Millet Olmak ve Adalet

Milliyetçilik kuramcıları ulus inşasında hep dilin önemine dikkat çekmişlerdir. Dil gerçekten de önemlidir. Ortak bir kültür ancak ortak bir dil ile oluşturulur. Eğer birbirlerini anlayamıyorlarsa nasıl  millet olabilirler?

Ancak günümüzde dil kadar belki ondan da önemli başka bir inşa aracı olduğunu görüyoruz: adalet. Tolumda şikayet edilen konulara bakın en çok adaletten şekva edildiğini göreceksiniz. hatta etnik milliyetçiliğin şikayet listesine baktığınızda da aynı şeyi görürsünüz. En büyük yakınmalar adaletten geliyor. İnsanlar devlete olan muhalefetlerini kendilerine yapılan haksızlıklar üzerinden  temellendiriyor.

Osmanlıyı anlatırken hep şunu söyleriz değil mi; gittikleri her yere adalet götürdüler ve kalıcı oldular. insanlar tarafından benimsenmenin, kabullenmenin yolu adil bir yönetimdir. İnsanlar hakkı, adaleti önde tutan bir yönetime kolayca ve gönüllü olarak itaat ederler. Geçenlerde bir yazarımız bahsetmiş ve şöyle demişti; adalet devlet vatanseverliği üretir, zulüm de devlet karşıtlığı... Farklı muamele gördüğüne inanan bir topluluk toplumun diğer fertleri ile bütünleşemez,aynı ulus mihveri altına giremez.

Eğer bu ülkede bütün renk ve desenlerine rağmen tek bir millet olmak istiyor, kaynaşmış bir toplum haline gelmek istiyorsak öncelikle adaleti hakim kılmak zorundayız. Ne yazık ki son yıllarda çöken diğer kurumlar gibi adalet kurumu da büyük yara aldı. Önce FETÖ'nün paralel yapılanması yargıya olan güveni sarstı, sonra onu tasfiye edenlerin oluşturdukları -siyasallaşmış- yargı  bu güveni aşındırdı. Bugün, yargı en güvenilmeyen kurumların başında geliyor. Millet adına karar vermesi gereken bir kurum siyasi beklentilere göre kararlar verebiliyor. Oysa bütün mahkeme kararları Türk milleti adına diye başlar. Bugün bırakınız milleti Türk kelimesi de giderek devlet hayatından dışarı atıldı.  Türk milletinin yerini adı, sanı belirsiz, kimliği muğlak bir milletimiz tabiri aldı. Herhalde yakın bir gelecekte yargı kararlarındaki bu kelime de çıkarılarak yerine milletimiz adına gibi flu, anlamsız, içeriği belirsiz bir kelime yerleştirilecek.

Yargı kime karşı olursa olsun tarafsız olmalıdır. Mahkemeler kin ve nefretlerin tatmin edileceği alanlar değildir. Adalet toplumsal ilişkilerin teminatıdır. Doğru işleyen bir yargı mekanizması vatandaşa emniyet hissi verir, devletle arasında bir güven ilişkisi kurmasına neden olur.Devlet adilleştikçe toplum bütünleşir. Kimse hakkım hukukum çiğnendi diye şikayet edemez. Haksızlıkların açtığı menfezlerden örgüt sızmaları olmaz. Herkes devletine, milletine sahip çıkar.

Bütün bu izahlardan anlaşılacağı üzere milli birliğimizi pekiştirmek istiyorsak mutlaka adaleti hakim kılmak, zayıfın hakkını güçlüden alacak bir hukuk sistemi kurmak zorundayız. Siyasete bağımlı bir yargı ile adalete ulaşılmaz. Bunun yolu, yargıyı bağımsızlaştırmak, kuvvetler ayrılığını tesis etmektir. Türkiye bir çadır devleti değildir. Bir aile veya aşiret devleti de değildir. Dolayısıyla yargısının da buna göre tanzim edilmesi gerekir. Bu yakınmalar sade yargıya olan güveni sarsmıyor devlete olan güveni de sarıyor. Bizi birbirimize bağlayacak bağları da koparıyor. Taraflı bir yargı devlet karşıtlığı üretir, vatandaşı devletten koparır. Onun için güçlü bir devlet olmak istiyorsak önce yargıyı şu veya bu kurumun arka bahçesi olmaktan çıkarmak zorundayız.

Not.Bütün okuyucularımın mübarek Kurban bayramını kutlar, ülkemize huzur ve adalet milletimize barış ve kardeşlik getirmesini dilerim.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3301/millet-olmak-ve-adalet.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar