Soner Yalçın’ın Atmasyonu

Doğrusu Soner Yalçın’ı okumuyorum, takip de etmiyorum ve hatta itibar bile etmiyorum. Ancak yeğenimin bana ilgili yazı hakkındaki iddiaları sorması üzerine, bu zatın aşağıda aktaracağım yazısından haberdar oldum.

Sözü edilmeye bile değmez bir gazetenin malum yazarı Soner Yalçın, 6 Eylül 2019 günkü “Erdoğan’ın Sırları” başlılı yazısında “polisiye roman okumayı sevmediğini” söyledikten sonra döşediği yazıda anlattıkları, onun bu sözünün de doğru olmadığını açığa çıkarıyor. Çünkü yazıda iddia ettikleri (iddia değil bilakis iftira), tam bir polisiye roman tadındadır.

Yazdığına göre son günlerde aklına takılan bir soru varmış ve bu soru 1389 yıldır cevap pardon “yanıt” bekliyormuş.

Onun aklına takılan soruyu aynen aktarıyorum: “Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, Bizanslılara karşı yapılan Tebük Seferi dönüşünde Hz. Muhammet’e suikast girişiminde bulundu mu? Bu soru 1389 yıldır yanıt arıyor!

Sünni İslam alimi İbn Hazm İslam Hukuku “el-Muhalla” kitabının 11. cildinde şunu yazdı: “Ebubekir, Ömer, Osman, Talha ve Sa’d b. Ebu Vakkas, Tebük’te Resulullah’ı öldürmeye kalktı…” Tabi yazar, üç noktadan sonra uydurulan hikâyeyi yazıp döktürüyor.

Soner’in Sünnî alim diye yazdığı İbn Hazm, aslında Zahirî mezhebindendir. Onun bu kadarına bilemeyeceğini zaten baştan tahmin etmek gerekir.

Elimizde 12 cilt olarak (Daru’l-Kutubi’l-İlmiyye, 2. Bsk., Beyrut, 2003) basılmış bulunan İbn Hazm’ın el-Muhallâ bi’l-Âsâr adlı eserinin 12. Cildinin 160. sayfasında söz konusu bilgi vardır, ama tam olarak Soner Yalçın’ın aktardığı gibi değildir ve o, işine geldiği kadarını almıştır.

Şimdi söz konusu kitaptaki mevcut kaydı olduğu  gibi aktaralım:

وَأَمَّا حَدِيثُ حُذَيْفَةَ فَسَاقِطٌ، لِأَنَّهُ مِنْ طَرِيقِ الْوَلِيدِ بْنِ جُمَيْعٍ - وَهُوَ هَالِكٌ - وَلَا نَرَاهُ يَعْلَمُ مَنْ وَضَعَ الْحَدِيثَ فَإِنَّهُ قَدْ رَوَى أَخْبَارًا فِيهَا أَنَّ أَبَا بَكْرٍ، وَعُمَرَ، وَعُثْمَانَ، وَطَلْحَةَ، وَسَعْدَ بْنَ أَبِي وَقَّاصٍ - رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ - أَرَادُوا قَتْلَ النَّبِيِّ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَآلِهِ وَسَلَّمَ - وَإِلْقَاءَهُ مِنْ الْعَقَبَةِ فِي تَبُوكَ - وَهَذَا هُوَ الْكَذِبُ الْمَوْضُوعُ الَّذِي يَطْعَنُ اللَّهُ تَعَالَى وَاضِعَهُ - فَسَقَطَ التَّعَلُّقُ بِهِ - وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ.

Türkçesi şöyledir:

“Huzeyfe’nin hadisine gelince, o “sakit”tir. Çünkü (bu rivayet) Velid b. Cumey’ yoluyla gelmektedir ki O (yani Velid Ş.G.) “hâlik”tir. Bu hadis uyduranı bileni görmedik. O bazı haberler aktarırdı, onlardan birinde: Ebubekr, Ömer, Osman, Talha ve Sa’d b. Ebi Vakkas’ın (Allah onlardan razı olsun) Resulullah’ı (s.a.v.) öldürmek ve Tebük’te onu yüksekçe bir yerden atmak istediler. İşte bu yalan ve uydurmadır. Allah, onun uydurduğunu çürütmüştür ve bunun ile ilgili (blgileri) boşa çıkarmıştır. Alemlerin Rabbine hamd olsun.”

Bu bilginin birkaç sebepten kullanılamaz olduğu zaten İbn Hazm, işin başında belirmektedir.

Birincisi, bu bilginin hemen başında İbn Hazm, Huzeyfe’nin hadisinin “sakit” olduğunu bildiriyor. Hadis literatüründe sakit demek, “böyle bir ravinin, rivayet ettiği hadis hiçbir surette alınmaz” demektir. Bkz: Abdullah Aydınlı, Hadis Istalahları Sözlüğü, İFAV Yay., 3. Bsk., İstanbul, 2009, s. 271.

İkincisi, Huzayfe’nin bilgiyi aldığı Velid’in de “hâlik” olduğunu bildiriyor. Hâlik ise, Hadis terimlerinde: “Böyle bir ravinin, rivayet ettiği hadis hiçbir surette alınmaz” demektir. Bkz: Aydınlı, a.g.e., s. 109.

Zaten bilgi kullanılmayacak kadar yalan ve uydurma olduğu için, ne İslam alimleri ne de İslam üzerine araştırma yapan müşteşrikler tarafından itibar edilip kullanılmamıştır.

Şunu hemen belirtmemiz lazım ki, İslam alimleri “ilim haysiyeti” adına dinlerinin ve Peygamberlerinin aleyhine ve iftira dahi olsa, hiçbir kaydı ve bilgiyi kaybetme, yok etme veya çarpıtma yoluna gitmemişlerdir. 

Ama maalesef bazı kimseler, İslam alimlerinin ilim haysiyeti adına gösterdikleri bu hassasiyeti asla göstermemekte ve haysiyetsizçe davranmayı “dava adamlığı” saymaktadır. Bir metnin içinde cımbız ile lazım olacak kadarını alıp, esas söylenmesi gerekenleri gizlemek, bilgi ve fikir hırsızlığıdır.

Şunu iyi bilmek lazımdır ki, bilginin bir vakarı ve izzeti vardır, buna riayet etmezseniz, cahil kalır ve izzet-i nefsinizi kaybedersiniz. İlmin de bir haysiyeti vardır, buna da dikkat etmezseniz haysiyetsiz kalırsınız. İslam alimleri aleyhlerine dahi olsa, ilim alanında bu haysiyetli duruşu daima sergilemişlerdir. Onların bilgileriyle geçinenlerin de, onlar kadar haysiyetli davranması beklenir. Bildiğim kadarıyla Soner Yalçın’ın yukarıdaki Arapça metni değil anlaması, yüzünden okuyacak kadar Arapçası yoktur. Belli ki bu bilgiyi ona servis edenler, onunla fena oynamışlardır.

Merhum Cemil Meriç, yetmişli yıllarda Türkiye’nin bir gerçeğini şöyle dile getiriyordu: “Türkiye’de sağ, solun kusmukları ile geçiniyor.” Şimdi durum değişti; okuyan, araştıran ve kendisini geliştiren sağ kesim oldu. Anlaşılan sol, eskiden beri bulundukları yerlerinde sayıyorlar ve şimdi onlar sağın kusmuklarıyla geçiniyorlar. Hem de iğrenç bir şekilde. Yukarıda anlattıklarımız , tam da bunu göstermiyor mu?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3387/soner-yalcinin-atmasyonu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

EWDS ELAM
26.09.2019 15:24
ELİNİZE VE KALEMİNİZE SAĞLIK......

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar