Hatıralar/Anılar

Özellikle günümüzde hayat girift ve adeta gözden ırak, lobiler, perde arkası görüşmeler, ülkelerarası yazışmalarla daha bilinmeyenlerle dolu hale geliyor. Bu yüzden geçmiş, gelecek için muammalarla dolu!  Yaşanan zamanı yönetecek ve yarına hazırlayacak olan devlet adamları, siyasi parti liderleri ve onların yakınında bulunanlar büyük olayların içinde bulunmuş, ya da olayları dizayn etmiş, kurgulamış kişiler, olayları bizzat yaşamış ve gözlemiş basın mensupları ve yazarlar yaşadıklarını/hatıralarını-anılarını yazmazlarsa, geçmiş tarih bazı karanlık noktaları saklamaya devam eder. Bu da ilerde yaşanacak kritik kararlarda, yönetmede akl-ı selimle karar verebilmeli ki, sonucu hüsran olmasın.

İstiklal Marşımızı yazan Mehmet Akif ne diyordu?

“Tarih’i tekerrür diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi
?“ derken ne kadar haklıdır?

Türk tarihinde Padişah’lar, Hakan’lar, Kağan’lar, Han’lar, Şahlar, İmparatorlarda; anılarını kayda geçirmek usulü olmadığından hatıralarını yazana rastlamadım.

 Peygamberimizin devrinde İslam muhacirlerini koruyan Habeşistan kralı Necâşî/Kabri Türk Devleti tarafından restore edildi/’nin “Cahilden kral olur ama tarihe belge bırakan olmaz.” sözünü yıllar önce okumuştum. Ama bizdeki hükümdarlar çok iyi yetiştirilmelerine rağmen, anılarını yazmamışlar. Sadece Osmanlı İmparatorluğu döneminde, kendi zamanının olaylarını tarihe geçirmekle görevli/Vakanüvüs/ devlet tarihçileri; sadece tarihe not düşmüşler fakat anılarını yaz/dır/mamışlar… Büyük bir eksiklik! Ancak, tarihe yön verenlerin dönemlerini anlatan hatıralarını; Osmanlı’nın son dönemlerinde padişahın yakınındakiler,   devlet görevlileri, muharrirler/ yazarların yazdıkları anılardan okuyoruz.

Cumhuriyet döneminde Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk anılarını yazmadı ama birçok olayı büyük Nutukta anlattı. Fakat onu ve o devirde yaşanan büyük olayları anlatan birçok siyasetçi ve gazeteci-yazar mevcut: Ve bunların sayısı bayağı yekûn tutuyor.

 Yine hem Osmanlı subayı ve İstiklal harbimizin ikinci adamı İsmet Paşa’nın hatıralarını damadı Metin Toker ve yanındakiler yazdılar. Ha keza, İstiklal Savaşımızın kahramanlarından Kazım Karabekir Paşa’nın bu konuda yazdığı ve tarihe miras bıraktığı çeşitli kitapları var: “İstiklal Savaşımız” ve Atatürk’ün Nutkuna cevap olarak yazdığı “Nutuk ve Karabekir’den Cevaplar” adlı 12 ciltlik kitabı. Yine o dönemin paşalarından Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay ve Serbest Fırkanın baş figürü/ Kemal Tahir usta bu olaya, madrabazlık diyor/ Fethi Okyar “Üç devirde Bir Adam”ı, Atatürk’ün Dış İşleri bakanı ve Moskova Anlaşmasının imzalanmasında büyük emeği geçen Yusuf Kemal Tengirşenk’in  “Vatan Hizmetind” ki anıları ve daha birçoklarının hatıraları. İstiklal Harbi’nin “Galip Hoca”sı milis komutanı Celal Bayar’ın “Atatürk’ten Hatıralar, Kayseri Cezaevi Günlüğü ve 8 ciltlik Milli Mücadeleye Giriş/ Bende Yazdım, Başvekilim Menderes” kitapları.

Gazeteci yazarlardan Falih Rıfkı, Refik Halit Karay, Nizamettin Nafiz Tepedelenlioğlu’nun anı ve bir dönemi anlatan kitapları… Hasan İzzettin Dinamo’nun 8 ciltlik “Kutsal İsyan” ve 7 ciltlik “Kutsal Barış” kitapları, Şevket Süreyya’nın “Tek Adam, İkinci Adam, Suyu Arayan Adam, Enver Paşa, Menderesin dramı ve daha onlarca kitapları, Sabahattin Selek’in “ Anadolu İhtilali, Milli Mücadele, İsmet İnönü hatıraları… İki kez darbe teşebbüsünde bulunan ve bunun bedelini idam edilerek ödeyen, albay Talat Aydemir ve aynı darbe teşebbüsüne katılan binbaşı Fethi Gürcan’ın anıları… kitaplığımda bulunan 20.000 e yakın kitaplardan üçte biri İttihat ve Terakki’den bu yana yazılmış hatıra/anılar kitapları… Ondörtler’den birçoğunun hatıraları: Alparslan Türkeş, Numan Esin, Ahmet Er’in, Orhan Erkanlı’nın hatıraları…

Adlarını hatırlayamadığım daha birçok anı kitapları…

 Şimdiye gelirsek; düşünüyorum da bu koşturmaca içinde, Recep Tayyip Erdoğan, Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal vd. anılarını yazıyorlar mı diye düşünüyorum?

VE BİR ANI KİTABI  

Hatıraları yazmak nereden aklına geldi derseniz; Korgeneral Cemal Madanoğlu’nun Kaynak yayınlarından, Doğu Perinçek’in sunumu ve kitabın sonuna koyduğu üç sayfalık röportajının yer aldığı anılarını okuyunca bu yazıyı yazmak o zaman aklıma geldi.

Korgeneral Cemal Madanoğlu kimdir?

Madanoğlu Paşa ıslah olmaz bir ihtilâl ve darbe aşığıdır: Alparslan Türkeş’in ifadesine göre 27 Mayıs 1960 ihtilalinin on bir kişilik “Çekirdek” kadrosundan biri. İhtilâlin lideri olma hevesindeydi ama ona hiç kimse bu teklifi götürmedi. Güçlü bir kişiliği vardı ama ihtilal lideri olacak kadar güçlü birisi değildi. (*) Macerayı çok sevdiğini ihtilalci arkadaşlarından çok duydum. 22 Şubat 1962 ve 20 Mayıs 1963 Talat Aydemir’in darbe teşebbüslerine katılmakla suçlandı. 9 Mart Baas tipi sol bir darbe teşebbüsü(**) sonrası yine aynı suçlama üzerine tutuklandı. Türkiye’deki solcuların idollerindendi.

Anılarını merakla okudum ama bende hayal kırıklığı yaşattı. Bir ihtilal ve üç darbe teşebbüsünün kadrosu içinde bulunan Madanoğlu hatıralarında bunlara hiç temas etmemiş. Sadece verdiği röportajda ihtilalci arkadaşlarına karşı yaptığı, 13 Kasım Darbesine çok az temas ediyor. Oysaki 13 Kasım 1960 Darbe İçinde Darbe’nin mimarıydı. Hatta Türkeş ve ekibini 13 Kasım gecesi Ankara kumandanı olarak derdest ettiren ve bu operasyonu yöneten paşa idi. Yine başka bir paşa; Haydar Tunçkanat, Ondörtlerin (Türkeş-Orhan Kabibay ekibinin) kurşuna dizilmesini önerecek ama Cemal Gürsel Paşa buna yanaşmayacaktı. O zamanlar Türkeş’in İhtilalin liderliğine oturttuğu Cemal Gürsel Paşa’yı vurduğu yolundaki söylentiler ve 27 Mayıs 1960 ve sonrasını adeta unutmuş gibi.

 Madanoğlu Paşa Türkeş düşmanıdır. Türkeş’i sevmez. Türkeş’e Madanoğlu’nun babası ile ilgili iddiaları sorduğumda O’da “Kendisinin o konuda verdiği bir cevap yoktur.” Demekle yetinmişti.

 Hele hele İstiklal harbi sırasında Yunanlılara Eşme ilçesinin kaymakamlığını yaptığı yazılan söylenen Eşmeli Mustafa Madanoğlu ile tek kelime, yine yok. O yıllarda Eşme’yi teşkilatlandırmaya gelenler Kuvâ-yı Milliyeciler Bekir Sabi bey, Galip Efe/Celal Bayar vardır.

Yunanlıları destekleyen ise Eşmeli Mustafa diye anılan Madanoğlu Mustafa’dır.

     İzmir’de yayınlanan Yeni Asır gazetesinden Nadir Uysal’ın 28.03.2017 tarihli haberine göre “Araştırmacı yazar Yılmaz Göçmen; darbeci General Cemal Madanoğlu'nun babası Eşmeli Mustafa'nın işgal yıllarında Yunanlılarla işbirliği yapan vatan haini olduğunu ileri sürer..” ve devam eder “Tarihte, 'Eşmeli Mustafa' diye bilinen tek bir şahıs var, o da Uşak'ın Eşme ilçesinde, Yunan işgali sırasında 'Kuvayı Milliye' hareketinin şiddetle karşısında olmuş ve Yunanlılarla birlikte hareket ederek, Türklerin aleyhine çalışmış tescilli bir vatan haini. Kurtuluş Savaşı'nın sonunda, canını kurtarmak için Yunan askerleriyle birlikte ailesi ve 15 yaşındaki oğlunu Türkiye'de bırakıp Yunanistan'a kaçmıştır. Bir daha asla geri dönememiş ve ömrünün sonuna kadar Yunanistan'da yaşamıştır.” İfadesi yer almakta. Ancak bir iddia daha dile getirilmektedir ki yine aynı iddianın sahibi Yılmaz Göçmendir: “Babası henüz 15 yaşındayken Yunanistan'a kaçmak zorunda kalan Cemal Madanoğlu, 1957 yılında yapılan 'askeri şura' toplantısında terfisi görüşülmüş, ancak şura üyeleri Madanoğlu'nun general yapılmasına 'vatan hainin oğludur' diye karşı çıkmıştı. Devrin Başbakanı rahmetli Adnan Menderes ise 'Babasının günahlarını oğluna ödetemezsiniz' diyerek direnmiş ve Madanoğlu'nun general olmasında önemli rol oynamıştı" dedi.

    Yunan işgalinden sonra Yunan ordusunun Eşme Kaymakamı olarak kabul edilen Mustafa; Burhanettin Şenli’nin yüksek lisan tezi olan Milli Mücadele döneminde Eşme adındaki eserinin bir bölümünde Celal Bayar yazdığı eserinde Madanoğlu Mustafa hakkında “Madanoğlu Eşme ilçesinde Kuva-yı Milliye kurulduğu ilk anlarda bu kurulun tahsildarı olmuş, topladığı paraları alıp İzmir’e kaçmıştır. Yunanlılarla anlaşıp, Yunan birlikleri Eşme’ye girerken onlara mihmandarlık yapıp elinde Yunan bayrağı sallamıştır. Kaymakam Madanoğlu etrafına topladığı çetelerle Kuva-yı Milliye’ye karşı saldırılar düzenledi.  Kuva-yı Milliye Müfrezeleri, Güneyköy istasyonuna giderken Yunan hizmetinde ki Kaymakam Madanoğlu’nun çeteleriyle karşılaştı ve yaklaşık yedi saat süren bir çatışma yaşandı.” (***)

    Daha sonra Eşme Kaymakamı Mustafa Madanoğlu, Atatürk tarafından 150 likler listesine konuldu.

   Ancak Eşmeli Mustafa Madanoğlu’nun, Cemal Madanoğlu’nun babası olduğu yönündeki iddialar ile ilgili olarak net bir kaynak göremedim. Olsa bile Menderes’in dediği gibi çocuklar babalarının suçlarından sorumlu tutulamaz. Akraba bile olsalar yine aynı.

   Madanoğlu Paşa; babası ile ilgili sadece annesi ile ayrı olduğunu yazar hepsi bu. Başka bilgi yoktur.

Hatıralar/anılar tarihin en iyi kaynaklarından birisidir: yazılı belge olarak göz önüne alınması tarihe büyük hizmettir.

Bkz(*) Erol Maraşlı, Darbe İçinde Darbe/13 Kasım1960-Ondörtler Olayı. Bilgeoğuz yay.İst.2010

(**) Erol Maraşlı, Türkiye’de Askeri Darbe Teşebbüsleri, Bilgeoğuz yay.İst.2015

(***) Burhanettin Şenli, Milli Mücadele Döneminde Eşme (1919-1923) Elazığ Fırat

 Ünv. Sosyal Bilm. Enst. Tarih ana bilim dalı Yüksek Lisans Tezi. Elazığ-2007
     
 
 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3449/hatiralaranilar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar