Müslümanların Bilgi ve Siyaset Sorunu-1

İslam dünyasının bugün yaşadığı sorunlar, Kuran, sünnet, iman, takva, ihlas gibi konulardaki gevşeklikten yani dindarlıkla ilgili zaaflardan değil, siyasi bilinçsizlik, modern dünyayı tanımama, programlı çalışma kültürünün gelişmemesi, bilginin gücünü fark edememe, düşünce hürriyeti ve özellikle eleştirel düşüncenin zayıf kalması gibi amillerden kaynaklanmaktadır. Temel tezimiz; Müslümanların dindarlık probleminden çok, bilgi, ahlak, özgürlük ve siyaset probleminin olduğudur.

Bilgi ve siyaset, modern dünyanın iki süper gücüdür. Bu yazıda konunun sadece bilgi boyutu incelenecektir. Siyaset boyutunu bir sonraki yazıya bırakalım.

Bilgiye sahip olan ve geleceği kurgulayan oligarşi, konuşurken, “kripto para, nano robotlar, yapay zeka, artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti, homo deus, big data, biyometrik çip, trans homan, plutokrasi, siborglar…” gibi bir çok kelime kullanıyor. Fakat biz Müslüman Dünya olarak bunların ne olduğunu ve ne söylemek istediklerini anlamıyoruz.

Egemenler geleceğin Dünyasında 8-10 milyar insanı görmek istemiyor. Ya da Dünyamızın bu kadar insan tarafından değil de sadece kendileri tarafından yaşanan bir yer olmasını arzuluyor. Çünkü süper zeki siborglar (yapay zekaya sahip, yarı insan yarı robot varlıklar) onların istediği tüm işleri yapabilecek. Ve bu teknoloji en geç 30 yıl içinde üretilebilecek. Üretilen robot işçiler yüzünden 2045’lerde Dünya nüfusunun yarısının işsiz yani aç kalacağı tahmin ediliyor. Eğitimin fabrika tipi sınıflardan sanal ortama taşınması çok yakın. Hele sağlık sektörünün geleceği daha ilginç, zira big dataya sahip bilgisayarlardan şu anda bile 15 dakika içinde insana ait sağlık taramasını 40 sayfalık bir rapor biçiminde ve %98’lik doğruluk oranıyla alabilmek mümkün. Personelsiz bankalar, kasiyersiz marketler, memursuz devlet işleri vb. sosyolojik manzaralar uzak görünmüyor.

Bu yeni Dünyanın tasarım üssü Çin. ABD, Çin’i yapay zekanın üretim ve uygulama atölyesi gibi kullanıyor. Çin’e 170 milyar $’dan fazla yatırım yapılmış durumda. Bu teknolojilerin üretim merkezi her ne kadar Kaliforniya/ San Francisco’daki Silikon Vadisi olsa da üretim atölyesi ve uygulama laboratuvarı Çin. Elon Musk, Google, Apple gibi finans devleri, tüm güçleriyle blok zinciri (block-chain) oluşturup tüm dünyayı maksimal düzeyde globalleştirme peşindeler. Yaptıkları şoförsüz arabalar, mürettebatsız gemiler, insansız akıllı fabrikalar aracılığıyla tüm gezegendeki hayatı belirlemek istiyorlar. Çin’deki Uygur bölgesi halkı adeta bu yeni Dünyanın kobayları. Kasabalara takılan kamera sistemleri ile insanların her şeyini büyük bilgisayara kaydedip değerlendirmeye alıyorlar. Sosyal skor dedikleri puanlarla o insanları değerlendiriyorlar.

Egemenler, çocuk sahibi olmaktan, kullanacağımız paranın (kripto para) miktarına kadar her şeyimizi kendileri belirlemek istiyor. Yönetilebilen bir Dünya arzuluyorlar. “Modern Medeniyet” dedikleri şeyin, son 350 yılda insanlığı getirip bıraktığı yer, Dünya nüfusunun yarısından fazlasına Dünya cehenneminden başka bir şey değil.

Tüm bunlar, Modern Çağ’ın sonuna geldiğimizi ama onun yerine ikame edilenin (belki Postmodern Çağ) insanın başına daha büyük belalar açacağının ön sinyalleri. Gerçekten insanlık teknoloji karşısında hiç bir zaman bu kadar çaresiz kalmamıştı. İnsanlığın geleceğini belirleme, insana hükmedebilme belki de insan neslini yok edebilme yeteneğine sahip bir süreci hızla gerçekleştiriyor siber mühendislik.

Burada anlatılanların, teknolojik felaketlerden başka ciddi ekolojik sorunları doğurduğunu da unutmamalıyız. 1700’lü yıllara kadar, Anadolu’nun tamamen karaçam ormanlarıyla kaplı oluşuna karşın şimdi gelinen noktayı göz önüne getirmek felaketin çevreyle ilgili boyutunu bize yeterince izah etmektedir. Buzulların erimesinden, sera gazlarına, asit yağmurlarından küresel ısınmaya kadar onlarca ekolojik problem kapıda bekliyor. Betonlaşmayı şehirleşme, tabiatı tüketmeyi üretim, ekonomik büyümeyi gelişme olarak bize dayatan paradikma, artık sorgulanmalıdır. Rum Suresi 41. ayetin bahsettiği; “İnsanların kendi yaptıkları şeyler yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu…” ifadesi de aynı probleme işaret etmektedir.

Tüm bu olumsuz resme karşın Müslüman Dünya ne yapıyor?

Yeryüzünde nesli (insanı) ve ekini (tabiatı) bozan barbarlığa nasıl bir alternatif öneriyor?

Modern Batı Medeniyeti’ne cevap üretemeyen bizler, postmodernizm karşısında ne yapmayı planlıyoruz?

Bin yıldır bir hale yola sokamadığımız şefaat, kabir azabı, nesh meselesi, mezhepler, hadis problemi, mehdinin gelip gelmeyeceği, şatahatların dindeki durumu vb. konularla kaybedecek ve hatta bunları bile tartışabilecek hiçbir vaktimizin kalmadığının farkında mıyız acaba?

Bunları bir tarafa bırakıp deizmi, homo deusu (Tanrılaşmaya çalışan insanı), gen teknolojisinin sebep olacağı yeni insan modellerini(!), Tanrı (Allah) inancının büyük oranda erozyona uğradığını veya 1.5 milyar insan tarafından reddedildiğini, cinsel sapkınlıkların normalleşmeye yüz tuttuğunu, ahlak ve erdemin ahlaksızlık olarak algılanan bir zaman dilimine geçtiğimizi fark edip, “nereden başlamalıyız” sorusunu sormayacak mıyız?

Batıda oluşturulan binlerce ting tank (düşünce kuruluşu), yarınlara dair proje ve araştırma yaparken/üretirken üç Müslüman bir araya geldiğimizde tefsir dersi başlatma veya Kuran Kursu kurma ya da cami tamiri/yapımının ötesinde ne yapabileceğimize dair yeni bir vizyon oluşturamayacak mıyız?

Öbür İslam ülkelerini geçtik, Türkiye’deki 206 üniversitenin bu konulara yaklaşımı “bilim dışı ütopyalar” sığlığı ötesine geçemeyecek mi? Üniversitelerimiz ne zaman yeni buluşlar ve Dünyanın gelişmiş üniversiteleri arasındaki üst sıralarla kendi adından söz ettirecek?

Siber teknoloji ve gen mühendisliğinin bu kadar ilerlediği bir Dünyada biz Müslümanların kangren haline gelmiş/ getirilmiş problemlerden sıyrılıp akla, bilime, özgür düşünceye ve yeni Dünyanın siyaset algılarına sil baştan eğilme zorunluluğumuz apaçık ortada durmaktadır. Eğitim sistemlerimizi, gençlik politikalarımızı, düşünce hürriyeti meselelerimizi yeniden kurgulamaktan başka çaremiz bulunmamaktadır. Siyasette kartların baştan karılmaya başladığı bir satıhta bilime, akla, eğitime, sanata ve kültüre vurgu yapan, sığ siyasi tartışmaların uzağında kalmaya çalışan yaklaşımlara dikkat kesilmemiz gerekmektedir.

Tüm bu konuları, soru ve sorunları aklın ve bilimin ışığında düşünmeye gayret ettiğimiz gün değişim başlayacaktır.

(Bu konuda daha ileri okumalar için: Medeniyet Dönüşümü ve Medeniyetlerin Ben İdraki / Ahmet Davutoğlu; Eğitim / J.Taylor Gatto; Modernliğin Eleştirisi / Alain Tourane; Tarihten Çıkan Siyaset /Wendy Brown; Homo Deus, Homo Sapience ve 21.Yüzyıl İçin 21 Ders / Yuval Noah Harari; Modern Dünyanın Bunalımı / Rene Guenon; Barbar Modern Medeni / İbrahim Kalın; Modern Çağın Sonu / John Lukacs; Postmodernizm ve İslam, Yasin Aktay)

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3360/muslumanlarin-bilgi-ve-siyaset-sorunu-1.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar