Bethoven’ı Hayran Bırakan Eser 'Gülnihal'

Üniversite yıllarımızda Erkek Teknik Öğretmende okurken Kız Teknik Öğretmen okulunun talebelerinden oluşan bir koro kurulmuştu. Öğretmenimiz, eğitmenimiz ve koro şefimiz Türk musikisinin değerli bestekâr ve üstâdı “Kutlu Payaslı” idi. Yaklaşık elli kız, elli erkek öğrenciden oluşan koro çalışmaları büyük bir zevkle sürdürülmüştü. Hatta Ankara radyosunda Türk musikisinin klasik eserlerinden bir konser de vermiş idik. Kutlu Payaslı gerçekten çok değerli bir bestekârımızdı. Onunla çalışmış olmak insana hem gurur hem haz veriyordu.

Bir gün koro notalardan çalışılmakta olan güftesi Nef’î’ye, bestesi Itrî’ye ait olan Segâh Yürük Semâi “Tûtî mu’cize-gûyem ne desem lâf değil, Çerh ile söyleşemem âyînesi saf değil.” eserini okurken Kutlu Payaslı üstad bir anda koroyu durdurdu ve kızların olduğu elli kişilik bölümden aradaki bir kızı işaret ederek “sen” dedi. Kız şaşırmıştı. “Bakiye bemolü basıyorsun” deyince hepimiz hayretler içinde kalmıştık. yüz kişilik bir koronun içindeki bir nota farkını hem de uzaktan sahneden duyabilen, fark edebilen bir kulak. Malumunuzdur ki Batı müziğinde bazı notaların arasında sadece yarım nota vardır. Lakin Türk musikisinde iki nota arasında dokuz ayrı nota vardır. Bu münasebetle Türk Musikisi elbetteki batı müziğinden kat be kat üstündür.

Kutlu Payaslı, bizi aynı zamanda Türk Musikisi tarihiyle de aydınlatıyordu. Bir gün “Gülnihal” eserinin hikayesini anlattı. Her ne kadar bu eser hakkında çeşitli rivayetler varsa da benim için üstadlığına yakından şahit olduğum Kutlu Payaslı’nın anlattıkları bence daha değerlidir.

Malumdur ki Osmanlı medeniyeti tüm âlimleri ve sanatçıları kuşatan bir medeniyetti. Sultan tüm dünyadaki ulaşabildikleri alimleri ve sanatçıları payitaht da toplardı. Sultan Abdülmecid zamanında idi. Bethoven da İstanbul’a davet edilenler arasındaydı. Malumunuzdur ki, Bethoven batının en büyük üstadlarından birisidir. Dede Efendi ve Bethoven. İkisi de musikinin büyük üstadları. Birbirleri ile olan sohbetlerinde Bethoven “Üstad sizin Türk Musikisinde üç dörtlük eseriniz var mı?” diye sorar. O güne kadar batının vals ritminde bir eserimiz yoktur ama Dede Efendi Bethoven’ın karşısında kendi medeniyetini küçük düşürmek istemez ve “var” diye cevap verir. Bethoven hayretler içinde kalır. Bildiği kadarıyla Türk Musikisinde üç dörtlük bir eser yoktur. Dede Efendi’nin yalan söylemesi ise muhaldir, imkansızdır. Zira o zamanlar Osmanlı toplumunda yalan görülmeyen bir kötü ahlâktır. Bethoven Dede Efendi’ye “Bana notalarını yazar mısınız?” deyince, Dede Efendi hiç tereddüt etmeden kağıdı alır ve notaları yazmaya başlar.

            Türk Musikisindeki ilk üç dörtlük eser olarak tarihe geçecektir. Hala etkisini üzerimizde sürdüren ve hala zevk alarak dinlemeye devam ettiğimiz bu güzel eserin o anda oracıkta bestelendiğini fark eden Bethoven sohbet halkasında bulunan yerli ve yabancı diğer musikisinaşlara dönerek der ki;

“Bir gün dünyanın en büyük bestekârı Bethoven derlerse, siz deyin ki Dede Efendi’dir”

Fazla söze gerek kalmadı sanırım. Bilinsin istedim. Kutlu Payaslı üstada saygılarımla.Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3291/bethoveni-hayran-birakan-eser-gulnihal.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar