Tehdit ve Mücadele

Türkiye Cumhuriyeti Devleti yıkılmasın, Türk Milleti ve Türk Vatanı bölünmesin diyerek, Şüheda toprağa düşmekte hemen her gün, birer, ikişer, üçer, beşer.
Ormanlarımız yakılmakta, kesilmekte, satılmakta vatan toprakları.
Üretemiyor, tüketiyoruz.
Fabrikalar yapan fabrikalar yapamadık.
Milli Kültürümüzü yok sayıyoruz, Milli Kültürümüzü oluşturan değerlerimizi karalamak, Doğunun, Batının, Kuzey ve Güneyin, velhasıl bizim olmayan, bizi öz değerlerimizden uzaklaştıran ne var ise alan adeta alkışlanır, ''Bize bizi gerek'' demeye kalkanın susturulduğu bir toplum oluşmakta giderek artan bir süratle.. 
Biz yine yazacağız. Kim bilir, belki dinleyen olur.
Tehdit Unsuru, PKK, IŞİD, PDY/FETÖ, Elliden fazla mukaddes dinimiz İslam'ın arkasına saklanmış radikal dinci örgüt, Ortodoks Marksist-Leninistler, liberaller, sözde aydınlar....
Türkleri Türkiye den atmak isteyen, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının öncülüğünde, asil Türk Milletinin yırtıp çöpe attığı Sevr anlaşmasını uygulamak üzere Emperyalist güçler ve arkasına “gizlenmiş” Siyonizm'in hedefledikleri sonuçları almaya kilitlenmiş tam teçhizatlı büyük organizasyonlar ve onlara hizmet eden beyinlerini ya da midelerini satmış iç destekçileri.
PKK, terör örgütü; gerek küresel bazda en büyük siyasi ve lojistik desteğe sahip olması ve gerekse, 548.000 insanımızı doğrayan Hınçak / Taşnak /Asala Ermeni örgütlerininkiyle aynileşen; hatta onları da geride bırakan katliam yöntemleriyle dünya tarihinde bir organize suç örgütüdür. Bu denli büyük bir oluşumun doğal olarak psikolojik savaş tekniklerini başarı ile kullandığı tartışmasızdır. İtiraf edelim ki, Pkk, dış desteğinin yanında, silahın gücü ile yöreden, paranın gücü ile medya dan ve maalesef bir kısım siyasilerden örtülü veya açık destek bulabilmektedir.
PDY/FETÖ terör örgütün de, maddi kaynaklarının boyutu, nerede ise elli yılı bulan bir zaman sürecinde dernekler, vakıflar, birlikler, sendikalar,medya, devletin hemen bütün katmanları ve özellikle, yargı, polis ve TSK'daki yapılanması ve bu yapılanma ile çok başarılı biçimde uyguladığı psikolojik harp ( kamu diplomasisi) neticesi gelinen nokta, tehdidin boyutları açıkça ortaya serilmiştir.
IŞİD veya DAİŞ, son derece de eğitimli, silahlı gücü ile adeta aniden ortaya çıkmış, kısa sürede geniş bir alana hakim olmuştur. Sözde İslamı temsil ettiğini ifade eden bu katiller sürüsünün her milletten paralı askerler den oluştuğu, söz ve eylemlerinin Yüce dinimizle hiçbir şekilde bağdaşmadığı ortadadır.
PKK, IŞID, PDY/FETÖ ve değişik isimlerde ki terör örgütlerinin, uluslar arası boyutlu desteğini göz önüne aldığımızda görürüz ki, Türk Cumhuriyeti Devleti sadece bir terör örgütleri ile değil, bu örgütlerin şahsında ezeli ve ebedi düşmanımız Batı emperyalizmi ve arkasına gizlenmiş Siyonizm'le, kısacası haçlı ordularıyla savaşmıştır ve halen de bu savaşımız artan bir şiddette devam etmektedir.
Peki yürüttüğümüz mücadele yeterli midir? Sadece silahlı mücadele, polisiye tedbirler ve yargılama sonucu verilen cezalar tek başlarına caydırıcı mıdır?
Görülüyor ki yeterli değildir. Yeterli olmadığı için tehdit unsuru, her geçen gün değişik ideolojiler, değişik adlar ve yeni yöntemler ile saldırmaya devam etmektedir ve biz bu coğrafya da bulunduğumuz sürece devam edecektir.
Tehdit unsurunun hedef kitlesi, çocuklar ve gençlerdir.
Kreş, Ana Okulu gibi okul öncesi eğitim, İlk, Orta ve Yüksek Öğretim, Askeri Liseler, Harp Okulları, Polis Koleji ve Akademisi ile Polis Meslek Yüksek Okulları ve Eğitim Merkezlerinde yuvalanarak faaliyetlerini sürdürebilmişlerdir.
Okulların okul aile birlikleri ve sınıf anneliklerini ele geçirebilmişlerdir.
Maalesef, bu faaliyetleri, görülmemiş, görmezden gelinmiş, sağlıklı bir biçimde değerlendirilmemiş, Milli Eğitim Kanununun ve özel kanunları ile kurulan okulların amaç maddesi göz ardı edilmiş, adeta yok sayılmıştır.
Milli Eğitim, kanunda belirlenen amaç maddesi kapsamında ele alınarak acilen ıslah edilmelidir.
Devletimizin istikbal ve istiklali olan genç nesil, milli kültürümüz esas alınarak yetiştirilmelidir.
Bu günden binlerce yıl öncesine uzanan tarihimiz, kültürümüz, dilimiz, dinimiz varlık sebebimizdir.
Askeri okullar, Polis Koleji ve Akademisi, parasız yatılı orta ve liseler, öğretmen okulları açılmalıdır.
Bütün özel okullar, etüt merkezleri, sıkı bir denetime tabi tutulmalıdır. Bu okulların kurucuları, mali kaynakları, kurucu şirketlerin ve veya kurucularının yabancı şirketler ile ortaklıkları, şirket merkezlerinin, Kuzey Kıbrıs Rum Kesimi, Makedonya, Afrika, Uzak doğu da olmaları gibi hususlar mercek altına alınmalıdır.
Türk Devleti, Anadolu da yeniden bin yıldır, Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Osmanlı adları ile hüküm sürmüş, bu gün de Türkiye Cumhuriyeti Devlet adı ile hüküm sürmektedir.
Komünist Kemalistlerin, Atatürk'ü zerrece tanımayan sahte Atatürkçülerin, Sultan Abdülhamit Han'ı kızıl sultan diye zihinlere yerleştiren, Taşnak ve Siyonistlerin propagandalarına alet olunmamalıdır.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK de Abdülhamit Han da doğru olarak tanıtılmalı ve anlatılmalıdır.
Yeni nesiller, Türklük Gurur ve Şuuru, İslam Ahlak ve Faziletini kavramış, Çağdaş Medeniyetler Seviyesinin üzerine çıkmayı hedeflemiş gençler olarak yetiştirilmelidir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3262/tehdit-ve-mucadele.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar