ERDOĞAN BU MİLLETİN KABUL EDİLMİŞ DUASIDIR

Millet olma bilincini yaşayan, canlı bir değere dönüştüren insanımız her şeyiyle bütünleştiği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsında liderlik meselesini de çözmüştür. 15 Temmuz Cehenneminden sonra millet liderine, lideri millete, her ikisi tarihine karşı sorumluluğuna en yüksek, kesintisiz bilinçle sahip çıkmıştır. Millet lideri için, lideri millet için asla vazgeçilmez değer olmuştur.

Yaşadığımız süreçte millet ve lider unsurunun ne kadar önemli ve birbirini tamamlayan, cesaretlendiren faktör olduğu görülmüştür.

Lider mi toplumu yönlendirir yoksa toplum mu liderini çıkarır? Bu soru sosyal, siyasal, dini, kültürel düzeyde ve düzlemde hep tartışıla gelmiştir. Bu tür soruları kestirmeci, indirgemeci bir yaklaşımla cevaplamak kolay değildir. Değişen şartların zorluk, kolaylık derecesi, insanı kimi zorunlu aşamalara iter. Kendinizi kimi mecburiyetlerin neredeyse seçeneksiz ortamında kimi tutum alışlar içinde bulursunuz.

O zaman sınırlar geçilir, ölçüler, öncelikler değişir. Hareket engelleri zorlar, baraj patlar, kimsenin önleyemediği, yönlendiremediği bir akış başlar. Aslında tüm önlemlere, engelleme girişimine, bastırmalara rağmen harekete geçen tarihin fay hatları, toplumun derin aklı, kavrayışı, refleksleri, derin duygularıdır. Milli hassasiyet ve yöneliş o derinliklerin canlanıp yaşanır olması ile mümkün olur.

Harekete geçen milli damar, lideri de milleti de yeni bir bakış ve duruşla yeniden var eder. Var olanları yeniler. İşte biz halk olarak 15 Temmuz ve sonrasında hedefi olduğumuz öldürücü saldırılara karşı korken böyle bir yenilenmeyi başardık. Yenilenme, kavramsal analitiği gereği eski ve köklü yapının daha da güçlendirilmesi anlamını taşır.

Yenilenişle gevşeyen yanlarımızı tekrar kuvvetlendirdik. Kendimizi yeniden gözden geçirdik. Yüce değerler, hedefler etrafında canımız, kanımız pahasına kenetlendik. Bu kenetleniş karşılık buldu, sonuç getirdi. Bu kitlesel dalgalanmaya liderliğin ilgisiz kalması zaten mümkün olamazdı.

Dalgalanma ülkeye yeni bir canlılık getirdi, getirmeye devam edecektir. Canlanma bizi yeni ufuklara yolculuğa yöneltti. İşte tam burada liderliğin bu hedefleri, ufukları benimsemesi, ona uygun dil ve yöntemleri kullanması hayati ölçüde önemlidir. Cumhurbaşkanı, darbe ile başlatılan işgal girişimine son derece cesur, kendinden emin, dirayetli olarak karşı koydu. Zilleti kabul etmedi. Bu tutum da izzetli yaşamayı düstur edinmiş halkımız için bir moral, bir itici güç oldu. Devlet ve millet, ortak amaçlar, mefkûreler etrafında bütünleşti, tek vücut oldu.

Erdoğan’ın kefenini giyerek ve kendi ifadesiyle ‘ölümüne’ meydana çıkması halkın cesaretine umut ve heyecan kattı. Sokakları, meydanları ile bütün şehirlerimiz kitlelerin bu heyecan fırtınası ile cihat ruhunu yaşadı. O nedenle lider mi, toplum mu sorusunun doğru cevabı ‘her ikisinin de önemli olduğu’ şeklinde verilmelidir. Yüce bir milletin lideri cüce olamaz.

Zayıf bir milletin lideri güçlü olamaz. Sesi kısık çıkan bir liderin arkasındaki kitle gürleyemez, kükreyemez. Millet gücünü, cesaretini, umudunu, coşkusunu liderden alır. Lideri de dayandığı milletinden alır. İkisi arasında duygu ve anlayış uzaklığı varsa, hareket kolay yol almaz.

Hedefe varmak kolay olmaz. 15 Temmuz’da liderlik sorunu olmayan millet, millet sorunu olmayan lider, müştereken dünyayı imrendiren bir hareketi başarıyla tamamlamıştır. Üstelik bu hareket bir anlamda dünyanın tüm fesat, karanlık odaklarına, tüm ihanet şebekelerinin hain, alçak saldırılarına karşı başarılı olmuştur.

Bu süreç ve sonuçlardan unutulmaz dersler çıkardık, çıkarmaya devam edeceğiz. Yaşadıklarımızı sanatla, edebiyatla, okul kitaplarında ders olarak çocuklarımıza anlatacağız, anlatmalıyız. Değilse kazanımlarımız, değere dönüşmeden heba olur. Ta başından bu millete yakışan onurlu, asil duruş ve en son demokrasi nöbetindeki coşkulu kalabalıkların kararlılığı, kazanımların heba edilmeyeceğini göstermektedir.

Recep Tayyip Erdoğan, gerçek bir öncü olarak, milletini en dar geçitlerden olabildiğince hasarsız geçirip selamete çıkarmakla gerçek bir liderlik başarısı ortaya koymuştur. O bir genel başkandı. Başbakanlık yaptı. O Cumhurbaşkanı. Bütün bunlar onu tanımlamak için kifayetsiz kalır, kalıyor. Onun gücü sadece seçilmiş bir başkan olmasından da kaynaklanmıyor.

Dünyada birçok başkan var. Ama saygınlıkları yerlerde sürünüyor. O, şu saatten sonra gerçek bir lider. Sadece bir lider de değil gerçek bir devrim lideri. Liderliğini yaptığı halkını ve ülkesini akla ziyan birçok kumpas ve tuzaklardan kurtararak, ustalıklı zeki hamlelerle birçok şeytansı saldırıları püskürterek, ince bir feraset ve korkusuz bir cesaretle düşmanlara karşı müthiş taktikler geliştiren, gerektiği zaman gereken çıkışları yapmaktan çekinmeyen müstesna bir insan.

Erdoğan bu saatten sonra kesinlikle partiler, dernekler, görüşler üstü bir değerdir. Milli bir kahramandır. Bizi var kılan başat değerlerin ölümüne savunucusudur. Bu yüzden düşmanları çoktur. Bu yüzden millet ona dosttur. Şu ya da bu parti değil ona millet dosttur. Sağcısı solcusu, Kürdü Türkü, Alevisi Sünnisi, kadını erkeği ile bütün bir milletin duygularına tercüman olmakta, bütün bir milletin özgür iradesini en etkili tutum ve en yüksek düzeyde temsil etmektedir.

Geçenlerde CHP’li bir yurttaşımız, önceleri hiç sempati duymadığı halde şimdi Erdoğan’a büyük bir sevgi beslediğini söylüyordu. Niçin? Çünkü hepimizin müşterek var oluş zeminini ve değerini hiç korkmadan, tereddüt etmeden ölümüne savundu da onun için. Elbette biz onu seveceğiz o bizi sevecek. Birlikte bir sevgi yumağı oluşturacağız. Bu sevginin gücüyle içeride ve dışarıda başaracağız.

Söz buraya gelmişken bir şeye daha dikkat edelim. O da şudur: Erdoğan sadece siyasal bir lider değildir. O iyi bir planlamacı, iş bitirici, mükemmel bir idareci ama asıl mükemmel bir öğretmendir. Muhteşem sade, etkili dili, bıktırmayan yöntemi ile bütün bir Türkiye’yi, bütün bir Türk insanını, insanımızın ruh ve zihin dünyasını aşama aşama, nakış nakış, ilmek ilmek dokumuştur.

Türkiye’nin onunla yolculuğu gerçekten eskiden yeniye doğru bir yolculuktur. Eski anlayışlar, kalıplar, paradigmalar, ideolojiler, devletçi bakışlar, kapalı yapılar, yanlış gidişler, zararlı işleyişler son bulmuştur. Yeni Türkiye’ye gelince canlı atılım coşkusuyla yaşadığımız bu günleri anlatmaya gerek yok.

Yeni Türkiye aşk ve heyecan doludur. Canlı ve diridir. Çalışkandır. Atılım gücü ve kararlılığı oldukça yüksektir. İleri ufuklar, menziller edinmiştir. Yeni Türkiye güvendir, imandır, özgürlüktür. Yeni Türkiye medeniyet değerlerimize uygun ileri bir yaşamdır. Kişiliktir, onurdur, haysiyettir. Bütün eskiyi söküp atan, yeniyi inşa eden bir devrim lideridir Erdoğan. Böyle bir lider bu milletin kabul edilmiş duasından başka olamaz. Erdoğan bize Rabbimizin bir armağanı olmalıdır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/349/erdogan-bu-milletin-kabul-edilmis-duasidir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar