'Başlarım Sizin Kürdistan Davanıza!'

1.
Unutanlar için bir daha yazıyorum:
Din devlete muhtaçtır.
Devlet olmadan dinimizi yaşayamayız.
Devlette esas olan, demokrasi değildir.
Devlette esas olan ülkenin bütünlüğü ve en azından bağımsızlığını koruyacak kadar bir güce sahip olmasıdır.
Devlet gibi devlet bu gücün önüne çıkan her engeli kaldırma hakkına sahiptir.
Bu hak, egemenlik hakkıdır.
Bu hak, bu milletin fetih hakkıdır.
Bu hak, bu milletin bu toprakları vatan edinme hakkıdır.
Bu hak, bu aziz milletin hakimiyet hakkıdır.
Bu aziz millet bu hakkı yönetenlere verir ve yönetenler bu hakkın gereğini hakkıyla yapmak zorundadırlar.
Bu bakımdan:
Devleti yönetenler bu hakkın gereği olarak, ülkenin birliğini, bütünlüğünü, istiklalini ve istikbalini korumak adına, devleti demokrasiye kurban ettirmezler.
Yani:
Devlet, demokrasi adına, altını oyanlara, haçlı parasıyla doyanlara, tekerine taş koyanlara asla izin veremez.
Bunun için hep şunu diyorum:
Ülkemize AB'nin devi olan Almanya'nın...
Dünya devi olan Amerika'nın demokrasisini getirelim.
Bakalım HDP ve HDP ile ortaklık kurup dolaylı yollardan PKK'ya destek olan partiler bir gün bile yaşayabiliyorlar mı?
HDP'li her belediyede Kandil'in atadığı bir eş başkan olduğu halde, HDP ile PKK aynı şey değil diyen yazar, çizer, sanatçı, siyasetçi, iş adamı, akademisyen değil icrai faaliyette bulunmak, sokağa dahi çıkabiliyor mu?
HDP’nin eş başkanı ünvanlı namert, ‘biz sırtımızı PKK’ya, PYD’ye, YPD’ye dayadık’ deyip, alfabenin bütün harflerini sayarken...
HDP’li bir başka namert ‘PKK sizi tükrüğüyle boğar’ diyerek, milletin temsilcilerini, milletin kendilerine devleti yönetme görevi verdiklerini PKK ile tehdit ederken...
Bütün bunları görmeyen, adı, sanı ünvanı, parası, pulu, makamı ne olursa olsun bu ülkede bir saat bile yaşayabiliyor mu?
Evet, işte bunun için diyorum ki:
Ben bir bu ülkeye sevdalı bir vatandaş olarak...
Avrupa devi Almanya’nın...
Veya dünya devi Amerika’nın demokrasisini istiyorum...
Avrupa devi Almanya’nın demokrasisi gelirse, devlet ve millet düşmanı eşkiyanın tamamı bir gecede kendi hücrelerinde intihar ederlerdi de, kimsenin gıkı çıkmazdı...
Ülke ekonomisine ket vurmak için, ülkenin maden zenginliğinin değerlendirilmesini önlemek amacıyla yürüyüş yapanlar polisin şefkatli ellerindeki coplarla tanışırlar ve bu tanışmayı Erbakan Hocamın diliyle söyleyecek olursak, ‘boyalı basın da, yandaş medya da, havuz medyası da’ asla yazamaz ve gösteremezdi...
Bu uygulamaları Almanya’da yaşayan Anadolu insanları yüzlerce kez görmüşlerdir, tanık olmuşlardır ve tıpkı benim iç geçirdiğim gibi, ‘keşke bizde de Almanya’daki demokrasi olsa’ demişlerdir.
Evet, eğer ülkemizde Almanya’nın uyguladığı demokrasi olsaydı:
Bütün bunlar anlı şanlı, sapık imanlı, domuz canlı Alman demokrasisinin gereği olarak yapılırdı...
Eğer ülkemizde dünya devi Amerikan demokrasisi uygulansaydı, katile, teröriste, caniye idam derhal gelir; öldüren öldürülür, katleden katledilir, insanlara yaşama hakkı vermeyenlere yaşama hakkı verilmezdi...
Polise kimse tokat atamaz, tokat atanın bileği bükülür, kolu kırılır; pis bedeni bir daha namert ellerini polise kaldıramaz, yemek kaşığını bile tutamazdı...
Evet, ülkeyi yönetenlerin ilk yapmaları gereken şey:
Alman veya Amerikan demokrasilerinden birini acilen ülkemize getirmeleri; HDP ve HDP ye destek veren tüm namertlerin bir an önce çağdaş batı demokrasisiyle tanışmalarını sağlamalarıdır.
*
2.
Bildiğiniz gibi başlıktaki söz, oğlu dağa kaldırılan yiğit bir Kürt anasının haykırışı, PKK’yı ve PKK’nın TBMM’deki sözcüsü olan HDP’yi lanetleyişidir.
Fakat nedense bu haykırışı, bu lanetleyişi ısrarla görmeyenler, duymayanlar, anlamayanlar var...
Ne yazık ki, bu haykırışı, bu lanetleyişi görmeyenlerin, duymayanların, anlamayanların içinde, dün değil PKK’ya ve onun siyasi sözcüsü olan HDP’ye sempati beslemek, onların gölgesine kurşun atanlar da var...
Bu nasıl bir değişim, dönüşüm, bozuşum, kokuşum, anlamak gerçekten zor değil, imkansız...
Ne için bu görmeyiş, duymayış, anlamayış mı diyorsunuz?
FETÖ kardeşliği, çıkar ortaklığı, ahireti gözden çıkarma cüreti, mizanı hiç akla getirmeme gafleti, kısa vadedeki kimi kazanımları uzun vadedeki kazanımlara tercih etme ahmaklığı...
Kısacası, İslami anlamda cehenneme yolculuk, insani anlamda namertlik...
*
3.
Bu millete, bu ülkeye, bu vatana, bu topraklara sevdalı her vatansever bilir ki:
Ne PKK’nın, ne de PKK’nın siyasi sözcüsü olan HDP’nin bir Kürt meselesi, bir Kürdistan davası yoktur.
PKK da, PKK’nın siyasi sözcüsü olan HDP’de tasması haçlının ve şu andaki haliyle, haçlının tetikçisi, vurucu gücü, koçbaşı olan Amerika’nın elindedir.
Bunu vatanperver Kürt aydınları sürekli dile getirmekte ve sözde Kürdistan davası olan namertlerin en büyük zararı Kürtlere verdiklerini açıkça beyan etmektedirler.
Bu zarar devletçe ve milletçe zaten bilinse de; bu zararın vatansever Kürt aydınları tarafından dile getirilmesi son derece önemlidir.
Ve şimdi analar aldı işi ellerine...
Rahim sahibi analar...
İslamın kutlu kadını analar...
Ve bu analar haykırıyorlar:
“Bizler evlatlarımızın evlendiği günleri görmek, torun sahibi olmak istiyoruz.
Mezarının bile nerede olduğunu hiç bilmediğin bir evladı yıllarca belki gelir diye beklemek kadar acı birşey yok bu dünyada.
Biz PKK'nın zulmüne baş kaldırıyoruz.
Devletimizden de destek bekliyoruz"
İşte tam da bu sırada devletin bu analara destek vermesi lazım...
Eğer devlet bu analara gerekli desteği verirse, bu analar HDP’li namertleri değil siyasi faaliyette bulunmak, sokağa bile çıkarmazlar.
İstedikleri zaman kepenk kapattıran HDP’li namertleri çocuklarına taşlatırlar; partilerine kepenk kapattırırlar.
Anadolu insanının o güzel deyimiyle, ‘rüzgar ekenlere fırtına biçtirirler’...
Bir namerdin dile getirdiği “PKK sizi tükrüğüyle boğar” sözünün gereğini bu analar yapar ve PKK’nın siyasi sözcüsü olan namertleri tükrükleriyle boğarlar...
Sırtlarını PKK’ya, PYD’ye, YPD’ye dayayanların namert sırtlarını sıcak ve yumuşak yataklarına dayamalarına fırsat ve imkan bile vermezler...
Devleti yönetenlerin yıllardır, en azından on yedi yıldır ya da devletin FETÖ yapılanmasıyla açık savaşa başladığı 2013 yılından itibaren aklına gelmediği bir fırsat geçti devletin eline:
PKK’yı kökünden kurutmak...
Bu da ancak devletin Kürt analara destek vermesi ve onların çocuklarına sahip çıkmasıyla olur.
Bunun açık anlamı bataklığı kurutmaktır...
Aksi halde:
Devlet sivrisinek avlamaya devam eder...
Bu da hem insani sermayenin, hem de beşeri sermayenin tüketilmesi demektir.
Çünkü devlet her gün bir kaç PKK’lıyı öldürürken...
PKK neredeyse her gün bir vatan evladını şehit ediyor.
*
4.
Son söz:
Akademik hayatının tam 29 yılını doğuda ve güneydoğu’da geçirmiş emekli bir akademisyen ve ülkesine sevdalı bir vatansever olarak Almanya veya Amerika demokrasisini istiyorum.
Devlet ebed müddet çizgisine inanmış bir kişi olarak, devletin demokrasiye kurban edilmesinden endişe ediyorum.
Ve devleti demokrasiye kurban etmemenin yolu olarak da Alman ve Amerikan demokrasilerini görüyorum.
Dikkat edin ve insaf edin:
Diğer iki dünya devi Rusya ve Çin demokrasilerini istemiyorum...
İlla Almanya ve Amerika demokrasileridir düşlediğim, hayal ettiğim ve heyecanla beklediğim...
Bu bekleyişin gereği olarak o ananın diliyle bir kez de ben haykırıyorum:
“Başlarım sizin kürdistan davanıza!”

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3367/baslarim-sizin-kurdistan-davaniza.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Ahmet ÖZTÜRK
05.09.2019 13:35
Bir öğrencin olarak tamamen katılıyorum. Elinize sağlık,

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar