“Anne Ne Olursun Ölme”

On yaşındaki çocuğunun gözleri önünde öldürülen Emine Bulut’un kan donduran görüntülerini izlemişsinizdir.  O küçücük çocuğun “Anne no’lursun ölme”  çığlıklarını da…

Yine her kafadan bir ses çıkacak, her zaman olduğu gibi meselenin -ceza ve yargı- boyutu ön plana çıkarılacaktır.

Öyle bir kültüre sahibiz ki her olayın idamla çözüleceğine inanıyoruz. Aslında bu  cinayetin arka planında da aynı zihniyet yatıyor, öldürerek problem çözme mantığı. Katil de öldürerek kafasındaki problemi çözeceğini sanarak bu cinayeti işlemişti. Konuşarak,  anlayarak, anlatarak problem çözme literatürümüzde yok.

Bir toplumda her sorun ceza adaleti açısından ele alınıyorsa, o toplum ve o kültür artık problem çözemiyor demektir. Bu tip talepler için uzman olmaya gerek yok, gidin herhangi bir kahveye okur yazarlığı olmayan birinden bile aynı çözüm önerilerini duyabilirsiniz.

Esas olan o caniyi bu eyleme iten kültürü, anlayışı  değiştirmektir. Bunun İslam’la da Türk kültürü ile de alakası yoktur. Namus mefhumuna yüklenen ve tamamen ego merkezli bir anlam kadın cinayetlerinin en önemli sebebidir. Hiçbir sebep öldürmenin gerekçesi olamaz. Kadın da erkek de yanlış yapabilir. Namus sadece kadın bedeni üzerinden izah edilen bir kavram değildir. Erkeği de kadın kadar ilgilendiren ve davranışlarına kısıt ev sınırlar getiren bir kavramdır. Çerçeve dışına çıkılmasının yaptırımı da boşanmadır asla başka bir kişisel müeyyide olmamalıdır.

Emine Bulut, yıllar önce eşinden yani katilinden boşanmış bir kadın. Boşanmadan sonra kimsenin kimse üzerinde bir tasarrufu veya kısıtlaması olamaz. Boşanmış bir eş namus kavramının öznesi de değildir artık. Yıllar önce bitmiş bir evliliğin yıllar sonra namus konusu edilmesi hem kişisel hem de kültürel bir sapkınlıktır.

Namusa sahip çıkmak öldürmek değildir. Namusa sahip çıkmak evlilik hayatı boyunca eşi kollamak, korumak, ortak hayatı iki tarafın da mutlu olacağı şekilde tanzim etmek, evliliğin sorumluluklarını yerine getirmektir. Boşandıktan sonra kimseye kimsenin sorumluluğu yoktur. Çocuklar hariç.

Bu meselenin gerçek çözümü de, -namus kavramı- ile ilgili algımız ile  sorun çözme mantığımızın  değiştirilmesinde yatmaktadır. Bununla insani melekelerini yitirmiş bazıları gibi her şeyi mübah gören bir anlayışı savunduğum anlaşılmamalıdır. Bir kadın bir erkek içindir. Evlilik hayatı içinde kadın asla paylaşılamaz. Kıskanmak insani bir duygudur ve evlilik içinde de bulunması gereken bir duygudur. Kıskanmayan koruyamaz, kıskanılmayan elde tutulamaz. Ancak çerçeve dışına çıkmanın cezası da asla öldürmek değildir. Doğru yol, yolları ayırmak, daha büyük trajedilere sebep olmamaktır.

O, “anne ölme diye yalvaran çocuğun çığlıkları” hepimizi uyandırmalıdır. Bu kültür bu anlayış bizi ölümlü, ıstıraplı yollara götürür. Sorunlarımızı şiddetsiz çözmenin yol ve imkanlarını bulmalıyız. Aksi takdirde içimizi kanatan daha çook çığlıklarla karşılaşırız.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3342/anne-ne-olursun-olme.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar