Önemli Kararlarım

Bir müddet önce sosyal medyada “önemli kararların arafesinde” olduğumu yazmıştım. Doğrusu ben acizin böyle bir paylaşımının bu kadar ilgi çekeceğini hiç beklememiştim. Gerek sosyal medya kanallarıyla ulaşanlar, gerekse bizzat merak edip soranlara ve mesaj atanlara, yakında bunu kendileri ile paylaşacağımı ifade etmiştim. Aldığım kararları şöyle sıralamak isterim:

  • Bugünden itibaren hiç kimseden ve hiçbir yerden,asli davam olan İslam anlayışına hizmet etmeyen dünyalık bir talebimin olmadığını bildirmek isterim. Bu münsabetle, mümkünse kimsenin de ben acizane dünyalık bir talep ile gelmesini arzu etmiyorum.  Hz. Ali’nin (r.a.): “Dünya bir cifedir (leştir). Ona talip olan, köpeklerle dalaşmayı göze almalıdır” buyuruyor. Ben acizin bundan sonra dünyalık işler için kimseyle dalaşmayı ve çekişmeyi göze alamadığımı itiraf etmek istiyorum. İmam Şafiî de: “Dünyaya aşırı isteği olan kişinin, dünya ehline ibadet etmesi gerekir” buyurmaktadır. Böyle bir töhmetten Allah’a sığınırım.
  • Ben kundaktayken rahmetli babam Belediye Başkanlığı makamında idi. Bundan dolayı siyasetle içiçe olan bir ailede büyüdüm. Kimi zamanlar isteyerek, kimi zaman da istemeyerek de olsa siyasetle meşgul olmak zorunda kaldım. Bugünden itibaren siyaseti üç talakla boşadığımı ilan etmek istiyorum. Bundan sonra hiçbir siyasî talebim olmayacağı gibi, siyasetçilerden de herhangi bir talebi kabul etmeyeceğimi bildirmek isterim.
  • Türkiye’de mevcut hiçbir siyasî parti ile fikir ve gönül bağımın olmadığını ve bundan sonra da olamayacağını ifade etmek istiyorum. Aciz kanaatime göre, Türkiye’deki siyasi partilerin birbirlerinden çok fazla farkları yoktur. Yalnızca bazılarında iyi insanların çok, bazılarında ise az olduğunu düşünüyorum. Yalan konuşmada, adam kayırmada, iltimasta, hırsızlıkta, rüşvette, haksızlık yapmada ve hak yemede bazı özel kuruluşlar gibi siyasi kurumların da, ortak özelliklere sahip olduğunu müşahede ettim. Bu sebeple bütün bu yanlışlardan beri durmak ve uzak olmak istiyorum. Siyasi düşünce ve tercihlere sahip kimselere de, bu düşünce ve tercihlerine saygı duyduğumu da , dile getirmeyi bir mecburiyet olarak görüyorum.
  • Türkiye’deki mevcut İslamî cemaat, grup, tarikat ve kliklerin hiç biriyle organik bağımın olmadığını da bildirmek isterim. İçlerinde samimi ve halis dinî duygulara sahip müslüman kardeşlerimin bulunduğuna şahitlik yapmakla beraber, aldığım İslamî ilim ve terbiye hiçbir yaftayı yakama takıp onunla anılmaya müsaade etmemektedir. Buna karşılık Türkiye’de mevcut hangi İslamî cemaat, grup, tarikat ve kliklere mensup olursa olsun her Müslümanı, tek tek din kardeşim olarak bildiğimiaçık bir şekilde duyuruyorum.
  • İslam’ın hiçbir siyasi partinin tüzüğüne sığmayacak kadar çaplı ve geniş, hiçbir kürsüye inmeyecek akadar âli ve ulvi olduğunu düşünüyorum. Siyasi partiler ve diğer kuruluşların, zaman zaman İslam’ın değer yargılarına ters düşen fikirleri ve uygulamaları olabilmektedir. Şayet din, bir parti veya dinî kuruluş açısından değerlendirilip onunla özdeş kılınırsa, yapılan yanlışların dine mal edilmesinin önüne geçilemeyeceği de bir gerçektir. Bu sebeple hiç kimse ehil olmayanları, hırsızları, namussuzları ve çapsızları din adına önümüze koymak ve dayatmak talebinde bulunamayacağını; aksine İslam dininin bütün bunları red ettiğini bilinmesini isterim.
  • Ülkemizde oy kullanmanın bir vatandaşlık görevi olması hasebiyle, acizane bir vatandaş olarak oyumu kullanacağımı ve partileri baz alarak değil, güzel ve iyi vasıflara sahip adayları gözeterek bu hakkımı yerine getireceğimi ilan ediyorum.
  • Doğru olduğuna inandığım bir hakikati, görüşü ve düşünceyi dile getirirken, bilerek veya istemeyerek hiç kimseyi kırmamaya çalışacağım. Çok iyi biliyorum ki dünyada işlenecek en büyük gübah ve cinayet, kalp kırmaktır. Allahu Teâla: “Hiç kimsenin göğsüne iki kalp koymadık” (Ahzab, 33/4)buyuruyor. Ahtapotun üç kalbi vardır, insanın ise bir; bin kalbimiz olsaydı dahi birinin kırılmasına razı olmazdık. Çünkü insan kalbi kırıldı mı, yapacak ustası yoktur. Hiçbir hakikat, insan kalbinden daha kıymetli değildir.
  • Şimdiye kadar zaman zaman muvaffak olamazsam dahi hayatım boyunca bütün gayemin Allah’ın rızasını kazanmak olduğundan hiç şüphe etmedim. İnsan olarak pek çok kusur, hata ve günaha sahip olmama rağmen Allah ve Resulüne karşı bilerek asla bir hiyanetin içinde olmadım; Allah ve Resulü’ne karşı samimiyetimden zerre kadar şüpheye düşmedim. Başabilirsem bundan sonra da Allah’ın rızasını kazanmaktan başka bir gayemin olamayacağını ifade etmek istiyorum. Zaman zaman fikirlerimizin değişebileceğini ama asla İslamî çizgimizin değişmediğinin bilinmesini isterim. Bugün itibariyle bütün günahlarımdan Rabbimin sonsuz mağfiretine sığındığımı itiraf ediyorum.
  • Bir hakikati dile getirirken dilimin sivri ve ifadelerimin zaman zaman sertleştiğini biliyorum. Bundan böyle bir gerçeği ifade ederken, asla incitmemeye ve kimseyi kırmamaya azami dikkat göstereceğim. Bu hususta olduğu gibi diğer konularda da yanlış ve kusurlarımın bana ifade edilmesinden memnuniyet duyacağımı ifade etmek istiyorum.
  • Bir kimse, diğer insanlarla hayatın gereği olarak toplumsal münasebetlerde bulunduğunda mutlaka bir hak ve hukuk ilişkisi yaşanacaktır. Bu gerçekten hareketle her hangi bir kardeşime hakkım ve hukum geçmişse helal ettiğimi; kardeşlerimin de beni helal etmelerini talep ediyorum. Çoğu zaman iyi niyetime yenik düştüğümü, samimiyetimin yanlış anlamalar sebebiyet verdiğini, bu sebeple hakkımda sui zan edenleri helal ettiğimi iifade ediyorum.
  •  İnsanın olduğu yerde arzular, hevesler, duygular olacaktır; bütün bunları istikamet üzere yürütmek çoğu zaman zor olmaktadır. Nefsimle mücadelede Akllah’ın yardımını diliyorum.

Allah bizleri nefsimizle, hevamızla ve arzularımızla başbaşa bırakmasın ve hidayetinden ayırmasın İnşallah.

Bir bayram sabahında Rabbimin husuruna yep yeni bir gönül ve temiz bir kalp ile çıkmanın ümidiyle bütün müslüman kardeşlerime hayırlı bayramlar diliyorum.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3298/onemli-kararlarim.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar