Hedefteki Parti

Yerel seçimlerin anahtar partisi İYİ parti idi. İYİ parti olmasa AK parti bütün belediyelerini korumakla kalmayacak, belki sayısını da artıracaktı.

CB sistemi iki parti üzerine kurulmuş bir sistem. İşleyebilmesi üçüncü partilerin ortaya çıkmamasına bağlı. Ama Akşener onca tehdide, hakarete, engellemeye rağmen partisini kurdu ve yeni bir parti için başarılı sayılacak bir oy aldı. Ama en büyük başarısı iktidar değişmez karamsarlığında olan kitlelerin umutlarını harekete geçirmesi oldu.

Demokrasi tarihini yazanlar ileride İYİ partinin bu demokrasi dışı sisteme karşı ne büyük bir görev gördüğünü yazacaklardır. Akşener, sadece kendisi parti kurmakla kalmadı, kenarda köşede parti kurmaya niyetlenip de cesaret edemeyenlerin önünü de açtı. O kurdu bizde kurabiliriz kanaatini yarattı.

İktidar partisi, mahalli seçimlerden sonra seçimin niçin ve hangi nedenlerle kaybedildiğini  gördü. Bütün stratejisini İYİ parti üzerine kurdu. Önce İYİ partililere yuvaya dön çağrısı yapıldı. Fayda getirmeyince AK parti ile koalisyona gidebileceği propaganda edildi. Ardından Semih Yalçın’ın ağzından sayın Akşener’e çok sert hatta bizim kültürümüzde bir bayana asla söylenmeyecek ifadeler kullanıldı. Hürriyet’te A.Selvi’nin  “Yeni İttifaklar mı Kuruluyor ?” başlıklı yazısını da aynı kapsamda değerlendirmek lazım. Bütün bunların hedefi PKK konusunda hassas olan İYİ parti tabanının kafasını karıştırmak, mümkün olursa İYİ partiyi parçalayarak bu sistemin devamını sağlamak.

Akşener, tecrübeli bir siyasetçi, iktidarın da,  MHP’nin de amacını biliyor. Bu tuzağa kolay kolay düşmeyecektir. İYİ partinin varlığı demokrasiye dönüş umutlarının sürmesi demektir. İYİ parti içinde siyaset yapanların da bu tuzağı görmesi, ona göre hareket etmesi gerekir.

AMAÇ ve ARAÇ

Amaca varmak için her araç mübah mıdır, sorusu asırlarca tartışılmıştır. Makyavel’in Prens adlı kitabı bu soruya Batı medeniyetinin bir cevabıdır. Ona göre amaca ulaşmak için her araç kullanılabilir. Amaç, bütün araçları meşru kılar.

Türk-İslam medeniyeti bu soruya aynı cevabı vermez. Aracın amaca uygunluğunu, bir başka ifadeyle meşruiyetini arar. Ahlak dışı yollarla ahlaki amaçlar gerçekleştirilemez. İlahi amaçlar yine ancak, ahlaki araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir.

Ne yazık ki, İslam dünyası böyle bir şuurdan mahrumdur. Batı, iç siyasette Makyavelizm’den ayrılıp ahlaki/hukuki araçlara dönerken, İslam dünyası Emevilerden itibaren amaca ulaşmak için her türlü aracı meşru gören bir siyasete dönmüştür. Böyle bir siyaseti sürdürmenin yolu halka yanlışı doğru, haramı helal, hakkı batıl, hezimeti başarı olarak gösterecek araçlara sahip olmakla mümkündür. Bu da ancak tek sesli bir medya yoluyla gerçekleştirilebilir.  Siyasetin medyayı ele geçirme arzusunun arkasında, işte aslında bu tip bir siyaseti kamufle etme amacı vardır.

Halkı kandırarak, ahlaki değerleri çiğneyerek elde edilen hiçbir başarı kalıcı değildir. Daha kötüsü, böyle bir siyasetin bir süre sonra büyük maliyetlere neden olmasıdır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3426/hedefteki-parti.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar