TARİH BOYUNCA “AYNA”

Çatalhöyük’te bulunan obsidiyen aynaların tarihi İÖ. 6000 yılına kadar uzanmaktadır. Eski Mısır’da 2900, İndus’ ta 2800, Çin’de 1500 yıllık metal aynalar bulunmuştur (Melchior,2007, s.11). Cam ayna Fenikeliler tarafından bulunmuşsa da, 13. yüzyıla kadar Avrupa’ya girmemiş ve modern zamanlara kadar yaygınlaşmamıştır. Günümüzde ayna yapmak için kullanılan yöntemin temelleri ise, 1835 yılında, Alman kimyageri Justus Von Liebig tarafından atılmıştır. Gümüş nitrat, özel bir yöntemle cama tatbik edildiğinde, içindeki gümüş cama yapışmakta ve böylece son derece net görüntü veren bir ayna elde edilmektedir Gümüş nitratı cama sıvanırken ayrıştırmak için, genellikle şeker ya da rochelle tuzu kullanılmıştır. 1903’ te Emil Bloch, aynayı geliştirmiştir. Tarih boyunca parlatılmış bir metal ya da taş ayna olarak kullanılmıştır. Daha sonraları cam yüzeylerin arkasına yapıştırılan koyu renkli kumaşlar da aynı amaçla kullanılmaya başlanmıştır.


Ayna kırılmasının uğursuzluk getireceğine olan inanış ise, en eski batıl inançlardan birisidir. Kökeni ilk aynanın yapılışından yüzyıllar öncesine, hatta ilk çağ insanına kadar dayanmaktadır. Göllerde veya su birikintilerinde, kendi aksini gören ilkel insan şaşırmış, bunun kendisinin ruhu olduğunu sanmış, suyu bulandırıp görüntüsünün kaybolmasına neden olanları da düşman bilmiştir.

İlk aynaların kullanılışı eski Mısırda görülmektedir. Bunlar pirinç, bronz, gümüş hatta altın gibi metallerden yapılmış ve çok iyi parlatılmış yüzeylerdir , kırılmaları da mümkün değildir. Yine bu devirde parlak yüzeylerden yansıyan görüntünün , insanın ruhunun bir yansıması olduğuna inanılmaktadır.

Romalılar ; ayna kırılmasının yedi yıl uğursuzluk getirdiğini öne sürmüşlerdir. Uğursuzluğun yedi yıl sürmesinde ki neden ise; hayatın her yedi senede bir yenilendiğine olan inanıştır. Camın kırılması sonucu ruh ve dolayısıyla insanın sağlığı tahrip olduğundan, vücudun kendini yenileyerek, sağlığına kavuşması için yedi yıl geçmesi gerekmektedir  (Park ,2010, s.52).

Bu batıl inanç ,  15. yüzyılda İtalya’ da arkası gümüş kaplı, çok kolay kırılabilir ve pahalı ilk aynaların yapılması ile birlikte iyice gelişmiştir. Ayrıca biraz da ekonomik boyut kazanmıştır. Aynayı taşıyanlar, evlerde aynaları temizleyen hizmetkarlar, aynaları kırmaları halinde yedi yıl boyunca ölümden daha beter felaketlerle karşılaşabilecekleri hususunda uyarılmışlardır.

Diğer taraftan bu inançla beraber geliştirilen bazı önlemler de olmuştur. Örneğin: Bir inanışa göre aynaların kırılan parçaları toplanır ve güneye doğru akan bir ırmakta yıkanırsa veya toprağa gömülürse kötü şans yok edilmiş olacaktır. Ancak kırılan parçaları alıp evden çıkarken içlerine bakmamak gerekir. Yatak odalarındaki aynaların üzerleri kullanılmadığı zamanlarda örtülmelidir ki kişinin ruhu aynanın içerisinde mahsur kalmasın. Ölen bir insanın evindeki aynaların da üzerleri örtülmelidir ki ruh gökyüzüne doğru olan yolculuğunda bir engelle karşılaşmasın.

Yıllardır anlatılan tüm bu  hikayeler eskisi kadar etkili olmasalar bile, günümüzde hala varlıklarını sürdürmeye devam etmektedir.

KAYNAKÇA
 
Park, R.(2010). Batıl İnanç. İstanbul: Astral Yayınevi

Melchior. S. M.(2007). Aynanın Tarihi. İstanbul: Dost Kitabevi Yayınları

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/330/tarih-boyunca-ayna.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar