Müthiş Bir Soru

1980 yılında Kültür Bakanlığında Müsteşar Yardımcısıydım. Azerbaycan’dan Ankara’ya gelen şair dostum Memed Aslan’ı hava alanında karşıladım; onu alıp bakanlığa getirdim. Sonra bazı Genel Müdür ve Daire Başkanı arkadaşlarıma telefon açtım. Onları kendi odama davet ettim. Biraz sonra, aramızda sıcak bir sohbet başladı. Memed Aslan’ın bir sorusu, bütün ağızları kilitledi. Çünkü kimse O’nun çok doğru, çok önemli sorusuna cevap veremedi.

Memed Aslan, odada bulunanların hepsine birden bir soru sordu:

- ‘Arkadaşlar’ dedi.  “Zengin bir baba düşünün, bu babanın 6-7 oğlu var. Baba, sağlığında bu oğulları için, 6-7 katlı bir apartman yaptırıyor. Bir süre sonra, birinci katta oturan kardeş, eline bir balyoz alarak kendi katının duvarını yıkmaya başlıyor: Güm! Güm! Güm! Bu sese üst katlarda oturan kardeşleri koşup geliyorlar. O kardeşlerine;

- ‘Yahu dur! Ne yapıyorsun? Niçin bu duvarları yıkıyorsun?’ diye soruyorlar.

O birinci katın sahibi cevap veriyor:

-Babam bu katın mülkiyetini bana vermedi mi? Bu kat benim değil mi?

-‘Doğru! Bu kat senin mülkiyetinde’ diyorlar.

-‘İşte ben kendi mülkiyetimi yıkıyorum. Elde edeceğim malzemelerle, kendime karşı tepe üzerinde bir ev yapacağım. Bana karışamazsınız!’ diye cevap veriyor.”

Memed Aslan, bu örneği verdikten sonra, odadakilere sordu:

-“Arkadaşlar! Birinci katta oturan kardeşin, böyle bir iş yapmaya hakkı var mı? Birinci kat yıkıldıktan sonra, diğer katlarda oturan kardeşlerin sıkıntılarını, korkularını düşünebiliyor musunuz?

Bu örneği şunun için verdim: Biz Türk milleti olarak, ayrı coğrafyalarda yaşıyoruz. Apartman örneğinde olduğu gibi birinci katta siz oturuyorsunuz. Diğer katlarda: Azeriler, Türkmenler, Özbekler Kırgızlar, Kazaklar, Kırım Tatarları, Uygurlar, Gagavuzlar, vs var. Şimdi lütfen dikkat edin eskiden bütün Türk topluluklarında, ‘Mektep’ ortak kelime idi. Siz, mektep kelimesi Arapçadır diyerek dilinizden çıkarıp attınız, yerine Fransız ekolünden ‘Okul’ kelimesini koydunuz. Eskiden bütün Türk dünyasında ‘Hürriyet’ kelimesi ortaktı. Siz neden onun yerine ‘Özgürlük’ diye bir ucube sokuşturdunuz. Ne demek özgürlük?

Eskiden: Kitap, Mesela, Şart, Edebiyat, İmkan, Şiir, İhtiyaç… kelimeleri bütün Türk dünyasında biliniyor, kullanılıyordu. Şimdi siz neden ‘betik, örneğin, koşul, gökçeyazın, olanak, yır, gereksinim…’ diyorsunuz? Neden böyle yapıyorsunuz? Bu ortak kelimeleri dilimizden çıkarıp atmakla sizin kazancınız, diğer Türk toplulukları olarak, bizim kazancımız ne olacak? Dil birliğimizi neden bozuyorsunuz? Maksadınız ne?

Memed Aslan’ın bu sorusuna bir tek kişi cevap veremedi. Sonra o, çok ama çok önemli bir konuyu daha ortaya koydu. Dedi ki; “Eskiden bütün Türk dünyasının bir tek alfabesi vardı. Hepimiz aynı alfabeyle okuyup yazıyorduk. Rus devlet adamları, Türk’ün alfabe ve kültür birliğinden çok endişe ediyorlardı. O bakımdan İstanbul’a Mirza Fet Ali isimli birisini gönderdiler. Mirza Fet Ali, İstanbul’daki ilim cemiyeti mensuplarına dedi ki: bu Arab Elif Ba’sı zordur. Bu Elif Ba’yı atın yerine latin Elif Ba’sını (alfabesi) alın! Çocuklarınızı kolayca okuryazar yapın!

İstanbul’daki ilim cemiyeti azaları Mirza Fet Ali’ye dediler ki:

-Söylediklerin doğrudur. Ama biz, bin yıldan beri bu alfabeyi kullanıyoruz. Sadece biz değil, bütün Türk cemiyetleri bu alfabe ile okuyup yazıyorlar. Alfabemizi değiştirdik mi sizin oralarda çıkan kitapları biz  burada okuyamayız. Burada basılan kitapları da, siz elinize alamazsınız! Olur mu bu?

İstanbul’dan aldığı cevabı Mirza Fet Ali Moskova’ya bildirdi.  O zaman 1919 yılında Moskova, kendi hakimiyeti altındaki Türklerin alfabelerini değiştirip onları latin alfabesine geçirdi. Moskova, kendi topraklarındaki Gürcü’lerin, Ermeni’lerin, Rus’ların, Yahudi’lerin, alfabelerini değiştirmedi. Sadece Türk’lerin alfabelerini değiştirdi. Maksat Türk’ler arasındaki birliği bozmak. Ancak 1928 yılında Atatürk de Türkiye de alfabe değişikliği yaptı. Size de latin alfabesini getirdi. Alfabelirimiz tekrar bir oldu. Ama Rusya, bundan yine büyük bir endişe duydu. Hakimiyetindeki Türk topluluklarının hem latin alfabelerini 1930 yılında değiştirerek onları Kiril alfabesine geçirdi, hem de her Türk topluluğuna ayrı bir alfabe uyguladı.  Şimdi dünyada her milletin sadece bir alfabesi var. Dünyada 29 ayrı alfabeye bulaştırılan tek millet bizim Türk milletimizdir. Niçin? Niçin? Niçin?

Memed Aslan’ın bu sorusuna kimse cevap veremedi. Siz ne düşünüyorsunuz?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3267/muthis-bir-soru.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar