Üniversite Sınavındaki Başarısızlığın Sebebi

Geçen hafta açıklanan Temel Yeterlik Testi  (TYT) ve Alan Yeterlik Testi (AYT)’nde durum vahim.

Mesela TYT’de öğrencilerin başarı manzarası şu:

Temel Matematik : 40 soruda 5.6

Türkçe                       : 40 soruda 14.6

Fen Bilimleri              : 20 soruda 2.2

Sosyal Bilimler          :20 soruda 4.6

Tabloda görülen, “başarı” değil, “başarısızlık”tır. 40 sorudan 5.6’sını veya 14.6’sını bilen insanlar, başarı tablosu mu sergiler, başarısızlık tablosu mu? Elbette “başarısızlık tablosu”….

Alan Yeterlik Testinde durum daha vahim ve daha trajik.

Bu sınavda da manzara şu:

Matematik :40 soruda 4.7

Fizik             : 14 soruda 1

Kimya          :13 soruda 0.9

Biyoloji        : 13 soruda 1.2

Edebiyat      : 24 soruda 4.9

Tarih-1         : 10 soruda 2

Coğrafya-1  :6 soruda 2.1

Felsefe         : 12 soruda 2.4

40 soruda 4.7 (ortalama 5 diyelim) bilme oranı olan bir genç, matematiği biliyor mu kabul edilecek, bilmiyor mu?

Bir de Edebiyat alanına bakalım. 24 sorunun 4.9’unu (ortalama 5 diyelim) bilen öğrenci, edebiyatın neyini biliyordur?

Fizik, Kimya, Biyoloji, Tarih, Coğrafya ve Felsefe alanlarında durum daha da vahim!...

Problem nereden kaynaklanıyor?

Sebep çok…

“Teknolojik gelişmeler, gençleri derslerden uzaklaştırıyor.” diyenler de var; öğretmenleri , aileleri suçlayanlar da sistemi suçlayanlar da…

Elbette bunların hepsinin etkisi var başarısızlıkta ama bana göre en büyük etken zorunlu eğitimin önce 8 yıla; sonra da 12 yıla çıkarılması…

Hadi razı olduk ve 5 yıllık ilk okulun okunmasını uygun bulduk… Çocuk 5 yıl okusun ve hayata intibak edecek bilgileri öğrensin… Bu belki normal karşılanabilir ama müfredat programları öyle demiyor. Çocuk ilk okulu bitirirken bazı Matematik ve Türkçe bilgisi ile  beyni doldurulacak ve çocuk okuldan ve dersten soğutulacak. Başka alan için bir şey demeyeyim ama Türkçe’de çocuğun “dolaylı tümleç, belirtili-belirtisiz nesne, özne, yüklem, zarf” gibi konuları bilse ne olur, bilmese ne olur!... Bu bilgiler çocuğun konuşmasına ve dolayısıyla hayatına teknik olarak zerre miskal katkıda bulunmaz. Matematik’te de benzerleri var…

Zar zor ilkokulu bitiren çocuk, 28 Şubat zorbaları tarafından zorunlu olarak ortaokulu da okudu ve böylece kalabalık sınıflar, çıkmaz sokağın başlangıcı oldu. Arkasından birkaç sene önce zorunlu eğitim 4+4+4 ile 12 yıla çıkarılınca, yığılmış sınıflar lise sona kadar devam eder oldu. Yani zorunlu ve kalabalık sınıf verimsizliği lise son sınıfa kadar sürdürüldü.

Oysa eskiden; yani 28 Şubat 1997’den önce öyle miydi?

Değildi…

Öğrenci zorunlu olarak 5 yıllık ilkokulu okur ve 12 yaşında hayatla ilgili tercihini belirlerdi.  Ya okul ya piyasa… Esnaflık, sanayi, tarım veya benzeri işlerle hayata tutunurdu.

Okumayı tercih eden çocuk, 3 yıllık bir ortaokul aşamasından sonra, ya piyasayı tercih eder veya okulu tercih ederdi. Okullar arasında da tercihler vardı ve bilinçli bir tercih olurdu o aşamadaki okul seçimi.  Normal lise eğitiminin yanı sıra nitelikli liseler de vardı ve öğrenci bu liseleri tercih edebileceği gibi meslek liselerini de tercih edebilirdi.

28 Şubat, 8 yıllık zorunlu eğitim uygulamasıyla eğitimin şaftını kaydırdı. Buna bir de üniversiteye girişte meslek liselerinin puanlarının düşürülmesi eklenince, eğitim-öğretim hepten kalitesizleşti.

Her aşamada eğitim zorunlu olunca, kalabalık sınıflar lise sona kadar devam etti ve öğretmenler devamlı kalabalık sınıflarda bilgi aktarmakla uğraştılar. Az mevcutlu sınıfların yanında çok mevcutlu sınıflarda bilgi aktarmak elbette öğretmenler için daha zor olacaktı.

Kalabalık sınıflarda bilginin öğretiminin zorlaşması ve çoğu yerde bilginin önemsizleşip etkisizleşmesi, öğrencilerin başarısızlığına yol açtı.

Bütün bu aşamalardan geçen öğrenci, elbette matematikten 40 sorunun 4.7’sini edebiyattan 24 sorunun 4.9’unu bilecekti.

Düşünsenize… Matematik’ten 40 sorunun ortalama 5’ini bilen (35’ini bilemeyen) bir genç, üniversitede nasıl okuyacak?

Edebiyat’tan 24 sorunun 5’ini bilen (19’unu bilemeyen) bir genç üniversitede hangi başarıyı gösterecek?

4+4+4 sisteminden derhal vazgeçilmeli; 28 Şubat’tan önceki 5 yıllık zorunlu eğitim sistemine geri dönülmelidir. Bırakın hayat doğal seleksiyonunu kendisi yapsın ve gençler hayata tutunma yaşlarını ertelemesinler…



http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3241/universite-sinavindaki-basarisizligin-sebebi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar