“Güvenli Bölge” Talebi

Barış Pınarı Harekatı 9. gününde  ABD’den gelen Başkan Yardımcısı Mike Pence’inve heyetinin  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve heyeti ile   görüşmesi neticesinde, vatanlarından edilen Suriyeli sığınmacılara yurtlarına dönebilmeleri ve  sınırımızın hemen yanı başında varlık gösterip  terör devleti kurmaya  çalışan YPG gibi çeşitli adlarla sahaya sürülen  birbirinden farksız olan terör yuvalarından sınırımızı korumak için  Türkiye Cumhuriyeti Devleti  tarafından oluşturulmak istenen  yaklaşık 30 km derinlikli “güvenli bölge” şartının ilk adımı atılmış oldu.

 Türkiye’nin ABD’den çok uzun bir süredir talep ettiği  “güvenli bölge”,işlevselliği bakımından ayrı bir öneme sahiptir. Varılan bu mutabakatla, hem o coğrafyadan uzaklaştırılan   muhacirlere kendi yurtlarına dönme imkanı sağlanmış olacak; hem de Suriye sınırımızda bir terör devleti  kurulamayacaktır.

Güvenli bölge talebinin oluşmasında ve bugün dahi bu konuda ısrarcı olunmasında  geçmiş dönem Hükumetlerinin, Milli Güvenlik Kurulu’nun,  Cumhurbaşkanı’nın  ve  Başbakan’ın  katkısı vardır.  “ Güvenli bölge”nin gerekliliği, Ahmet Davutoğlu’nun Dış İşleri Bakanlığı döneminde oluşturulmuştur. Bu olumlu girişim her ne kadar ortak aklın ürünü olsa da   fikir babasının   Davutoğlu olduğundan kimse şüphe  etmez.  Başbakanlığı dönemin de de sıklıkla ve ısrarla “güvenli bölge”  talebini yenilemiştir.

Her ne kadar  6-7 sene sonra Türkiye’nin meşru hakkı olan “güvenli bölge”  talebine  gecikmeli cevap müttefikimiz ABD tarafından verilmiş olsa da henüz sahadaki uygulanabilirliği test edilmiş değildir.  Buna rağmen  kağıt üstünde mutabakatın sağlanmış olması bizleri mutlu etmiştir.  Türkiye, Barış Pınarı Harekatı ile sahaya inip kararlılığını açıkça göstermemiş olsaydı, bu gün bu neticeyi halen almayı bekliyor olacaktık. ABD’nin gözetiminde  terörist grupların 120 saat içinde sınırımızdan  silah, araç ve gereçleri ile çekilmeleri  noktasında ABD ile mutabakata varmış olamayacaktık. T.C. Devleti’nin  Barış Pınarı Harekatı ile sahadaki kararlılığı neticesinde  ABD’ye müttefikliğimizi hatırlatmış olmalı ki yakın Nato üyesi olan  Türkiye’nin güney sınırına dair meşru güvenlik kaygılarını nihayet ABD anlayabildi.

 Geçmişte çeşitli konularda söz verip  sözünü tutmayan ABD’nin  meşru  talebe karşı olumlu yaklaşımı  T.C. Devleti tarafından olumlu karşılanmakla beraber,  zafer sarhoşluğuna neden olmamıştır. Bu bağlamda  sütten ağzı yananlar olarak  tedbirin  elden bırakılmaması ayrı bir önem arz etmektedir.Türk Silahlı Kuvvetleri olarak varlığımız bölgede devam edecektir.  Sağlanan mutabakat ile sınırımıza bitişik noktada  terör devleti kurmak isteyen terör odakları ile yan yana yaşama  zorunluluğu şimdilik ortadan kaldırılmıştır.

120 saatlik süre içinde YPG terör örgütünün  geri çekilerek “güvenli bölge” dışına çıkışı ile, ABD ile mutabık kalınan konuların uygulanabilirliğini de  müşahede etmiş olacağız.  Bu bağlamda Harekat 120 saat duraklatılmıştır. Bu mühlet YPG gibi  tüm terör unsurlarının ağır silahları,tahkimatları, araç ve gereçleri ile  birlikte “güvenli bölge”yi terk etmeleri için tanınan bir süredir.

Dün elde ettiğimiz kazanımımız, Türkiye’nin haklı talebinin bu güne kadar karşılık görmemesi sonucunda kendi göbeğini kendisinin kesme girişiminin  masadaki tecellisidir.  Verilen sözler tutulmadığı takdirde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz duraklatılan Barış Pınarı Harekatı’na  kaldığı yerden, Suriye sınırımızda hiçbir terörist unsur kalmayıncaya kadar  devam edecektir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3469/guvenli-bolge-talebi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar