Siyasetimiz!

Partiler ve siyasi kadrolar ülkeyi yönetmek için vardır. Siyasetin gücü, konuşmaktır, zemini ifade özgürlüğüdür. O zemin ortadan kalkarsa siyasetin yerini antidemokratik yöntemler alır. Toplumun kendini ifade edeceği kanallar açık oldukça demokrasi dışı eğilimler kıpırdayacak zemin bulamazlar.

Türkiye'nin ciddi sorunları var. Nitekim 31 Mart seçimi boyunca dile getirilen beka sorunu bu problemlerin varlığının ve ciddiyetinin ifadesiydi. Bir yerde çözüm bekleyen sorunlar varsa orada söz özgürlüğünün de olması gerekir. Konuşamazsanız, kendinizi ifade edemezseniz problemlerinizi nasıl çözeceksiniz.

Biz de bunu yaptık, bunu yapmaya çalıştık. Giderek büyüyen sorunlara kendi perspektifimizden çözümler getirmeye çalıştık. İstedik ki ülkemiz bu türbülanstan yara almadan çıksın. Bundan gocunmaya ne gerek var. Konuşmadan sorunlarımız çözülebilir mi? Bir ülke için en büyük felaket sorunlarını tek akla mahkum etmesidir. Bir kişinin konuşup herkesin susturulmasıdır. Bu şekilde yönetilen ülkelerin hepsi battı, batıyor. Libya tek akılla yönetildi, durumu ortada, Suriye/Irak tek akılla yönetildiler. İkisi de parçalanmanın eşiğinde. Demokrasi çok akılla yönetimin adıdır.

Biz gelin bu ülkeyi çok akılla yönetin dedik kötü mü ettik?
Çünkü ülkenin nereye gittiğini görüyorduk. Derdimiz kendimize ikbal aramak değildi, aziz milletimize bir çıkış yolu göstermekti. Israrla ve inatla gidilen yolun yanlış olduğunu göstermekti.
Dün niye susuyorsunuz diyenler bugün niye konuşuyorsunuz diyorlar. Dün belki hatalarını görürler diye sustuk, bugün de bunun olmayacağını gördüğümüz için konuşuyoruz. Derdimiz kimseyi karalamak değil. Derdimiz giderek kronikleşen sorunlarımıza onlar bizi çözmeden bizim onları çözmemizdir. Zamanımız daralıyor. Kimsenin siyasi ikbali bu milletin geleceğinden önemli değildir. Birilerine ikbal sağlamak için susmak bir milletin kaderini o kişinin ikbaline feda etmektir.
Her şey iyi ve güzel olsaydı kıyamete(ölünceye)kadar konuşmazdık.
Ama hiç bir şey iyi değil.
Her şey iyiyse millet niye feryat ediyor?
Her şey iyiyse enflasyon niçin yükseliyor.
Her şey iyiyse esnaf niye kan ağlıyor?
Her şey iyiyse mutfakta niçin yangın var?
Her şey iyiyse kendinize verdiğiniz zammı memura niçin veremiyorsunuz?
Her şey iyiyse bu kadar belediye niçin kaybedildi?
Her şey iyiyse niçin komşu devletlerin hepsi ile sorunluyuz?
Her şey iyiyse milli gelirimiz niçin 11 bin dolardan 8.500 dolara düştü?
Her şey iyiyse bu kadar zam niye?
Keşke her şey iyi olsaydı da bize bunları söylemek düşmeseydi. Biz sussak bile sokak susmuyor, mutfak susmuyor, işini,aşını kaybeden insanlar susmuyor. İşsizliğin yüzde 9'dan 14'e çıktığı bir ülkede sorun vardır hem de büyük bir sorun vardır. Bütün bu gerçekler ortada dururken ülke ve milletimize karşı sorumluluğumuz bizi konuşmaya milletin tercümanı olmaya itmiştir. Bizi konuşmaya mecbur eden mevcut zihniyetin bu sorunları çözeceğine dair inancımızın kaybolmasıdır. Nitekim vatandaş da yarınına umutla bakamamaktadır.
Herhangi bir davaya ihanet etmiş değiliz. Bizim davamız millete hizmet davasıdır, Kişisel hırslardan dava olmaz. Tarih, hırslarının kurbanı olmuş bir sürü muhterisin acı hikayesine tanıklık etmiştir.Ülkeyi falan parti falan kişi yönetsin diye bir dava olmaz. Davalar milletler içindir. Dün hangi davanın peşindeysek bugün de o davanın peşindeyiz. Davamız demokrasi davasıdır. Davamız müreffeh bir Türkiye inşa etme davasıdır. Davamız, insanımızı sırtı pek karnı tok bir noktaya getirme davasıdır. Davamız adalet davasıdır. Kimsenin fikrinden, inancından, siyasetinden dolayı muaheze edilmediği bir adalet ortamı yaratma davasıdır. 

Davamız,devletimizi güçlü milletimizi zengin ve özgür kılma davasıdır.İnsanları kuru bir kalabalık olmaktan çıkarıp millet yapan, onları devlete bağlayan adalettir. Bugün yargı adalete değil genellikle siyasete çalışıyor. Kuvvetler ayrılığının olmadığı yerde adalet yolunu şaşırır. Vatandaşa değil gücü elinde bulunduranlara hizmet eder. Dinimiz ortak inancımızdır. Onun siyasi rekabetin bir aracı haline getirilmesi din olmaktan çıkarılıp siyasi bir proje haline dönüştürülmesidir. Siyasi bir proje haline gelen bir din bir iman meselesi olmaktan çıkar, bir kavga ve menfaat aracı haline gelir. Buna asla müsaade etmeyeceğiz. Siyaseti bir hizmet ve proje yarışı haline getireceğiz. Siyasetin doğru zeminde yapıldığı bir ülkede kim daha dindar sorusu sorulmaz kim daha iyi yönetir sorusu sorulur ve seçimlerin sonucunu bu sorunun cevabı tayin eder. Yönetme zeka ve birikimine sahip olmayanlar ise yüce dinimizin arkasına saklanarak eksiklerini örtmeye çalışırlar. Siyasetimiz nefsimize sadakati değil,liyakati esas alacaktır.Cumhuriyeti Demokrasi ile,Hukuku Adalet ile,Devleti liyakat ve ehliyetle buluşturmak için Yeni Hal,Yeni Yol için Bismillah...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3402/siyasetimizdir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar