Tayyip Bey ve Cihan Devleti Yürüyüşü

1.

Düşünü gördüğüm, hayalini kurduğum, heyecanını duyduğum Türkiye Cumhuriyeti Cihan Devleti konusunda birbirime zıt gibi olan iki cümlemi yazmak istiyorum:

İlk cümlem:

İktidarda kim olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Cihan Devleti mutlaka kurulacak; bu kuruluşu dünyevi hiçbir güç önleyemeyecektir.

İkinci cümlem:

Ne iktidarın ne de muhalefetin görünen kadrolarıyla Türkiye Cumhuriyeti Cihan Devletinin kurulması mümkün değildir.

Öyleyse bu kuruluş nasıl olacak mı diyorsunuz?

Rabbim bu milletin içinde mevcut, Allah’a ve ahirete inanan, yerli, milli, dürüst, cesur, ehil, çalışkan, üretken, sevdalı, tarihine ve kültürüne bağlı, ismi de cismi de bizden, göründüğü gibi olan, olduğu gibi görünen, bulunduğu coğrafyanın kendine yüklediği tarihi görevin idrakinde, zihnen ve ruhen genç insanları mutlaka ülke yönetimine getirecektir.

Evet, bu potansiyel güç bu milletin içinde vardır.

Var olan bu güç gün gelecek, mutlaka harekete geçecektir.

Allah cc bu milletten asla vazgeçmiyor.

Ve Allah cc yüz yıl önce yere düşen İslam Sancağını bu millete, bu aziz Müslüman Türk Milletine kaldırtacaktır.

Çünkü Müslüman Türk Milleti İslamın Son Ordusudur.

Bilge Kral İzzet Begoviç’in o güzel tanımıyla:

‘Türk bir kavmin adı değildir.’

Türkmeniyle, Kürdüyle, Arabıyla, Gürcüsüyle, Çerkeziyle, Boşnağıyla, Arnavuduyla, ila ahir...

Bu topraklarda bütün etnik unsurları içinde barındıran bir büyük milletin, bu aziz milletin adıdır.

Ve kendini bu milletten sayan herkes, her insanımız, hangi etnik kökenden olursa olsun bu milletin asli mensubudur.

Nitekim Bosna’ya gidenler, Boşnak kardeşlerimizden şu sözü çok kez duymuşlardır:

‘Biz Türk olduğumuz için öldürüldük’

Nitekim Bilge Kral İzzet Begoviç şöyle diyordu:

‘Sen Türk'sün.

Bir ırk, bir din, bir mezhep değilsin, olamazsın.

Batı, Haçlı Seferlerini düzenlerken Araplara Arap demiyordu, Türk diyordu.

Çanakkale'de Kürtleri boğazlarken onlara Kürt demiyordu, Türk diyordu.

Türk'ün Evladı, Biz Boşnak'ız ama Türk'üz de.

Sen de kalbimde taşıdığım acıyı taşıdığın kadar Boşnak'sın.’

*

2.

Türk Milletinin mensubu olan hiçbir Müslüman, etnik kökeni ne olursa olsun, asla ırkçılık yapmaz, yapamaz.

Çünkü bu topraklarda ırkçılık bize güç kaybettirir ve Cihan Devleti Yürüyüşümüzde bizi tökezletir.

Hem bilinen bir gerçektir ki, ırkçılık yapanlar Cihan Devletini kuramazlar.

Çünkü Cihan Devleti tek ırk üzerine kurulmaz.

Nitekim Osmanlı Cihan Devleti çok ırklı bir devletti.

Bu bakımdan gen havuzu çok zengindi.

Eğer Müslüman Türk Milletinin mensubu oldukları halde birileri ırkçılık yapıyorlarsa, iki halden biriyle malüldürler:

_Ya iddia ettikleri soylarında, etnik kökenlerinde bir problem vardır.

_Ya da, kitabın kavline göre Müslüman değillerdir.

Bilindiği gibi, ırkçılık yapmak yani bir ırkın üstünlüğünü iddia etmek, Hucurat 13’e göre İslam’a aykırıdır.

Allah cc Hucurat 13’de şöyle buyurmaktadır:

“Ey insanlar!

Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık.

Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır.

Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.”

Evet, rengi, soyu sopu ne olursa olsun, hiçbir kavmin bir başka kavme üstünlüğü yoktur ve ayette belirtildiği gibi üstünlük sadece takva/ günahlardan yani Allah’ın yasakladığı şeylerden sakınma iledir.

Eğer buna rağmen ırkçılık yapan olursa...

O Güzel Nebinin (sav), Ebuzer’e söylediğinden anlayacağımız gibi, ‘ırkçılık yapanda cahiliyeden iz vardır’.

Yine O Güzel Nebi’nin (sav) ifadesiyle:

‘Ey insanlar!

İyi biliniz ki muhakkak Rabbiniz birdir ve babanız da birdir.

Bakınız, iyi kulak veriniz, ne Arap’ın Acem’e, ne Acem’in Arap’a, ne beyazın siyaha, ne de siyahın beyaza takva dışında herhangi bir üstünlüğü yoktur.’

"Kim ki, asabiyet (ırkçılık) iddiasında bulunursa bizden değildir, ırkçılık uğrunda savaşan bizden değildir ve ırkçılık uğrunda ölen bizden değildir."

O Güzel Nebi’nin (sav) İslam’dan saymadığı insanlarla, bu aziz milletin alakası yoktur ve hiçbir hesabını o insanların üzerine yapmaz çünkü o tür insanlara güvenmez, bu nedenle o tiplerle yola çıkmaz.

*

3.

Gönlüm istiyor ki, bu ülkeye gerçekten büyük hizmetler yapan...

Bu millete yıllar sonra dik durmasını öğreten...

Bu dik duruşuyla İslam dünyasında halkların sevgilisi haline gelen...

Ülkemizi gelişmiş ülkelerle aynı masa etrafında oturtan...

Ordumuzu sınır ötesi harekat yapabilecek anlayışa ve güce eriştiren...

İstihbarat örgütümüze başka ülke topraklarında operasyon yaptırabilen...

Savunma sanayimizin envanterine, yerli yapım silahlar ekleyebilen...

Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti Cihan Devleti Yürüyüşünün içinde olsun...

Fakat şu an başında bulunduğu bu kadroyla olmaz.

İnandığı ve bizzat yaşamaya çalıştığı İslam’ın kabul ettiği insan tiplerini bulması ve yoluna onlarla devam etmesi gerekir.

İslam’ın öngördüğü insan tipleri bu ülkenin sağdan sola bütün siyasi gruplarında yeterince bulunmaktadır.

Yeter ki dar siyasi anlayıştan çıkıp, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı kimliğiyle, karşısında olan siyasilerle kavgalara varacak tartışmalara girmeden, belli ölçülerdeki insanımızı göreve çağırsın.

Sayın Cumhurbaşkanının Cihan Devleti Yürüyüşünde göreve çağıracağı insanlarımızda aranacak özellikler öncelikle şunlar olmalıdır:

_İşinin ehli

_Dürüst

_Cesur

_Yerli

_Çalışkan

_İnsani ilişkileri iyi

_Mütevazı

_Kayırmacılıktan uzak

_Kanaatkar

_Zihnen ve ruhen genç (düşü, hayali, heyecanı olan)

Evet, Sayın Cumhurbaşkanı böyle özelliklerle donanmış bir kadroyu/ kadroları bu ülkenin her köşesinde bulacaktır.

Yeter ki kayırmacılıktan ve dar kadro hareketinden uzak bir arayış içinde olsun...

Ve Ülkenin en zor zamanlarında sorumluluk sahibi bir devlet adamı kimliğiyle elini taşın altına koyan Sayın Devlet Bahçeli’nin de, yenilenmiş kadrosuyla Cihan Devleti Yürüşünde olmasını arzu ediyorum.

İki siyasi liderimiz de böyle bir hareketin içinde bulunmayı çoktan haketmiş durumdalar.

Fakat çevrelerinde bulunan kişileri tek tek ele alıp, şu şöyle bu da böyle demek istemiyorum.

Açıkça diyorum ki:

İki liderimiz de, çevrelerindeki kadrolarla bu yürüyüşte istediğimiz rolü üstlenemezler...

Elbet, kadrolarında muhafaza ededecekleri kişiler olacaktır.

Fakat, esas olarak kadroların büyük ölçüde değişmesi gerekir, kanısındayım.
ibrahim Hakkı’nın diliyle söyleyecek olursak:

‘Mevlam görelim neyler

Neylerse güzel eyler’

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3275/tayyip-bey-ve-cihan-devleti-yuruyusu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar