Halvet Der Encümen

Eklenme Tarihi: 16.10.2019 09:02:00 - Güncellenme Tarihi: 28.02.2020 02:50:02

İnsanlardan uzaklaşıp vaktin çoğunu bir köşeye çekilerekten taat ve ibadetle geçirmek ?Uzlet halvet? olarak karşılık bulurken, bedenen halk ile kalben Allah?la olmak ise ?Halvet der-encümen? olarak karşılık bulur. Hele birde Ramazanın son on gününde itikâfa çekilmek türünden bir amel vardır ki, o da Kur?an ve sünnetle sabit bir başka halvet halidir.
Peki ya, nafile ibadet söz konusu olduğunda? Malumunuz bazı tarikatlar farz ibadetlerin dışında yapılacak ibadetlerde riyazet ve uzlet metodunu esas alan bir yol izlerken, bazı tarikatlardan hele bilhassa Nakşibendî tarikatında riyazet ve uzlete çekilmek yerine ?Halk içinde Hakk olmak? metodunu takip etmek esastır. Nitekim bu hususta Nakşibendî Sadatları kendi meşrebleri doğrultusunda sofilerine ?Halvette şöhret vardır, şöhret ise afettir? diye sohbet etmişlerdir. Aslında bu sohbeti şöyle de yorumlamak mümkün: Her ne kadar Nakşibendî yolunda riyazet ve uzlet olmasa da, bikere adı üzerinde Nakşî, adına uygun davranıp bir bakıyorsun kalabalıklar içinde hiç kimsenin fark edemeyeceği bir şekilde kalben zikretmekle aslında bu da değişik türden bir halvet yapmak sayılır. Yani bir Nakşibendî sofisi kalabalıklar içerisinde de olsa her halükarda ?el kâr da gönül yâr da? veya ?bedenen halkla ruhen Allah?la olmak şeklinde pozisyon almakla bir anlamda halvet haline bürünmüş olur.
Düşünsenize halkın içinde hem varsınız hem yoksunuz, yani halkın içinde bulunup hizmet etmekle içinde olunurken, kalben Allah?ı zikretmekle de halkla değilsin ama Yâr?le berabersin. Kaldı ki, Halk?a hizmet Hakka hizmet sayıldığından bu da bir taşta iki kuş vurmak babından bir manevi kazançtır. Öyle anlaşılıyor ki Sadat-ı Kiramın yolunda halka hizmeti bırakıp da inzivaya çekilerekten kendi halinde ibadete koyulmak tasvib görülmediği gibi uzun soluklu riyazet uygulamaları neticesinde doğabilecek olağan üstü bir takım hallerde keramet olarak kabul görmez. Bilakis bu tür haller istidraç olarak nitelendirilir. Nitekim Ebu Said el-Harraz (k.s) bu hususta şöyle der: ?Kâmil insan, kendisinden türlü kerametler sadır olan kimse değildir, gerçek kâmil insan halkın arasında bulunup alışveriş yapan, evlenip çoluk çocuğa karışıp onca telaş arasında biran olsun Allah?tan gafil olmayan kimsedir.?
Evet, zühd hayatı dünyadan elini eteğini çekmek demek değildir, tam aksine ?Her neye yönelirseniz Allah?ın zatı oradadır? ayetinin hükmünce her şart ve ahvalde Allah?la beraber olmak demektir. Beraber olmaktan maksat ise hiç kuşkusuz: ?Zahiren Halk?la bâtınen Hakk?la olmaktır.? Ki; bâtınen Allah?ı zikrederekten meşgul olmak aynı zamanda yapayalnız kalmamak diyebileceğimiz ?La Tahzen! Allah var gam yok? demektir. Zira Hadis-i Kutside belirtilen ?Ya Musa, seninle beraber olmamı istersen beni zikredenin yanında ol. Kim Beni nerede ve ne zaman ararsa bulur? manasına Yüce Allah (c.c); zikredenlerle beraberim buyurmakta. Böylece Yüce Allah?ın ismi bereketiyle her dem nefesler yeniden tazelenip mana kazanır bile. Öyle ki, Allah Resulünün can dostu Hz. Ebu Bekir Sıddık (r.a) ?Allah?ı idrak etmek en büyük ilimdir? demekten kendini alamaz da. Madem öyle, bizlerde Resulullah?ın ümmeti olarak Allah?ın Esma?ül Hüsna?sından gelen tecellilere kayıtsız kalmayalım. Kayıtsız kalmayalım ki, her nefes alış verişimizde O?nun varlığının azametini Kur?an ve Sünnet ışığında her daim ruhumuzda hissedebilelim.
Sahabeden ilk müfessirimiz İbni Abbas (r.a) bakın ne diyor; ?Yüce Allah farz ibadetlerden mesela beş vakit namaz için zaman dilimi tayin edip belirli şartlara bağlayaraktan sınırlamışken, farzların dışında belli bir sınırlama getirmemiştir.? Tabii bu tespitte farzların dışında denildiğinde bize ister istemez Yüce Allah?ın beyan buyurduğu ?Namazı bitirdikten sonra, ayakta, otururken ve yanınız üzerine yatarken Allah?ı zikredin? (Nisa?103) ayetini de hatırlatır. Böylece bu ayetin sırrınca hayatımızın her anını ?halvet der-encümen? doğrultusunda tanzim etmemiz gerektiğini de idrak etmiş oluruz. Gerçektende şöyle kendimize dönüp: ?Allah?ı anmaksızın her tükettiğimiz nefes ve her geçen saniye bizim için çok büyük bir kayıp bir zaman dilimi olduğunu sorguladığımızda, hiç kuşkusuz kayıpta ne söz, büsbütün perişanlardayız dersek daha yeridir. Çünkü zikirden yoksun biçare haldeyiz. Oysa Yüce Allah (c.c) ?Kalpler ancak zikrin nuruyla huzura erer? buyuruyor. Şüphesiz kalbin ilacı zikirdir, şayet Allah?ı zikretmezsek kalbimizin üzerini karalar basıp siyah bir zift veya katran bağlaması kaçınılmazdır. Dolayısıyla kalb deyip geçmemek lazım, hem kalbi nasıl hafife alabiliriz ki, her şeyden önce burası merkez konumda bir karargâh Üssü?dür. O halde neydik edip Kalb Üssü üzerinden Allah adını sıkça analım ki, hakikat deryasında zikre dalabilelim. Hele birde bu Üssü iman, ilim ve akl-ı selimle donattığımızda o kalp artık kabına sığmayıp, ?Bir elime güneşi bir elime de ayı verseniz asla davamdan vazgeçmem? Peygamber kavlince cihana meydan okuyabilecek kıvama gelir de. Derken böylesi kalbe sahip bir mümin tüm kötülükler karşısında nurani bir duruş sergiler de. Nasıl nurani bir duruş sergilemesin ki, zira Rabbul âlemin kullarına şah damarından daha yakın olduğunu bildiriyor. O halde bize düşen Yüce Mevla?mızı her nefes alış verişimizde zikr eyleyip yakinliği artırmak olmalıdır. Malumunuz fasık kimseler yakin olma halinden nasipsizdirler. Resul-i Ekrem (s.a.v) bilhassa bu meyanda ?Ümmetim hakkında sadece yakinlerinin zayıflığından (Allah'a yakın olmakta zayıflık) korkarım? buyurmakta. Hatta Resul-i Ekrem (s.a.v)?in izini iz bilen Rabbani âlimler de keza bu anlamda; ?Her kim yakin ilminden bir nasibi yoksa sekarat anında hüsrana uğrayacağından korkarız? demişlerdir. Şu da bir gerçek, Allah?a yakinlik hali her insanda aynı olmayıp kişiden kişiye gayreti ölçüsünce yakinlik dereceleri belirlenir. Malum, belirlenecek ve nasiplendirilecek yakinlik derecelerinin en üst zirve basamakları da ?fenafillâh ve bekabillah? makamlarıdır. Bu arada belirtmekte fayda var, Allah yolunda gayretli bir salikin fenafillâh makamına erişmesi demek Allah?ın zatında kaybolup yok olmak demek değildir elbet, bilakis Allah?ın sıfatlarının nurani tecellileriyle boyanmak manasına hayret makamında kalmak demektir. Nitekim İmamı Gazali Hz.leri bu hususta şöyle açıklık getirir: ?Allah cisim değildir, hayal edilemez. O ne yerdedir ne göktedir, belki her yerdedir... Kendisinin Kur?an?da bildirdiği şekilde arşın üzerinde istiva etmiştir. Bu istiva arşa vücuduyla değme yerleşme intikal vs. şeklinde değildir? Allah arşın ve semanın üstündedir sözü yüceliğini anlatmak içindir? Allah insana şah damarından daha yakındır, hiçbir mekan Onu kuşatamaz, o zaman mekan yokken var idi.. Önce nasılsa şimdide öyledir.
Evet, seyr-i sülùk yolunun başlangıcında Yüce Allah?ın azameti karşısında boyun büküp istiğfar etmek vardır. En nihayetinde ise Mevlana?ca Şeb-i arus (vuslat) vardır. Madem en nihai noktada vuslat var, o halde son nefese dek hayatın içinden kopmaya ne gerek var ki. Bilakis son nefese kadar hayatın her safhasında Şah-ı Nakşibend (k.s)?ın da belirttiği üzere ?Halk içinde Hakk olmaya? gerek vardır. Dahası Hak yolcusu hedefine varabilmesi için son nefesine dek mümkün mertebe gaflete düşmemeye azami ölçüde özen göstermesi gerekir ki, gayret kendisinden Tevfik Allah?tan olsun. Nitekim gaflet şeytan içindir, gayretse samimi mümin içindir. Nitekim gayret olan yerden şeytan kaçıp tüyer de. Zaten şeytana da gaflet alanlarına dadanmak yaraşır.
Peki, bizlere ne yaraşır? Yüce Allah?ın ?Bizim uğrumuzda mücâhede edenler, elbette biz onları yollarımıza hidayet ederiz ve şüphesiz Allah Muhsinlerle beraberdir? (el-Ankebùt, 29/69) diye işaret buyurduğu Muhsinler meclisinde halka olmak yaraşır. Halka olalım ki vuslat bir hayal değil hakikatin ta kendisi olsun.
Velhasıl-ı kelam, vuslat yolcusunun tevhitteki hissesi Allah?a olan bağlılığının bir nişanesi olan ?Hû? nefesinin sayısının yakinliğinde gizlidir.
Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3467/halvet-der-encumen

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

26.02.2020 Her Zamanın Bir Gavs'ı Var
19.02.2020 Evliyaullah
12.02.2020 Hatme-İ Hacegân
05.02.2020 Ben Sana Bendim
29.01.2020 Ne Mutlu Murad Mürşit Bulana
22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
03.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
17.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
18.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
11.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
25.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM