Neden Siyah?

Mezar taşlarındaki yazıları okurken dalıp gitmişim. Bir cenaze geldi. Tabutu taşıyanların halinden ölenin dar gelirli olduğu hemen anlaşılıyor. Yanlarına gidip başsağlığı diledim, mezara birkaç kürek toprak attım. O an bir cenaze daha geldi. Bunlar oldukça kalabalıklar, varlıklı görünüyorlar. Cenazeyi az öncekinin bitişiğine gömdüler. Onlara da başsağlığı dileyip mezara birkaç kürek toprak attım. İşte o an Tolstoy’un İnsana ne kadar toprak lazım öyküsü aklıma geliverdi.

İki mezarın başında da kuran okunuyor. Kuranlar ve dualar birbirine karışmış durumda. Tıpkı cenaze sahipleri gibi. Öyle ki, birinin duasına ötekiler de amin diyorlar. Hepsi üzgün. Hepsinin bakışlarında bir hayat muhasebesi var. Dualar uzadıkça insanlarda oluşan tedirginliği görüyorum. Belli ki, bir an önce mezarlıktan ayrılmak istiyorlar. Bu havayı daha fazla teneffüs etmek istemiyorlar.

Tören biter bitmez koşar adım araçlara bindiler. İlk gelenler normal, sonrakiler son model araçlara. Bir gün öncesine kadar hayatları birbiriyle kesişmeyen iki insanı, aynı yerde, aynı toprakta, birbirlerine komşu olarak bırakıp gittiler. Yine Tolstoy’un öyküsüne döndüm.

Onlar uzaklaşırken, yeni insanlar yeni cenazelerle birlikte geldiler. İmamlar, çamura bulanmış çizmeleriyle yanımdan geçerken ağarmış siyah elbiseleri dikkatimi çekti. Yaşlı insanların ağaran saçlarına benzeyen siyah elbiseler.

“Neden siyah?”

Her zamanki gibi kendimle konuşmaya başladım. Güzel bir soruydu doğrusu.
“Din adamlarının kıyafeti neden siyah?”
Müslüman, Hristiyan, Musevi hepsi siyah. Niçin?

Doğu ve batı kültüründe siyahın ayrı bir yeri var.
Batı’da; Ressam Albert Dürer’in Melancholia tablosunda Kara güneş, Hölderlin’in Andenken şiirinde Kara ışık, Heidegger’de Karanlık ışıkla dolu o kokulu kadeh, Gérard de Nerval’de Kara sevdanın kara güneşi sanatçıların doruğa varan melankolisini ifade eden imgeler.

Elif Şafak’a göre; bunalımların, melankolinin bizi pasifleştirdiği, pelteleştirdiği, örselediği öğretilmişti. Oysa kara bir güneştir melankoli; parıl parıl ışık saçmasa bile, yazmak ve yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz enerjiyi sağlayabilir.

Doğu’da ise Şeyh Galip Hüsn-ü Aşk miracında nur-ı siyeh imgesini kullanır.

Manend-i Bilal-i sahib-irfan
Nur-ı siyeh içre nur-i iman

***
Tasavvuf dünyasının ünlü şairi Asaf Halet çelebi ise,

bir vardım bir yokdum
ben doğdum selim-i salisin köşkünde

sebebsiz hüzün hocamdı loş odalar mektebinde
harem ağaları lalaydı kara sevdama
uyudum büyüdüm
ve nurusiyaha ağladım

nurusiyaha ağladığım zaman
annem suzidilara idi
ve babam bir tanbur
annem susdu
babam küsdü
ama ben niçin hala
nurusiyaha ağlarım
nurusiyaaah nurusiyaaahhh

Abdülbaki Gölpınarlı’ya göre; kara nur (nur-ı siyeh) sofiler için kemal mertebesine mahsus bir renktir. Gece nasıl karanlığı ile her şeyi örterse, Tanrı’nın zat tecellisi de bütün mecazi varlıkları örter yok eder. Bu bakımdan kemal rengi kara nur’dur. Halifelerde siyah sarık takarlar.

Gülşen-i Raz isimli eserinde Şebüsteri, “Tanrı’nın pek parlak, pek nurlu olan zatına karşı aklın nuru, güneşe bakmaya çalışan göze benzer. Göz; güneşe bakmaya kalkıştı mı kamaşır, kararır, bir şey görmez olur. Fakat bir bilsen karanlık tanrı zatının nurudur. Ab-ı hayat o karanlık içindedir. O kara nur ancak göz nurunu alır, sen bakışı bırak!” (Gülşen-i Raz, Sh; 11)

Tasavvuf diliyle, cemalullah’ı “ayn el-yakiyn” görebilmeye işaret eden bir imge. İşte bütün bunları konuştum kendimle mezarlıkta yürürken. Karşıyaka mezarlığı tam kapasiteyle çalışan bir fabrika gibi hiç durmuyor. Ve ben, -Neden siyah?- sorusuna yanıt ararken sözler döküldü dudaklarımdan.

Kabe’nin örtüsü siyah
Kıble siyah
Kabe’nin karasında kaybolur dünya
Dünyayı terkeden varır kabe’ye
Gözün beyazı kör
Ancak karasında saklı
Göz aydınlığı
Gün akşam olunca karanlık
Siler dünyayı
Kabe
Gözün nurlu siyahı

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3287/neden-siyah.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar