Vefa Kimedir?

Güzel ahlakın göstergelerinden biri vefadır.  Vefa insanları birbirine bağlar, güven duygusunu pekiştirir, insanın insana inanmasını sağlar.
Günümüz insanının buhranı hep -insanın yalnızlığına- bağlanır. İnsan niçin yalnızdır? çünkü insanlara güvenini yitirmiştir, dostluk arkadaşlık, sadakat görmemiştir.
Çağımızın hastalığı  sözün anlamını yitirmesi, ahde vefa gösterilmemesidir.  Uluslararası hukukta da, Borçlar hukukunda da Pacta Sunt Servanta,ahde vefa önemli bir ilkedir.  Aksi takdirde yapılan hiç bir uluslararası antlaşmanın manası ve bağlayıcılığı kalmaz.
Görüldüğü gibi vefa sadece kişiler arası ilişkilerde ahlaki bir ilke olarak görülmez, devletler arası ilişkiler ve antlaşmalar hukukunda da önemli bir  yere sahiptir.
Lakin günümüzün en çok çiğnenen ilkesi de budur. Siyasette, sosyal ilişkilerde, uluslararası antlaşmalarda bu kural çoğu kez ihlal edilir. İslam anlaşmalara bağlılığı emreder. İman etmek aynı zamanda bir akit yapmak, Allah'ın emrettiklerine uyulacağı taahhüdünde bulunmaktır. Bezm-i Elestte verilen söz de bir nevi kulluk sözleşmesidir. İsra suresinde de ahitlerin yerine getirilmesi söze vefa gösterilmesi emredilmiştir.
Ama hani ahde vefa?
Vefa ve bağlılık sadece hak ve meşru olan işler bakımındadır. Kötü işlerde, münkerde vefa olmaz. Modern hukuk sistemleri de  sözleşme hürriyetini tanımakla birlikte gayri ahlaki antlaşmalara uyma mecburiyeti tanımaz. Esasen ahlaka aykırı anlaşmaların meşruluğunu da  kabul etmez.
Söze bağlılık sadece bir ahlaklılık belirtisi değildir, sosyal hayatta aynı zamanda bir kişilik belirtisidir. Bir adamın adamlığı bununla ölçülür. Türk toplumunda söz o kadar önemlidir ki sözle namus arasında bir ilişki kurulur ve söz namus olarak telakki edilir. Sözüne bağlı olan aynı zamanda namuslu olarak kabul edilir. Bağlı olmayan ise tam tersi.
Ne yazık ki, siyaset alemi sabah akşam sözünü yalayanlarla doludur. En inandıklarınızdan en güvenmediklerinize kadar bu zaafla malul onlarca örnek göstermek mümkündür. Siyaseti çürüten, siyasetçiyi toplum nezdinde güvenilmez hale getiren de budur. Klasik bir ifadedir, vefanın İstanbul'da bir semt olduğu söylenir. Doğrusu onun sinemizde, yüreğimizde, davranışlarımızda bir semt olmasıdır.
En çok ahde vefa göstermeyenler siyasetçilerdir, ama vefasızlıktan en çok şikayet edenler de onlardır. Çünkü vefayı sadece kendilerine karşı gösterilmesi gereken zorunlu bir davranış olarak görürler. Vefanın karşılıklı olduğunu ancak hak edene gösterilebileceğini hiç akıllarına getirmezler. Nefislerini dünyanın merkezi olarak gördükleri için kendilerini başkalarına karşı hep sorumsuz bir mevkide görürler. Liderler biraz da böyle ilahlaştırılır, çoğunun sokaktaki adam kadar bile sözüne bağlı olmadığını yaşayarak öğrenirsiniz.
Türk siyasetinin birinci meselesi ahlaktır, söz değerinin kaybolmasıdır, ilişkilerin ahlaki bir zeminden tamamen çıkarsal bir zemine kaymasıdır. Birbirine en karşı olanların, bir birleri ile en olmadık şekilde kenetlenmelerinin arkasında da bu ahlak zaafı yatmaktadır. Bu yüzden vatandaş siyasetçilerin ne dostluğuna ne düşmanlığına inanamaz hale gelmiştir. Siyasi söylemlere baktığınızda ne dediğimi daha iyi anlarsınız, ne bir fikir, ne bir düşünce kırıntısı bulabilmek mümkün değil. Bütün söylemleri ucuz polemikler üzerine kurulmuş  bir siyaset biçimi seyrediyoruz. Onun için de siyasetimiz ahlak, adalet, vefa, sadakat, dostluk, birlik, beraberlik üretmiyor. Onlar konuştukça,  biz birbirimize hasım oluyoruz. Böyle bir siyasete de, böyle bir siyasetçi tipine de vefa göstermek gibi bir yükümlülüğümüz yoktur. Vefa Allah'a dır, vefa vatanadır, vefa hakkadır, vefa milletedir, vefa bayrağadır vefa  onun karşılığını verebilen ve sözüne namusu gibi sahip çıkanadır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3314/vefa-kimedir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar