İhraçlar Gerçekleri Örter mi?

AK partide Davutoğlu, Özdağ, Üstün ve Başçı’nın ihracı için düğmeye basıldı.
Önümüzdeki günlerde Parti disiplin Kurulu bu isimlerin savunmasını isteyecek.
Bizde parti disiplini, liderlerin sadece doğrularını değil, yanlışlarını savunmayı da içerir. Liderin dışındaki herkesin görevi düşünmeden alkışlamaktır.
Bu dört isim, AK partideki yanlışları herkesten önce görüp, alkışçılıkla partinin kurtulamayacağını gördüler. Onun için aslında herkesin gördüğü ama çıkarları gereği söyleyemediği şeyleri söylediler. Asla üsluplarını bozmadılar, saygısızlık etmediler. Sayın Davutoğlu’nun birkaç konuşmasını dinledim. Sn Cumhurbaşkanından bahsederken hep sn. Cumhurbaşkanımız ifadesini kullandı. Tabanda uç veren ve giderek yayılan şikayetleri dile getirdi. AK parti yönetimine düşen bu pozitif/düzeltici/uyarıcı eleştirilerden dersler çıkarmaktı. Ama tam tersi oldu, tarihimizde ilk defa bir parti, Başbakan’ını ihraç ediyor.
Siyasi geleneğimiz ne yazık ki yanlışları düzeltmek yerine yanlışı söyleyenleri susturma anlayışı üzerine kurulmuş. Davutoğlu, Başbakanlığı döneminde 17-25 Aralık’ta ortaya çıkan yolsuzlukların üzerine gidilmesini, suçlanan bakanların Yüce Divan’a giderek aklanmalarını istemişti. Bugün toplumun zayıf yerine hitap ederek yeni Ömer’ler aradığını söyleyenler, o dönem buna karşı çıkmışlardı. O bakanlar millet vicdanında hiçbir zaman aklanamadılar. AK parti açısından en büyük inandırıcılık sorunu o dönem ortaya çıktı. Davutoğlu’nun tasfiyesi de aslında yolsuzluk çarkına çomak sokmasının bir neticesidir.
Bizde başarı hep seçim kazanmakla ölçülür, kimse nasıl sorusunu sormaz. Toplum bu başarıların ahlaki boyutunu sorgulamaz. Böyle olunca da siyasetçiler başarı için her yolu mübah görmeye başlarlar. Halbuki asıl başarı her zaman doğru bir çizgide kalmaktır. Haram, hukuk ve ahlak dışı bir başarının mimarı olmaktansa hakkı söyleyerek gerekirse yalnız kalmak daha üstün bir meziyettir. Siyasetçiyi buna mecbur edecek olan toplumdur, toplumun siyasal bilinci ve ahlaki seviyesidir.
Davutoğlu ve arkadaşlarının ihraç talebiyle tedbirli olarak disipline verilmesinin sembolik değeri çok büyüktür. Düne kadar CHP veya öteki muhalefetin eleştirileri tek parti dönemi uygulamaları, üst akıl, faiz lobisi gibi gerçek dışı savunmalarla etkisizleştirilebiliyordu. Davutoğlu ve arkadaşları için AKP liderliği bu iddiaların hiçbirini kullanamaz. En etkili eleştiri içte yapılan eleştirilerdir. Sizden olmayanın eleştirilerini savuşturmak kolaydır, ama sizden olanın eleştirilerini aynı kolaylıkla savuşturamazsınız.
Davutoğlu’nu susturarak kötü gidişatın üstü örtülemez. Davutoğlu dediği için değil, Türkiye’deki bütün veriler, bütün rakamlar kötüye gittiğimizi gösterdiği için vatandaş feryat ediyor.herkes susunca ihracatımız artmayacak, milli gelirimiz yükselmeyecek.
Başkanlık sisteminin külliyen yanlış olduğu 14 aylık uygulamalarla ortaya çıktı. Bu bir sistem de değil, bir kişi keyfine göre ülkeyi yönetsin diye yapılmış bir düzenleme. Siyaset biliminde örneği de karşılığı da yok.
Ekonomi yönetimi sıfır. Vatandaşın parası toprağa yatırılarak heba edildi.
Bu milletin çimentosu olan İslam partileştirilerek toplumu bütünleştirmek yerine ayrıştırma amacıyla kullanıldı. Ayrışma camilere kadar taşındı. Bütün değerlerin içi boşaltıldı. Kamu ihaleleri yolsuzluğun, yandaş kayırmacılığının odağı haline geldi. Büyük Ortadoğu Projesinin hedef devletlerinden biri olan Suriye İktidarın eliyle parçalandı. Şimdi de güya Suriye’nin toprak bütünlüğü savunuluyormuş gibi görünerek aslında çok büyük bir politik hatanın üstü örtülmeye çalışılıyor. Bunları toplum görüyor, kendini birazcık zincirlerinden, saplantılarından kurtaranlar görüyor. Onun için birilerini ihraç etmek çare değildir, aslolan yanlışlardan dönmek, her şeyi bilen liderler döneminin geçtiğini artık anlamaktır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3368/ihraclar-gercekleri-orter-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar