İki Fetih, Tarihten Alınacak Dersler

Birinci Sultan Alparslan’ın Anadolu’yu Fethi ( 1071. Malazgirt )

İkinci Fetih Çakabey’in Fethi ( 1081 İzmir. )

Birincisin de  Alparslan’la ilk defa Anadolu TÜRK’lerin Egemenliği altına girdi, devam ediyor, edecekte,

İkincisin de Çakabey’le ilk defa İzmir TÜRK’lerin Egemenliği altına girdi, devam ediyor edecekte.

Her ikisinden önce Anadolu ve İzmir’de Roma İmparatorluğu, Doğu Roma ( BİZANS ) İmparatorluğu hüküm sürüyordu.

Ta-ki  Fatih Sultan Mehmet Han’ın 1453’te İstanbul’u Fethedip, Doğu Roma ( Bizans ) başkenti Konstantinopolis’i düşürmesine kadar.

Yıl 1453 Anadolu dahil, ne Roma’dan ne de Bizans’tan eser kalmadı bu kadim topraklarda.

26 Ağustos’ta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Malazgirt Kutlamalarına gideceğini basın kanalı öğrendim. İstanbul’un Fetih tarihlerinde mutlaka gidiyor, Memnuniyet verici bir durum. Topla Muhalefet’in Büyüğünü, Küçüğünü, Çağır Pati Kurmak isteyenleride yanına bak bakalım S-400’mü, bizi daha iyi koruyacak, yoksa BİZ’im birliğimiz mi ?

Cumhurbaşkanımızın eksik bıraktığı önemli bir konuyu köşemde Kamuoyu ve Okurlarımla paylaşmak istiyorum. 25 Mart 1081 ‘de ÇAKABEY’de İzmir’imizi Bizans’tan kurtararak Anadolu toprağındaki TÜRK hakimiyetine önemli bir yenisini eklemiştir. Neden İzmir’de bu tarihi günü Milli’leştirmiyoruz ?

Çakabey gibi, Umur Bey’ide göz ardı etmeyelim,  zira son yıllarda Sayın Cumhurbaşkanımızın bir söyleminden dolayı, aslında var olan ‘’ GAVUR İZMİR’’ i St.Jean Rodos Şövalye’lerinin elinden almak için Gavur İzmir Sur’larında şehit olmuş bir Türk’tür. Bereket TİMUR geldi o Sur’ları, Tar-ı, Mar edip, Müslüman İzmir’e dönüştürerek Umur Bey’in intikamını alıp, Aydınoğulları’na İzmir’i emanet edip döndü.

Yazımın başlığı iki Fetih’ti ama Maşallahı var bu toprakları bize emanet edenlerin Fetih içerisinde Fetih’ler oldu.

Türk’lerin Anadolu ve İzmir olmak üzere, iki Fethi kaleme alırken, Makalem’ in, virgül sonuna ‘’ TARİHTEN ALINACAK DERSLER ‘’ Ek’ini  bilerek koydum, yazımın başlangıcındaki kahramanlıkların, sonunda nasıl bir acı ile karşılaştığımızı vurgulamak için.

Tam-ı tamına da bu günler için dikkate alınması gereken bir sonuç var çünkü zaferlerin bitiminde.

Sürcü - Lisan edersem bizi yöneten veya yönetmek için  harekete geçen büyüklerimiz beni yanlış anlamasın, çünkü anlatacağım tarihi özet, bunca yaşanmış zaferlerden sonra, karşı karşıya kalınan gerçeğin ta kendisi.

ABD, RUSYA, AB’nin gücü Türk Milletinin Manevi gücüne yetmez, yetseydi yüz binlerce toplama Haçlı Orduları ile üzerimize gelen Roma ( Bizans ) ‘lıların yeterdi yetmedi.

Korkum anlatacağım hakikatlerin ışığında ancak bir birimize yetiyoruz, birileri de bunu fırsata çeviriyor…!!!

Yıl 6 Ağustos 1071, Malazgirt Meydan Muharebesi,

Bizans İmparatoru IV. Romen Diojen’in bizzat katıldığı, Slav, Got, Alman, Frank, Gürcü, Uz, Peçenek ve Kıpçak’lardan oluşan 70.000’in üzerinde tam bir Haçlı Ordu’su kurarak, Selçuklu’ların üzerine yürüdü, Erzurum’a kadar gelen Diojen, o sırada Halep’te Bulunan Selçuklu Hanı’na bir elçi göndererek durumu haberdar edip, teslim olmaları için haber yolladı.  Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan 20.000 - 30.000 civarında bir Askeri ile Halep’ten yola çıktı. Ordu sayısı çok düşük, çoğu da yaşlı idi.

Şimdiki Muş Malazgirt’te iki ordu karşı karşıya geldi, Diojen’in askeri üstünlüğü, Alparslan’dan dört kat daha fazla ve donanımlı olmasına rağmen,  Alparslan’nın dehası, mantığı ve cesareti ile ‘’ HİLAL ‘’ şeklindeki Savaş vaziyeti Diojen’i Malup ederek, TÜRK’lerin de Anadolu’ya adım atmasının yolunu açtı.  Savaşın Blançosu; Bizans’lılar 8000 Ölü, 4.000 Esir, Ordu’nun yarısından fazlası kaçtı, Alpaslan’ın verdiği şehit sayısı; 2.000.

Akşam olduğunda, Generalleri de Savaş alanını terk edip kaçmaya başlayan Bizans İmparatoru Diojen, Kolundan aldığı yara ile Alparslan’a esir düştü.

Alparslan’ın Diojen’i esir ettiğindeki hitaben şu konuşması, tarihin sayfalarında yerini aldı.

Alparslan ; Romanos eğer ben senin önüne esir olarak getirilseydim ne yapardın ?

Diojen;  ‘’ Ya öldürürdüm, ya da zincire vurup, Konstantinopolis sokaklarında gezdirirdim ‘’ deyince,

Alparslan ; Benim sana vereceğim ceza , daha ağır, ‘’ SENİ AFFEDİYORUM ve SERBEST BIRAKIYORUM ‘’.

Alparslan Bizans’ı Büyük vergilere bağlayıp, Çoğu Anadolu illerini de içerisine alan bir antlaşma yaparak Diojen’i affetti.

Tüm Dünya Türkler’in kahramanlığı ve Alparslan’ın cesareti ve Hoşgörüsü nü  konuşurken, Diojen geriye döndüğünde   VII. Mikhail Dukas’ın tahta çıkarıldığını öğrendi.

Olup bitenler karşısında, Kilikya’da bir küçük Kale’ya kaçtı. Kendi halkı tarafından yakalanıp, Katır üzerinde gezdirilerek, Göz’lerine şiş çekildi, yaralarından enfeksiyon kaptı ve buda Diojen’in ölümüne yol açtı.

Türk’lerin gösterdiği affedicilik ruhunu, kendi halkı göstermedi.

Malazgirt savaşından sonra, VII.Mikhail Dukas, Diojen’in Alparslan’la imzaladığı tüm sözleşmeleri yırtıp attı.

Alparslan bu gelişmenin üzerine Ordusu ve Türk Beyliklerine şu emri verdi ; Türkler Tüm Anadolu’yu Fethetmeye hazır olsun.

Alparslan’ın ölümünden, Büyük Selçuklu İmparatorluğunun yıkılması ve yerine gelen Türk Anadolu Selçuklu Hanı II.Kılıç Arslan Miryokefalon ( 1176 ) savaşında Bizans’lıları Mağlup ederek, Eskişehir ve Uluborlu dahil çoğu vilayeti egemenliği altına altı. Daha sonraki yıllarda Osmanlı’nın kurulup, 1453’te  İstanbul’u fethi ile Bizans’ta tarihin derinliklerinde kalmış oldu.

ÇAKA BEY’DENDE KISACA  BAHSEDELİM

Çakabey 1071 Malazgirt Savaşında Anadolu’yu yurt edinmeye başlayan TÜRK’lerin, Oğuz’ların Çavuldur boyundandır. Alparslan’ın Komutanlarından biri olan Çakabey, İzmir Merkezli ( 1081 – 1097 ) tarihleri arasında bir beylik kurdu. Türk’lerin ilk Amiral’idir.

İzmir’de 40 Gemi’den oluşan bir Donanma kurarak, Adalar, dahil Çanakkale’ye kadar olan yerleri Bizans’lılardan aldı.

Bizans’lıların korkulu rüyası haline gelen ÇAKABEY ‘in en büyük hayali İSTANBUL’u Fethetmekti. O zamanın Bizans  İmparator’u I.Aleksios Komneos Çakabey’in Bizans’ı alıp, sonra Selçuklu’ya yöneleceğini I.Kılıç Arslana’a ileterek yalanları ile Çakabey’e büyük bir tuzak kurarak, Kılıçaslan’la bir  ittifak oluşturdu.

Tarihe Abidos Kuşatması olarak geçen Deniz Savaşında, Bizans’ları dinleyen Kılıçarslan, Aleksios’la birlik olunca, ittifaktan haberi olmayan Çakabey I.Kılıç Arslan’dan randevu istedi. I.inci Kılıç Arslan Çakabey’in kız kardeşi ile evli idi. Yani eniştesi idi. Çakabey adına verilen ziyafette Kılıç Arslan Kılıcını  çekerek, Çakabey’i şehit etti.

Bunun üzerine Bizans İmparatoru Kommenes I.nci Haçlı Ordu’sunu harekete geçirerek, Nikea’yı  ( İznik ) Çakabey’den almak için harekete geçti. Neyse köşem yetmeyeceği için hikayeyi burada noktalayalım.

GELELİM BU ANLATTIKLARIMDAN SONRA, YAZIMIN BAŞLIĞINA  

Büyük Selçuklu İmparatorluğunun yıkılışı, sonra Anadolu Türk Selçuklu  Devleti’nin yıkılışları, her ne kadar Bizans’ın akınları ve oluşturduğu Haçlı seferlerinden kaynaklansa da,  İç çekişmeler ve Taht kavgaları daha ön plana çıkmıştır.

I.Kılıçarslan’ın Bizans oyununa gelip, Kayınbiraderi Çakabey’i Kılıç darbesiyle öldürmesi, olayın en çarpıcı örneklerindendir.

Demem o ki, ne ABD, ne RUSYA, ne de AB’den bize hayır yok. Sırat Köprüsünden geçtiğimiz şu günlerde, Tarihin akışından ders alıp, İktidar, Muhalefeti ve İktidar olmak için yola çıkanların çok dikkatli olup, bu kadim Vatan’ımızın,bir karış toprağı,  Bayrağımızın ve İnancımızın helal görmemesi için;

 BİR OLALIM, BİRLİK OLALIM, VAR OLMANIN YOLLARINI ARAYALIM. BAŞKALARINDAN BİZE HAYIR YOK.  BİZ KENDİ BAHÇEMİZİN ÖNÜNE BAKALIM. DEĞİLSE GÖZÜMÜZÜN YAŞINA BAKMAZLAR.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3315/iki-fetih-tarihten-alinacak-dersler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar