Böyük Türkiye'ye Büyük Oyun

Eklenme Tarihi: 11.09.2019 09:01:00 - Güncellenme Tarihi: 20.02.2020 16:57:22

1.

Cumhuriyet Türkiye?sinde, çok partili demokratik hayata geçildikten sonraki siyasi hayatımızın, bana göre, açık ara en renkli siyasi kişiliği Süleyman Demirel?dir.

Elbet Adnan Menderes?in, Necmeddin Erbakan hocamızın, Başbuğ Alpaslan Türkeş?in, Bülent Ecevit?in, Turgut Özal?ın siyasi kişilikleri ve karizmatik liderlikleri de, çok partili siyasi hayatımızda önemli yer tutmaktadır.

Fakat Süleyman Demirel bu saydığımız liderlerin hepsinden daha renkli bir kişiliktir.

Başlıktaki ?Böyük Türkiye? ifadesi çok partili siyasi hayatımızın en renkli siması Süleyman Demirel?e aittir.

Nasıl ki Allah?ın Resul?ü (sav):

?Ya Rab!

İslam?ı iki Ömer?den biriyle güçlendir? diye dua etmişse...

Ve Allah (cc) İslam?ı Ömer bin Hattab (ra) ile güçlendirmişse...

Yine belki kitabi olmasa da, kulaktan kulağa aktarılan sözlü rivayetlere göre, nasıl ki Allah?ın Resul?ü (sav) cömertliğiyle meşhur Hatem-i Tay ve adaletiyle meşhur İran Kisrası Nuşirevan?ın İslam ile şereflenmediğine üzülmüşse...

Ben de, Cumhuriyet tarihimizin çok partili siyasi hayatımızdaki bu en renkli simasının, siyaseten İslami cephede yer almayışına üzülürüm.

O kıvrak ve müthiş zekasıyla, o muhteşem hafızasıyla, o urgan gibi siniriyle, o koca göbeğine rağmen tam köşeye sıkıştı sanıldığı bir andaki akıl almaz kıvraklığıyla, İTÜ İnşaat Fakültesinde okuyan İslam Köylü Süleyman Demirel olarak kalsaydı da, belli mihrakların değil, bu aziz milletin Süleyman Demirel?i ya da halkın belli bir kesiminin bağrına bastığı lakabıyla Çoban Sülüsü olsaydı, Türkiye?de çok şey değişirdi, sanıyorum.

Kendisine hiç oy vermedim...

Kendisini hiç sevmedim...

Kendisine hiç güvenmedim...

Konferanslarımda olmasa bile kimi dost sohbetlerimde:

Süleyman Demirel?i mi, Şeytanı mı tercih edersin diye sorsalar, Şeytanı tercih edeceğimi dile getirirdim.

Bu sözü bir Allah dostunun ifadesine dayandırırdım.

O Allah dostu şöyle derdi:

Ben cin şeytanından korkmam.

Çünkü cin şeytanı euzü besmele ile gider; fakat ins/ insan şeytanı euzü besmele ile gitmez.

İşte Süleyman Demirel euzü besmele ile gitmeyecek ve cin şeytanına pabucu ters giydirecek kadar şeytani bir zekaya sahipti.

Bu şeytani zekası nedeniyle de her defasında küllerinden doğdu ve 1963-2000 yılları arasında, hem de en çetrefilli dönemlerde, tam 37 yıl aktif siyasetin içinde kaldı.

Bu 37 yıllık aktif siyasi hayatında:

Adnan Menderes?in Demokrat Partisinin mirası üzerine oturması beklenen Adalet Partisinin Kurucu Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala?nın ani ölümüyle Süleyman Demirel?in Adalet Parti Genel Başkanı olmasıyla siyasi hayatta önünün açılması...

1991 Milletvekili Genel Seçimlerinde seçmene verdiği onca vaate rağmen ancak koolisyonun büyük ortağı olacak kadar oy alabilmesi ve kör topal giden bir koolisyonla işlerin altından kalkamadığı bir zaman kesitinde Cumhurbaşkanı Turgut Özal?ın, hala esrarını koruyan, ani ölümüyle Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturması...

Ancak mahşerde çözülecek kadar ilgi çekicidir, esrarlıdır, bilinmezdir...

İşte aklımda kalanlarla, mümkün olduğunca kısaltarak anlattığım Süleyman Demirel ?Böyük Türkiye? derken samimi olduğu için mi darbelere maruz kaldı...

Yoksa!

Bu ülkeye oynanacak olan ?Büyük Oyunun? parçası olan darbelere gerekçe olsun diye mi Süleyman Demirel ?Böyük Türkiye? diyordu?

Çünkü hepsi de, tasması domuz sever sığır çobanlarının elindeki çete tarafından yapılan darbelerin görünen gerekçesi ne olursa olsun, asıl gerekçesi, Demirel?in diliyle söyleyecek olursak Türkiye?nin Böyük olmasını önlemekti.

Çünkü Böyük Türkiye Haçlı Avrupasının ve Haçlının tetikçisi konumundaki Amerikanın korkulu rüyasıydı.

Bu bakımdan, bir güzel insanın ifadesiyle, Türkiye ne zaman ?take off? durumuna yaklaşıyor, işte o zaman tasmayı ellerinde tutanlar, askerimiz içindeki çete elemanlarına gerekli izni ve talimatı veriyor; tasmaları gevşetiyor ve Türkiye?nin ?take off? konumunu önleyecek olan darbeleri yaptırıyorlardı.

Böylece zaten kırılgan olan ekonomi alt üst oluyor, darbeciler ve ülke içindeki yandaşları parsayı topluyor, ülke ekonomisi neredeyse otomatiğe bağlanmış olan ve on yılda bir gelen darbelere kadar kendini toparlamak için büyük çaba sarfediyordu.

Bunların hepsini çoğumuz yaşayarak gördük...

*

2.

Fakat haçlı batının uykularını kaçıran ve korkulu düşler görmesine neden olan ?Böyük Türkiye?yi? önleme planının asıl kısmı, görünmeyen, hissedilmeyen, anlaşılması ve çözülmesi zor olan kısmıydı...

Tıpkı buz dağının altı gibiydi, Böyük Türkiye?yi önleme planının görünmeyen kısmı...

Ve ben, asıl bu planın görünmeyen kısmına diyorum ?Büyük Oyun? diye...

Haçlılar ve elbet ülke içindeki haçlı uşakları (Bizans artıkları, Truva Atı Ashabı, Boğaziçi Aşireti, Sabatayistler, Pakraduniler ila ahir) Büyük Oyunun ilk kısmını 15 Temmuz İşgal Hareketine kadar başarıyla uyguladılar.

Bu nasıl bir oyundu mu diyorsunuz?

Bu görünmeyen Büyük Oyunun en görünen, en açık halini 12 Eylül Darbecileri uyguladılar.

İsterseniz 12 Eylül?ü şöyle bir düşünün!

Solcu içerde, sağcı içerde, ülkücü içerde, Türk içerde, Kürt içerde!

Akıl alacak gibi değil...

12 Eylülcüler neden toplumun bütün kesimlerinin gençliğini hedef tahtasına koydular?

Sağcılarsa sağcılara, solcularsa solculara dokunmamaları gerekmez miydi?

Türk idiyseler Türklere, Kürt idiyseler kürtlere ilişmemeleri icap etmemiz miydi?

Diyelim ki, darbenin gereği olarak, iktidar sürelerini uzatmak için, ülkenin her kesimdeki gençliğini kontrol altında tutmak zorundaydılar.

Fakat neden içeri aldıklarına akıl almaz işkenceler yapıyorlardı?

Gerçekten ne içindi yapılan yakası açılmamış işkenceler?

Aslında ne içeri almanın ne de işkencenin akla uygun bir gerekçesi yoktu.

Kendi planlarına göre yapmalarının gerekçesi ise belliydi:

Toplumun en dinamik kesimi olan gençliği hem birbirlerine, hem de devlete, millete, ülkeye düşman etmekti...

Uyguladıkları metodlarla, devlet millet düşmanlığını sağcılar, ülkücüler, Türkler üzerinde sağlayamadılar...

Fakat Kürk kökenli gençlerimiz üzerinde, devlet millet düşmanlığını büyük ölçüde sağladılar.

Hem darbecilerin işkencesi, hem de içeride devlet millet düşmanlığının eğitiminin verilmesi bir kısım Kürt Gençlerini devlet ebed müddet çizgisinden uzaklaştırdı ve haçlının emrindeki şer güçlerin oyuncağı haline getirdi.

Evet özellikle işkencenin ve içeride verilecek olan şer eğitime zemin hazırlamanın asıl nedeni Böyük Türkiye?ye engel olacak bir karşı güç oluşturmaktı...

Ama bunu, ben kendi nefsime, 15 Temmuz sonrasına kadar çözememiştim.

Fakat 15 Temmuzdan sonra Böyük Türkiye?yi önlemek için planlanan Büyük Oyunun ikinci perdesi oynanmaya başlayınca, anladım ki 12 Eylül ve sonrasında özellikle Kürt kökenli gençler üzerinde başarılı olan bu oyun, bu kez sağcı olarak kabul edilen genellikle Türk kökenli gençler ve diğer yaş gruplarındaki insanlar üzerinde oynanmaya başlamıştı.

Nasıl ki, Kürk kökenli sıradan insanlarımız, eften püften sebeplerle içeri alınmışlar ve ceza evlerinde ciddi bir devlet millet düşmanlığı eğitiminden geçmişlerse...

15 Temmuz işgal girişiminden sonra, ciddi bir ölçü koymadan suçlu kabul edilen ve içeri alınan Türk kökenli gençlerimiz ve diğer yaş gruplarındaki insanlarımız çok ciddi bir devlet millet düşmanlığı eğitiminden geçmektedirler.

Böylece, kazanılması gereken her yaştaki insanlarımız Feto?nun azat kabul etmez kulu ve kölesi olarak, FETÖ?nün militan savaşçıları haline getirilmektedirler.

Gerek Kürk kökenli insanlarımıza ceza evlerinde verilen devlet millet düşmanlığı eğitimi...

Gerekse 15 Temmuz işgal hareketinden sonra içeri alınan Feto bağımlısı, Türk kökenli insanlarımıza verilen devlet millet düşmanlığı eğitimi...

Onların hepsini dinden de uzaklaştırmakta ve haçlının diniyle dinli hale getirmektedir.

Başta Cumhurbaşkanımız olmak kaydıyla, ülkenin üst yönetiminde bulunanlar, geçmiş tecrübeden ders alarak, bu ceza evi eğitiminin önüne geçemezlerse, bu kinli ve haçlı dinli insanlarımız gelecekte ülkenin başına büyük gaileler açacaklardır.

Böyük Türkiye sevdası taşıyanlar olarak...

Ülkemiz insanına oynanan Büyük Oyunu görelim...

Ceza evlerine az kirli olarak giren insanlarımızın çok kirli ve çok kinli hale gelmelerine seyirci kalmayalım!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3389/boyuk-turkiyeye-buyuk-oyun

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

18.01.2020 Akdeniz’de olmak ya da olmamak
03.12.2019 Kadına Dair Notlarım!
15.11.2019 Kaç Bakıcı Bir Anne Eder?
04.11.2019 Derin Devlet ve Devletin Derinliği
07.10.2019 Neme Lazım ya da Tasasız Olmak
22.09.2019 Akrebin Kıskacındaki Türkiye
21.09.2019 Akrebin Kıskacındaki Türkiye
11.09.2019 Böyük Türkiye'ye Büyük Oyun
05.09.2019 'Başlarım Sizin Kürdistan Davanıza!'
26.08.2019 Cinayet mi Kadın Cinayeti mi?
20.08.2019 Bu Topraklar Kılıç Hakkımızdır
05.08.2019 Tayyip Bey ve Cihan Devleti Yürüyüşü
30.07.2019 Ak Parti Nasıl Kurtulur?
22.07.2019 Türk Milletinin Ruhunda Devlet Geni Vardır
15.07.2019 Ölmesine İzin Verilmeyen Millet
09.07.2019 15 Temmuz Kıymeti Bilinmeyen Zafer!
02.07.2019 Öğrenci, Öğretmen, Okul
24.06.2019 Sayın Cumhurbaşkanı Mesajı Nihayet Aldı
18.06.2019 Firavunlar Kaybeder Mursiler Kazanır
10.06.2019 Eğitim Ayakta Durmak İçindir
03.06.2019 İnsanı Düzeltmeden Yargıyı Düzeltemezsiniz
27.05.2019 S-400 ve ABD?nin Sancısı
19.05.2019 Cumhurun İstanbul Sınavı
31.12.2018 Karşı mahallenin hindisi!
16.12.2018 Yerel Seçimlerde Cumhurun mutlak ittifakı şarttır
28.11.2018 Belediye başkan adaylarına
16.11.2018 Sayın Cumhurbaşkanım bu milleti günaha sokmayın!
01.11.2018 Diplomasız ariflere sualimdir: Odun mu seçelim yoksa ceket mi?
24.10.2018 İttifak çok ince ayar bir iştir
13.10.2018 ?Vay anasını! Gördünüz mü? Papaz Brunson bırakıldı! Ben dememiş miydim??
08.10.2018 Karşılıksız para gibi karşılıksız diplomalar
02.10.2018 İdam adalet müebbet zulümdür
23.09.2018 Yerel seçimler milat olsun
30.08.2018 Kainat imamı, mesih, mehdi, Rabinoğlu FETÖ'nün hakkını yemeyelim
13.08.2018 Haçlı Kuşatmasında bir 'diktatör' Recep Tayyip Erdoğan
03.08.2018 Bir ana, bir bebek ve Amerikan ambargosu
23.07.2018 15 Temmuz bağlamında vatan hizmeti ve bedelli askerlik
15.07.2018 Eğitim kanayan yaramız
05.07.2018 Yirmi iki yıl önce ne demişiz?
29.06.2018 24 Haziran için ne demiştik, ne oldu, ne olacak?
23.06.2018 24 Haziran dünyanın sonu değil
19.06.2018 Seçim sonrasında yeni Türkiye
08.06.2018 Sağ ve sol arasında oy geçişleri
30.05.2018 Cumhur İttifakı içinde oy değişimi
20.05.2018 Dürüst ve cesur
12.05.2018 Sayın Cumhurbaşkanım seçmenin aklını test etmeyin
02.05.2018 Sayın Cumhurbaşkanına son çağrımdır
27.04.2018 Özlenen Birliktelik 'Cumhur İttifakı'
22.04.2018 Sistem değişirken
09.04.2018 Bir kahramanlık hikayesi
02.04.2018 Şeker Fabrikaları bağlamında 'Devlet'
19.03.2018 Tarih dönerse talih de döner
12.03.2018 Sayın Cumhurbaşkanının delikanlısı olmalı
01.03.2018 28 Şubat'tan Cihan Devleti'ne
31.01.2018 Biraz Şahadet Göderin'den Kızılema'ya
22.01.2018 BEDİRDEN HENDEK?E SURİYE HAREKÂTI
12.01.2018 SAYIN CUMHURBAŞKANIM KANAMAYI DURDURUN
03.01.2018 ON MİLYON İRANLI GÖÇMENE HAZIR MISINIZ?
28.12.2017 EY RABİNOĞLU FETULLAH TEVBE ZAMANI!
19.12.2017 TEPEGÖZ YA DA KART DOMUZ TRUMP
14.12.2017 KUDÜS GÜÇLÜNÜNDÜR
05.12.2017 FARZ-I KİFAYE YA DA TOPLUMSAL FARZLAR
30.11.2017 DÜNYA AMERİKAYI YARGILAMALI
20.11.2017 MEHDİNİN ASKERLERİ YA DA RABİNOĞLU FETULLAH?IN KULLARI
09.10.2017 AMERİKA BİTMEDEN DÜNYADA SAVAŞ BİTMEZ
29.09.2017 MTV YA DA DEVLET OLMAK BEDEL İSTER
20.09.2017 KALKAN TEOG?UN AKLA GETİRDİKLERİ
07.09.2017 BEŞ DİPLOMALI İŞSİZLER
28.08.2017 GÜÇLÜ KUVVETLİ KULLAR
16.08.2017 AK PARTİ'NİN ON ALTI YILI
09.08.2017 HIRSIZI DÖRT İŞLEMLE BULMAK
28.07.2017 MERVE KAVAKÇI'DAN ?KÖROĞLU GÖZÜN KÖR OLSUN?A
17.07.2017 FETOYİSTLERLE NASIL BAŞ EDECEĞİZ?
10.07.2017 UÇ BEYLİĞİNDEN CİHAN DEVLETİNE
01.07.2017 Mahatma Gandhi?den Gandi Kemal?e HAK YÜRÜYÜŞÜ
20.06.2017 İYİ BİR İNSAN OLMAK
12.06.2017 İLİM İSTEMEK
06.06.2017 ABD'NİN TÜRKİYEYİ İŞGAL HAZIRLIĞI
02.06.2017 ŞEHİTLER KERVANI UZAYIP GİDİYOR
23.05.2017 SAYIN CUMHURBAŞKANIM BU MİLLET İSTEDİĞİNİZ HERŞEYİ VERDİ
16.05.2017 TALANLA BÜYÜYEN, YALANLA YÜRÜYEN DEVLET: ABD
17.04.2017 TÜRKİYE KAZANDI
08.04.2017 EVET?E ODAKLANIN
01.04.2017 SÜMÜKLÜ ADİL İKİNCİ ADAM MI?
13.03.2017 ALÇAK ÜLKE/ NETHERLANDS YÖNETİCİLERİ NE YAPMAK İSTİYOR
06.03.2017 PARTİCİ Mİ? PARTİLİ Mİ?
27.02.2017 EVET Mİ, HAYIR MI SÖYLE NEDİR SENİN CEVABIN?
19.02.2017 BU MİLLETİN TAMAMI VATAN HAİNİ Mİ?
12.02.2017 YA PRANGALI DEMOKRASİ YA DA CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ
05.02.2017 REFERANDUM YA DA MUHAFAZAKÂRLAR ARASI MEYDAN SAVAŞI
29.01.2017 DEVLETİ ASLİ GÖREVLERİNE DÖNDÜRMEK
25.01.2017 MİLLETİ YÖNLENDİRMEK ZORDUR
16.01.2017 CHP, NEREYE GİDİYOR?
09.01.2017 ALGI YÖNETİMİ VE MUSTAFA KUSEYRÎ
03.01.2017 ALLAH (C.C.) KUDRET ELİYLE İSLAM?IN SON ORDUSUNU SON VURUŞA HAZIRLIYOR
25.12.2016 CİA RABİN OĞLU FETULLAH?I OYUNA GETİRDİ
20.12.2016 ABD?NİN ORTADOĞU?DAN KOVULUŞU
07.12.2016 MEMURSEN YA DA AH AKİF AĞABEY
30.11.2016 'EĞİTİMDE MESAFE ALAMADIK'
20.11.2016 USÜL ESASTAN ÖNCEDİR
09.11.2016 ABD SEÇİMLERİNDE ALGI OPERASYONU ÇÖKTÜ
27.10.2016 BAŞKANLIK SİSTEMİ
12.10.2016 RABİN OĞLU FETHULLAH?IN SAPTIRDIKLARI
06.10.2016 ?EDERİ BİR DOLAR OLAN GERİ GELECEKSE, GÖMÜLMEYE DE HAZIR OLMALI?
23.09.2016 OHAL MUTLAKA DEVAM ETMELİDİR
17.09.2016 SABATAİZMDEN FETOİZME
08.09.2016 PKK ÜRETEN FETÖ BATAKLIKLARI