'Yüzde Kırk'a Muhtaç Olmak

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde  yüzde 50+1’den yüzde 40’a inme isteği muhalefet eli ile  gerçekleştirilmek istenmektedir.  Bu konunun AKP içinde enine boyuna düşünüldüğünden şüphe yok.  “Bunu nereden biliyorsunuz?” diyebilirsiniz.  Planlanmış bir konu olmasa ve mühendislik yapılarak bir yere varılmak istenmese, AKP’li eski Bakan Faruk Çelik,  Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sisteminde  çıtanın   yüzde 50+1’den,  yüzde 40’a  düşürülmesini  önceden neden gündeme getirsin ki?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın,  iç siyasette işine yarayacak konuları öncüller kullanarak gündeme getirdiği yıllardır bilinen bir şey.  Siyasi partiler başta olmak üzere  her kesime tartıştırır gibi görünür. Aslında bu yapılan tartışma değildir. Cumhurbaşkanı’nın istediği noktaya,  kişilerin ya da siyasi partilerin kendi istekleri ile gelmelerini ustaca sağlamaktır. yüzde 50+1’den , yüzde 40’a inme işi çok önemliymiş ve  ülke gündemine dair başka  önemli bir şey kalmamış gibi, kamuoyunu bununla meşgul etmeyi denemek, topu da muhalefete atmak,  usta bir kurnazlıkla  hareket edildiğini beyan etmektedir. Mevcut durum,  gören gözler ve işiten kulaklar için, siyasi iradenin kendi bekası ile meşgul olduğunu anlatır niteliktedir.

 Bu konunun gündeme taşınmış olması için eski Bakan Faruk Çelik’in görevlendirilmiş olduğundan kimsenin şüphesi yok.  Bu güne kadar kim cesaret etmiş ki Faruk Çelik  cesaret edip,  böylesi önemli bir konuda kendi  iradesi ile konuşsun. Bütün dertlerden kurtarıcı bir sistem gibi sunulan, ama bir yıl içinde iflas eden  Cumhurbaşkanlığı Hükumet Sistemi  gibi önemli bir konu hakkında,   Recep Tayyip Erdoğan’dan izinsiz fikir beyan etsin,  mümkün mü?

 Hiçbir şey nedensiz olmayacağı gibi, bu kararın da elbette ki bir sebebi var.  Ankara- İstanbul gibi elinde olan büyük şehirlerin bir bir elinden çıkmış olması, AKP hükumetini bu kararı almaya itmiş olacağı kuvvetle muhtemeldir.  Başka başka şehirlerden gelen il başkanları, eski ve yeni milletvekillerinin   İstanbul’a gelip,  Cumhur İttifakı’nın  adayına oy istemeleri   fayda etmemiştir. 

Yerel yönetimler seçiminde gerçekle yüzleşen Cumhur İttifakı, artık %50+1’i  alamayacağını    bilmektedir. Bu nedene bağlı olarak da çıtayı  aşağı düşürme gibi bir uygulamayı çare olarak görmüştür.  Bu durum,  artık iktidar halısının altından kaymakta olduğunu kabulleniştir.  Son yapılan yerel seçimler öncesinde, AKP’nin,   anket şirketlerinin verilerini beğenmediği herkes tarafından biliniyor.  Yüzde 40 özlemi, geçmişte acı gerçekle yüzleşmiş olan  Cumhur İttifakı’nın,  ikinci bir istenmeyen gerçekle yüzleşmeden,  almaya çalıştığı tedbirin anlamlı ifadesidir. “ İllet - zillet ittifakı” olarak ifade edilen Millet İttifakı’na  bugün şahsiyet verilerek  yüzde 40’ı  muhalefetin  talep etmesini  istemek,  ancak çıtayı düşürerek  sandıktan belki çıkabileceğinin hesabıdır.   

 Fakat  bu işi yapmak  kolay değil.  Çıtayı düşürme işi  milletin gözünden düşmeden yapılmalı.  Dün % 50+1 şartını koyan  irade, bugün  bunu 40’a  indirgemek isterken,  milleti kandıracak kılıfı da  muhalefetten talep etmektedir:  Muhalefet istedi, biz yaptık. 

İç siyasette,  siyasi irade çıta düşürme işinden  bir yarar beklemektedir. Geçmişte aylarca gündem olmuş,  o günün şartlarında Cumhur İttifakı’nın kolayca alacağı oran olan  yüzde 50+1’ e bağlanan bir hükumet sisteminin, şimdi aşağıya çekilmek istenmesi, AKP iktidarının   önümüzdeki dönemde de  kendi devamına ilişkin hamleleridir.  

 Cumhur İttifakı’nın iyice kaynaştığından hareketle,  karşıda konumlanan  yüzde  60  blokunun  bundan sonra daha da parçalı yapıya sahip olacağı öngörüsü üstünden,  parçalardan bir ya da ikisinin ittifak dışı kalması  ihtimali   üstüne,  yazılmaya çalışılan  senaryonun metni   muhalefete yazdırılmak istenmektedir.  Bu,  muhalefet eliyle, yeniden iktidarda  kalma   mühendisliğini meşrulaştırma işidir. 

İktidar tarafından,  yüzde 60 ‘tan oluşan karşı konumlanışın HDP ve CHP’sini,  psikolojik algı ile etkisizleştirmek kolaydır. Bunların  teröre destek veren partiler olduğu üstünden yönetilen algı, diğer siyasi partilerin  bu partilere,  bunların da diğer  siyasi partilere yaklaşmasını engellemektedir.  Hatta bu iki siyasi parti de birbirine yaklaşmaktan,  iktidar odağının  teröre destek verme  ilanı  ile  çekinmektedir. İktidar, seçime kadar bu iki siyasi  partinin birbirlerine, diğer siyasi partilerin de bunlara yaklaşmasını   engelleme araçlarını  çoğaltıp çeşitlendirilecektir.   

Bu girişim, aynı blokta yer alsalar bile,   İYİ Parti, Saadet Partisi ve yeni kurulması  düşünülen  iki partinin aldıkları oy oranları  toplamının yüzde 40’a ulaşamayacağı hesabının açıklamasıdır.  Bu hesap,  İstanbul seçimlerinde olduğu gibi ilk önce kendilerini şaşırtacaktır.  Korkunun ecele faydası olmadığı gibi,  barajı yüzde 40’a düşürmenin de  iktidarda kalmaya faydası olmayacaktır. İster  yüzde 50+1 olsun, isterse yüzde 40  olsun; sonuç değişmez.  Bu millet,  bu iktidarı, bu hali ile istememektedir.  Her şeyin bir sonu var, iktidar olmanın da…  

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3438/kirk-arti-bire-muhtac-olmak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar