Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-5

Eklenme Tarihi: 30.09.2019 08:59:00 - Güncellenme Tarihi: 04.04.2020 08:11:50

İlk dört incelemede Müslüman dünyadaki bilgi problemini, otoriter, liberal ve muhafazakar siyaset akımlarının tarihsel gelişim süreçlerini ele almıştık. Bu yazımızda İslamî siyaset konusunu inceleyeceğiz.
İsmail Kara?nın İslamcılık tanımıyla başlayalım: ?19 ? 20. yüzyılda İslam?ı bir bütün olarak yeniden hayata hakim kılma ve akılcı bir metotla Müslümanları, İslam dünyasını batı sömürüsünden, zalim ve müstebit yöneticilerden, esaretten, taklitten, hurafelerden kurtarmak, medenileştirmek, birleştirmek ve kalkındırmak uğruna yapılan aktivist ve eklektik yönleri baskın siyasi, fikri ve ilmi çalışmaların, arayışların bütününü ihtiva eden bir düşünce ve harekettir.? Burada ortaya konulan İslamcılık tanımını Siyasal İslam, İttihadı İslam, Panislamizm gibi kavramlar için de kullanmak mümkün.
İslamcı siyasetin en belirgin özellikleri olarak ?öze dönüş? yani Kuran ve Sünneti temel referans kabul etmek, devleti bu istikamette yeniden inşa edip İslam toplumunu batı karşısında geri kalmışlıktan kurtarmak, sömürüyü sonlandırmak ve liyakat, istişare ve adalet merkezli yeni bir siyaset üretmek olarak sıralayabiliriz.
Her şeyden önce ?Siyasal İslam? dediğimiz olgunun Müslüman dünyanın gündemine 1850?lerden sonra girdiğini not edelim. Müslümanların, Batı karşısındaki zayıflama, gerileme ve savaşlarda yenilmesine, bir de toplumdaki dini yozlaşmanın eklenmesi bir arayışı zorunlu kıldı. İşte bu süreçte ilk siyasal İslamcılar diyebileceğimiz Namık Kemal, Ziya Paşa ve Ali Suavi gibi isimler karşımıza çıkar. Bu dönemde zaten Müslümanlara ait bir devlet var olduğu için bunların hedefi, devletin özüne dönmesi ve toplumdaki ahlaki yozlaşmanın önlenmesiydi. Aslında Osmanlı için önerdikleri bir Rönesans idi.
Türkiye Cumhuriyeti?nin laik temeller üzerine yükselişi, 1947?de Pakistan?da İslam referanslı bir devletin kuruluşu ve 1979?da İran?da Şii bir İslam Devleti?nin kuruluşu siyasal İslamcı hareketlerin hedeflerinin bölgesel olarak değişmesine neden oldu.
Türkiye özelinden gidersek, Cumhuriyet sonrası kurumsal İslamcı siyaset olarak karşımıza ilk Milli Selamet Partisi çıkar. Onun kapatılmasıyla aynı akımın diğer partileri varlığını sürdürür. Merhum Necmettin Erbakan?ın sürece en büyük katkısı ise Müslümanları siyasete sokması ve şiddetten uzaklaştırması olmuştur. Milli Görüş partilerinin dünya görüşünü batının teknolojisi ile İslam?ın maneviyat ve ahlakı bir de Türk kültürü oluşturmaktaydı. 28 Şubat 1997 Postmodern Darbesi?nden sonra İslamcılık ciddi bir evrim geçirdi ve büyük oranda iddia ve hedeflerinden vazgeçti. Her ne kadar kendisini hiçbir zaman İslamcı olarak tanımlamasa da Ak Parti iktidarı dönemlerinde İslamcıların mücadelesini verdiği pek çok alanda kazanım elde edildi. Yıllarca mücadelesi verilen başörtüsü sorun olmaktan çıkartıldı. Eğitim alanında milliyetçi- muhafazakar kanadın takdirini toplayan yenilikler yapıldı. İçki, zina, faiz, yasama ve yargı gibi siyasal İslam?ın hassasiyet konularına dokunul(a)masa da sağlanan özgürlük ortamında toplum rahatladı.
Bu kısmi kazanımlarına rağmen İslamcıların temel iddia ve değerlerini kaybettikleri yönündeki tezler görmezden gelinecek türden değildir. İslam devleti kurma fikrinin devleti ele geçirmeye dönüşmesi ilk büyük kırılma olarak not edilmelidir. Süreç içinde Müslümanlar
önce zengin oldu. Kötü olan bunun devletin adaletsiz desteği ile oluşuydu. Sonra bürokrasi ele geçirildi. Burada liyakat değil taraftarlık belirleyici oluyordu. Yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar konusundaki vaatleriyle iktidara gelen siyasi kadrolar başarısız bir sınav veriyordu. Milli gelir adil dağıtılamıyor, kişi başına düşen GSMH tüm sihirbazlıklara rağmen eriyor. Ailenin çöküşü durdurulamıyor, bireyselleşme ve bencilleşme almış başını gidiyor. Din ve ahlak dip yapmış durumda. Eğitimden kimse memnun değil. Ve tüm bunların faturası kendileri kabul etmese de İslamcı diye nitelenen bir kadroya kesiliyor. Burada daha kötü olan bir husus var. İslamcılık ile İslam olgularının aynîleştirilmesi. İslamcılık insana ait bir tez iken İslam Allah?a ait bir dindir. Dolayısıyla İslamcıların hata ve zaaflarını İslam?a ve tüm Müslümanlara aitmiş gibi bir yaklaşım içine girmek ya bilinçsizlik ya da yıpratma gayretinden başka bir anlam ifade etmemektedir.
Burada Ömer Çaha?nın bir sözünü ekleyelim. O diyor ki, ?Aslında hiçbir din siyasi bir ideoloji ile yakınlık içine girmez. Eğer giriyorsa bu doğal bir durum değil konjonktürel bir durumdur? Yani İslam ne sağ ne milliyetçi ne muhafazakar ne de liberal bir siyasi akıma eklemlenebilir. Fakat 20.yüzyılın başlarından itibaren İslam toplumlarını yönetenlerin aşırı laiklik uygulamaları pek çok alim ve fikir adamını bu yöne zorlamıştır. Namık Kemal, Ziya Paşa gibi isimlerle başlayan bu moderne karşı modern tepki Mehmet Akif, Said Halim Paşa, Elmalılı Hamdi Yazır, Eşref Edip gibi zatlar tarafından devam ettirildi. 1950?lerden sonra da Necip Fazıl?ın adeta sözcülüğünü yaptığı İslamcı söylem 1970?lerde milliyetçi, 1980?lerde liberal, 1990?larda muhafazakar damarı belirgin olan bir model olarak bugünlere geldi. Tabi bu arada Pakistanlı Mevdudi, Mısırlı Hasan el-Benna, Seyyid Kutup ile İranlı Ali Şeriati, Murtaza Mutahhari, Abdülkerim Süruş gibi isimlerin eserlerinin Türkçeye kazandırılmasının bu damara katkısını da unutmamamız gerekir.
İslamcı siyaset ne yazık ki ne Pakistan?da, ne İran?da, ne Mısır?da ne de Türkiye?de iyi bir model ortaya koyabildi. Oliver Roy?un ?Siyasal İslam?ın İflası? olarak ileri sürdüğü tez bu ülkelerde üretilen tecrübeyi dikkate aldığımızda ne yazık ki haklı çıktı. Belki de dinin/İslam?ın kutsiyetini koruması anlamında olması gereken siyaseti kendi mecrasında sürdürmektir. Zira verilen her kötü sınavın bedelini sadece biz değil savunduğumuz değerler de ödemek durumunda kalıyor. İslamcılığın 28 Şubat sonrası Türkiye?sinde geldiği şu son örneklem konunun bu bağlamda bir kez daha ele alınmasını zorunlu kılıyor.
Biz bu yazı dizisinde otoriter, liberal, muhafazakar ve İslamcı siyaset felsefelerine yüzeysel bir bakış açısı ile bakmaya çalıştık. Milliyetçi ve sosyalist siyaset konusuna girmedik.

(Daha ileri okumalar için: Gelenek ve Modernlik Arasında İslamcılık, Umran Dergisi Yayınları; Türkiye?de İslamcılık Düşüncesi, Müslüman Kalarak Avrupalı Olmak, İsmail Kara; Din ve Siyaset, Ali Bulaç; Farabi?den Abduh?a Siyasi Düşünce, Huriye Tevfik Mücahid; Kamusal Özgürlükler, Raşid el Gannuşi; Yeniden Yapılanma, Muhammed Abid el Cabiri)

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3430/muslumanlarin-bilgi-ve-siyaset-sorunu-5

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

30.03.2020   Hüzün Bulutları
23.03.2020     Virüs Salgını Üzerine Düşünceler
16.03.2020 “Karanlık Çağ”
09.03.2020 "Medeniyet Dönüşümü”
02.03.2020 Aktif Ahlaktan Pasif İmana
24.02.2020 Yeni Bir Yolculuk Hikâyesi
17.02.2020 Tarım Üzerine
10.02.2020 Siyah ve Beyaz Arasındaki Sonsuz Zenginlik
03.02.2020 Mesire Yerindeki Gazete Parçaları
27.01.2020 Bunu da Unuturuz
20.01.2020 Toplumsal Özeleştiri
13.01.2020 “Vicdan Zorbalığa Karşı”
06.01.2020 Kandil Şahsiyetler
30.12.2019 Kanal’a Bakan Kurt Gözleri      
23.12.2019 Gelecek’in Geleceği
16.12.2019 Gelecek Partisi ve Vizyonu
09.12.2019 Demokrasi ve İnsan Hakları Günü
02.12.2019 'Güneşin Doğduğu İnsanlığın Battığı Yer'
25.11.2019 Gücün 'Şehir'le İmtihanı
18.11.2019 'Beyaz Zambaklar Ülkesinde'
11.11.2019 Arayış
04.11.2019 Din Bilim Siyaset
28.10.2019 İnsanın Dört Mevsimi
21.10.2019 Modern Bunalım
14.10.2019 Gündemlerde Kaybolmak
07.10.2019 Yeni Partiler ve Yeni Siyaset
30.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-5
23.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-4
16.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-3
09.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu -2-
02.09.2019 Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-1
26.08.2019 Terörize Edilebilirlik Açısından Dinler
19.08.2019 Kemalist İslamcı Kürt Alevi ? ve Mutabakat
05.08.2019 Ahlâksız Îman
29.07.2019 Eleştiri Kültürü
22.07.2019 Hoşgörü Toplumu
15.07.2019 Mental Yorgunuyuz
08.07.2019 Hayata Dair
02.07.2019 Lgbt veya Cinsel Engellilik
01.07.2019 MAÂRİF DÂVÂMIZ-4
24.06.2019 Maârif Dâvâmız-3
17.06.2019 Maârif Dâvâmız-2
10.06.2019 Maârif Dâvâmız-1
03.06.2019 ?Hoşbulduk - Güle Güle?