedel ödettiğini gelecek nesiller olarak, yaşayarak öğreniyoruz.

Her şey hainlikle olmuyor: gaflet, delalet ve çapsızlıkla da oluyor.

Dış işleri arşivleri açılsa; Allah bilir daha ne kokular gelecek?

Atatürk?e bilgi verilmiş miydi? İşte bu sır olarak kalıyor.

Bazı bilim adamları Atatürk?ün sonradan öğrendiğini söyleseler de bu doğru değil! Atatürk olayları günü gününe değil saati saatine takip eden birisidir.

Verilmişse; Atatürk de bunu kabullenmiş oluyor, verilmemişse Aras?ın bu cesareti göstermesi mümkün mü?  Yoksa başka bir sebep mi vardı? (**)Sonra bir bunun bedeli olarak Aras?a karşı bir müeyyide uygulanmadığıdır?

İngiliz gazeteci ve yazar LordKinross ise Musul konusun da "Atatürk?ün dış politikada yaptığı tek hataydı " diyor.

Emekli tüm general Rıza Küçükoğlu ?İngilizler bu günleri çok iyi değerlendirdikleri için bu petrol bölgesi konusunda tam bir kararlılık gösterdi. Dolaylı strateji dediğimiz, bugüne benzer bir durum yarattılar ve orada isyanları başlattılar. En büyüğü Şeyh Said isyanıydı. İngilizlerin bu stratejisi Atatürk?ün Misak-ı Milli yerine akılcı ve ulaşılabilen yerlerde mevcut topraklarla yetinip Türkiye?yi artık ileriye ve devrimlere taşımak için Musul?dan vazgeçmesiyle sonuçlandı? diyor.

Ama ne olursa olsun bir dış işleri bakanının toprak jesti; başımıza neler açmış, açmaya da devam ediyor?

 (*) Elimdeki 1800 lü yıllarda Berlin?de basılmış bir haritada

Sevr sonrasının, Osmanlı toprakları paylaşımını görmek mümkün.

(**) Gerek İngiltere gerekse Mustafa Kemal Paşa/Atatürk; çıkabilecek bir Türk-İngiliz savaşını istememekteydi. Türkiye; ne kadar fazla toprak kurtarabilmenin, İngiltere ise işgal ettiği bugünkü Irak?ın petrol bölgesinden az toprak ve taviz verebilmenin peşindeydi. İşte bu yüzden o toprakları verip Musul ve Kerkük?ü kurtarmanın yolunu

Bulmak istiyordu.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3509/sinirlarin-cizilmesi-ve-toprak-verilerek-yapilan-jest

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.12.2019 Davutoğlu Hocanın Kurduğu Gelecek'in Partisi mi?
09.12.2019 Biz ve NATO
20.11.2019 Kıbrıs'ın Faturası
03.11.2019 Sınırların Çizilmesi ve Toprak Verilerek Yapılan Jest
08.10.2019 Hatıralar/Anılar
25.09.2019 Yeni Partiler Kurulurken - 3-
04.09.2019 Yeni Partiler Kurulurken -2-
19.08.2019 Yeni partiler kurulurken (1)
29.07.2019 Osmanlı Hanedanın Torunu İngiliz Başbakan
20.07.2019 Bir Necdet Sevinç Vardı
08.07.2019 ?Akın Var Akın Yunan Adaları Çok Yakın!?
09.05.2019 Siyasetin Kumaşı
30.04.2019 Soykırım mı Dediniz?...
22.04.2019 Seçimin Kazananları ve Kaybedenleri
17.04.2019 Seçimler bitti ama?.
02.04.2019 Siyasi idamlar, siyasi cellatlık?
10.03.2019 Yerel seçimlerde satış işlemi ve Mersin örneği
26.02.2019 Siyasi hayatımızın hal-i pür mel'alimiz ve seçimler
17.02.2019 Kooperatifçilik ve Tanzim Satış (2)
11.02.2019 Kooperatifçilik ve Tanzim Satış (1)
19.12.2018 Şehrin Eminleri ve Belediye Başkanları!
07.12.2018 Aday Tespitlerinde Genel Başkanlar Sıkıntı Yaşıyor
09.11.2018 Kadının siyasetteki yeri kadın valilerimiz
30.10.2018 Bin lira ile kurtarılan vatandan, bugüne, Cumhuriyet?e
27.10.2018 Yerel seçime giderken Ankara ve Manisa
18.10.2018 Mahalli seçimlerde İstanbul faktörü...
02.10.2018 Türk muhafazakarlığının yok oluşu!
05.09.2018 Yerel seçimlere ilk adım: aday tespiti!
17.07.2018 Tarihimizin kılavuzu olan hatıralar ve bir devrin hafızası
04.07.2018 Seçilmişlerin yeminleri
12.06.2018 Herkese lazım olan demokrasi
02.06.2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi (1)
06.04.2018 Tarih Türkeş'i haklı çıkardı...
26.03.2018 Dinde reform
10.03.2018 Afrin Harekatı'na savaş diyebilir miyiz?
12.02.2018 Tereddüdüm kuşkuya mı dönüşüyor?
08.01.2018 KÜRT İSYANLARININ VE BARZANİLERİN HÜSRAN YOLCULUĞU
26.12.2017 KILIÇDAROĞLU ÜLKÜCÜ MÜ?
15.12.2017 ZARRAB OLAYINI OKUMAK-2 / GELİŞMELER
06.12.2017 ZARRAB OLAYINI OKUMAK-1 / FAİL/SUÇLU
21.11.2017 NATO TUZAĞI
17.11.2017 DARBE İÇİNDE DARBE VE ONDÖRTLER OLAYI
11.11.2017 DARBECİLERİN PSİKOLOJİSİ
03.11.2017 TÜRK MUHAFAZAKÂRLIĞI NEREYE?