“Orada kimse var mı?”

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden tam 20 yıl geçti.

Merkez Üssü Gölcük olan bu zelzele“7.4”büyüklüğünde idi.

Şiddeti ise çok tesirli ve korkunçtu…

Gece saat 03.02 gösterirken askerî bir bölge olan Gölcük donanmalarının da bulunduğu denizin ortasında bir ateş topu belirdi…

Ve saniyeler içinde bütün her yeri kıpkırmızı bir renk kapladı.

Marmara’da 45 saniyede yer yerinden oynadı!

Depremzede Emine Cebeci ise;“Gölcük 10 saniyede yıkıldı. Deprem esnasında ben olduğum yerde ancak üç adım atabildim. Sonra bütün odaları kırmızı bir ışık kapladı. Sonrasını pek bilmiyorum.”diyor.

***

Gölcük’te denizin ortasında göğe yükselen “Ateş Topu” neydi?

Marmara Depremi’nin bilinmeyen ve şimdiye kadar da bilinmesi pek istenmeyen Merkez Üssü Gölcük’te acaba neler yaşandı?

Dünyanın değişik ülkelerinden gelen istihbarat örgütlerinin o askerî üsde ne işleri vardı?

O üsde Allah’ın gazabını çekecek ve orada bulunanların ‘Esfel-i Sâfilîn’ derecesinde neler yaptıkları ise bir muamma!

Kimler “yaratılış amacına uygun hareket etmeyip ahlâkî değerleri hiçe sayan” aşağıların da aşağısı hareketlerde bulundu?

“En güzel biçimde yaratılmış olmanın şükrünü yerine getirmeyenler”, yoksa o suyun altından yukarıya doğru yükselen ateş topu’yla daha bu dünyada iken cehennemi yaşamak içinyoksa cezalandırıldılar mı?

Peki o üsde bulunan yerli – yabancı kimseler elde ettikleri hangi “imkânları kötüye kullanmak” istediler de başlarına böylesine çok feci bir felâket geldi?

Bu felâkette sarsılan binaların altında can veren on binlerce insanımızın günahı neydi?

***

Sahi Marmara, kurunun yanında yaşında yandığı ve binlerce insanın canına malolan tarihinde hiç görmediği böylesine bir zelzeleyle neden sarsıldı?!

Üzerinden 20 sene geçmesine rağmen sosyolojik ve psikolojik olarak artçı sarsıntılar hâlâ devam ediyor…

Oğlunun cesedine tam dört yıl sonra DNA testiyle ancak ulaşabilen depremzede Emine Cebeci, bizi, şu sözlerle uyarıyor:

“Bir Marmara’ya yetemediklerinde İstanbul depremine yeteceklerini mi sanıyorsunuz!”(CNN Türk, 16 Ağustos 2019, ana haber bülteni, saat 20.30)

***

12 Eylül öncesinde kurşunlanarak ölümden dönen Sıdıka halamın oğlu felsefe öğretmeni ateist Bayram Cürgen, Konya’da en son görüşmemizde, bana, Gölcük’te neler yaşandığını ve nasıl ölümden döndüklerini tek tek anlatmıştı.

Gölcük’te göğe yükselen ateş topunu gördün mü diye sormuştum.

Bayram Hoca, “Evet. Gördüm.O gün ailecek Gölcük’teki sahile yakın evimizde idik. Beni uyku tutmamıştı. Gece yarısı o kıpkırmızı ateş topunu gördükten sonra sular evimize doğru gelmeye başladı. Dakikalar içinde evi terk etmeseydik şu anda hayatta olmayabilirdik” diye cevap vermişti.

Ateist Bayram Cürgen, bana “Mustafa ben Allah’a inanıyorum” demişti. Eşi Ayla Hanım da felsefe öğretmeniydi. O kurşunlama olayından sonra Konya’yı terk ederek Gölcük’e yerleşmişlerdi.

Stadspor’da yöneticilik yapan ve Kocaeli Kırım Tatarları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi olan Mehmet Bayram Cürgen, 27 Şubat 2007 gecesi vefat etti. Cürgen’in cenazesi 28 Şubat günü ikindi namazını müteakiben İzmit Fevziye Camii’nde kılınan cenaze namazından sonra mezarlığa defnedildi.

Ateistken Gölcük’te yaşadıkları o olay yüzünden Hak nasip edince kendisine hidayet kapıları açılarak “Allah’a inanan” Mehmet Bayram Cürgen, öbür dünyaya imanlı olarak gitti.

Rabbim gani gani rahmet etsin.

Kimin ne zaman, ne şekilde ve nasıl hidayete ereceğini şüphesiz O (c.c.) bilir.

Rabbim bizleri sapıtan değil, hidayete eren kullarından eylesin.

***

Konya Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Prof. Dr. Fetullah Arık, “Türkiye’nin tamamı deprem bölgesi çünkü Alp Himalaya Dağ kuşağı içerisinde kaldığımız için her yerde her an deprem olabilir. Türkiye genelinde deprem olmaz diyebileceğimiz bir yer yok” diyor.(Yeni Meram, 16 Ağustos 2019.)

Konya en son olarak 2009’da meydana gelen 4,5 büyüklüğünde depremi 6-6,5 şiddetinde hissetmişti. Ondan önce deprem olmadığı halde Konya, 2 Şubat 2004 tarihinde Kurban Bayramı akşamı büyük bir gürültüyle çöken Zümrüt Apartmanı faciasını yaşamıştı.  Bu olay Konya’daki yapılaşma için bir nevî dönüm noktası olmuştu.

Marmara Depremi’nden sonra literatürümüze; “Deprem değil, bina öldürür” girmiş ve Türkiye’de deprem riskiyle karşı karşıya kalabilecek İstanbul başta olmak üzere küçük, orta ve büyük riskli bölgeler ile şehirler tekrar belirlenmişti.

Yaşanan Marmara depreminde, Zümrüt Apartmanı faciasında kibrit kutusu gibi birbiri üzerine yıkılan binaların altında kalan canları kurtarmak için arama-kurtarma ekipleri; “Orada kimse var mı?”, “Sesimi duyan var mı?” diye sesleniyordu.

Biz de Türkiye’yi yönetenlere sesleniyoruz.

***

Marmara Depremi’nden ve yaşanan Zümrüt Apartmanı Faciasından yeterli ders/dersler alındı mı?

Türkiye’de binalar muhtemel bir depreme hazır mı?

Yapı denetim firmaları devlet tarafından iyi denetleniyor mu?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca uygulamaya konulan İmar Barışı’nda devletin “kırmızı çizgileri” var mı, varsa bunlar neler?

Her gün birçok binaya girip çıkıyoruz. İçinde bulunduğumuz yapıların güvenli olup olmadığını bilmemiz açısından kapı girişlerine ‘Bu bina şu kadar şiddetteki depreme dayanıklıdır.’ şeklinde bir kart asılamaz mı?

Kurban keserken bile hayvanı ehil ellere teslim ederken binanın nereye, nerelere ve nasıl yapılması gerektiği konusunda ehil ve liyakat sahibi müteahhit, jeoloji mühendisi ve inşaat mühendisi aranıyor veya arıyor muyuz?

Dikey yapılaşmadan yapay yapılaşmaya ne zaman geçilecek?

Şehirlerde TOKİ kepazeliğine ve çevre katliamına ne zaman dur denilecek?

İnşaat çöplüğüne dönen/döndürülen şehirler “rant kapısı” olmaktan ne zaman çıkarılacak?

İmarda 18.Madde uygulaması adaletsizliği ile haksızlığı ne zaman son bulacak?

En önemlisi de Gölcük’te denizden göğe yükselen Ateş Topu neyin nesiydi?

Marmara Depremini tetikleyen bu “Ateş Topu” muamması ne zaman çözülecek?..

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3316/orada-kimse-var-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar