2 DENİZ 1 KARA HAYVANI

Gelin sizinle adrenalini yüksek gündemden uzaklaşalım ve hayvanlar âlemine dalalım.

Şu normal havası da siyasî havası da sıcak günlerde, hayvanlar âlemine dalmak nereden aklıma geldi?

Bizim bir Halil Aga’mız vardır. Ömrü uzun olasıca ve sigarayı terk edesice bu agamız, sosyal paylaşımında sıcak yaz günlerimize bir ferahlık getirmek için 2 deniz hayvanıyla ilgili bilgiler paylaşmış. “Yaz günlerinin sıcaklığına deniz serinliği iyi gider.” diye düşünmüş zâhir. Bir de kendileri, 150 bin kişinin konuştuğu “Marice” (“Marice” okunur; İngilizce falan zannedip “Merays” falan okumayın.) diye bir Fin-Ugor lehçesinden başka ciddi bir konu olduğuna inanmadığından, günlük siyasetle hiç ilgilenmez. Dolayısıyla sosyal medyada da hiç politik paylaşımlar yapmaz. Ben Aga’nın bu tavrını çok beğendiğimden, ondan mülhem, 2 deniz ve 1 kara hayvanından söz edeyim bugün.

MÜREKKEP BALIĞI

(Parantez içindeki ifadeler bana, diğerleri Halil Aga’ya aittir.)

On kollu bir canavar. Bu kollar kafadan çıkar. Boşuna kafadan bacaklılar türüne dâhil etmemişler. 

Kollar vantuzlarla dolu. Yapıştığı avını bu vantuzlarla önce felç eder ve ısırmaya başlar. Yırtıcı bir hayvan. Koku alma, görme, tad alma duyusu fevkalade. 360 dereceyi aynı anda tarassut (“gözetler” demek istiyor.) eder. Renk değiştirmek için de bukalemunlardan ve ahtapotlardan hiç de aşağı kalmaz. Işık huzmelerini masseder (“Teniyle emer” demek istiyor). Yeri geldiğinde renkten renge, şekilden şekle girerken bol bol kullanır bu depo ettiği "ışık", "lem'a", "şu'a" huzmelerini. (Gülme Süheylâ!...) Köstebek gibi tehlike anında kuma gömülebilirler. En tesirli saldırı ve savunma mekanizmasını püskürttüğü mürekkep ile yapar. Biraz kendi yapısına benzer bir şekil aldırdığı mürekkep kümesi karşısında kendisine saldıranları aldatmasını bilir. Tam bir kaos yaratır.
Tadını aldığı her av artık onun hedefine girer. “Gez, göz, arpacık” stratejisinin formülünü uygular. (Diyor Halil Aga bu hayvanı çok güzel tarif ediyor.)

AHTAPOT

Bu bildiğiniz ahtapota benziyor ama tür olarak biraz farklı…

Bu ahtapot türü 1990’larda Endonezya açıklarında, tesadüfen bulunmuş. Sonra biyolog Mark Norman bu ahtapotu incelemiş ve 16 ayrı şekle girebildiğini tespit etmiş. Bu yüzden “mimik ahtapot” demiş bu ahtapot cinsine. Mesela zehirli bir deniz yılanı görünümüne dönüşebiliyor bu ahtapot. Arslan balığı gibi yüzebiliyor… Hindi veya tüylü tavuk şekline bürünüp deniz dibinde uzun adımlarla koşabiliyor. 

Uzun uzun yazdırmayın bana. Youtube’a “İlizyon ustası ahtapot” yazın da 1.49 saniye seyredin bu marifetli ahtapotu. Mübarek ahtapot değil, tam bir illüzyon ustası. Tehlikenin durumuna göre, 15 ayrı şekle girip kendini korumak ne demek arkadaş!... Akıl sahibi tek hayvan olan insan bile bunu beceremiyor. 

BUKALEMUN

Bukalemun garibini biliriz. Kertenkelegillerdendir. (“kertenkelegiller” diye bi hayvan familyası var mı yok mu bilmiyorum. Hatta “familya” mı, “tür” mü, “cins” mi onu bile bilmem. Onu biyologlar bilir. Bizim için bukalemunun tek özelliği bulunduğu yere göre ten renginin değişmesidir.  Onu, yeşil otlardan, mor ve kırmızı çiçeklerden, sarı topraktan, beyaz taç yapraktan ayırmak mümkün değildir. Bukalemunlarla bir sorun yaşıyorsanız, onu bulunduğu ortamdan seçmek zorun ötesinde bir iştir. Bukalemun diye çiçek de koparırsınız, yaprak da dal da…Haaa!... Lafı bitirmeden söyleyeyim, bukalemunu yakalarken sakın parmağınızı kaptırmayın; kellesini kesmedikçe parmağınızı kurtaramazsınız. Yani kellesi gidecek bukalemunun; ancak o zaman rahat edersiniz. 

Bir bilgi daha… Bukalemun çok hızlı hareket etmez… O yüzden ensesinden yakalayacaksın. Ancak o zaman teslim alabilirsin. Yani ense köküne çökeceksin… Karnına, kuyruğuna, ayaklarına değil!...
***
Sen var ya sen Süheylâ!… Bu yazıdan mutlaka güncel bir anlam çıkarmışsındır!. Ne muzipsin seeen!...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/344/2-deniz-1-kara-hayvani.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar