Mücahit Müteahhitlerin Nükleer Tehlikesi

İslamcı yazarlar son aylarda “Mücahitler müteahhit olduktan sonra…” diye başlayan yazılar kaleme alıyorlar. Mücahit kavramının hırpalanmasına gönlüm hiç de razı değil ama gel gör ki hayatın gerçeklerinden de kaçamıyoruz.

Mücahitler sadece müteahhit olmadı; belediye başkanı da oldular.

Peki ne oldu ondan sonra?

Karadeniz’in ilçelerinde dere yataklarına sekiz on katlı apartmanlar dikildi, mücahit belediye başkanları da şak diye yapı ruhsatını verdiler. İktidarlar hırsızlığı, ve haksız işgali affeder ama tabiat ana affetmez… Akarsuyun yatağından çaldığınız parselleri tabiat ana misliyle geri alır. Sonra da mücahit  belediye başkanları demeç verirler:

“Araklı’da sel felaketi oldu, onlarca insan öldü, her şey Allah’tan geldi, Allahü zülcelal hatrına katlanacağız.”

Hadi beee!... Kur’an kaç ayette “Aklını kullan” diyor sana, bir saysana.

***

Gazetelerden bir haber:

“İstanbul Sultanbeyli’de eğimli yumuşak zemine yapılan çok katlı bina çöktü, ölü sayısı 11.”

Yargı önüne sadece 2 kişi çıkartılıyor, birisi yapı kontrol mühendisi diğeri müteahhit. Peki eğimli yumuşak zemine yapı ruhsatı veren belediye yetkilileri, onları denetlemesi gereken müfettişler, bakanlık yetkilileri…

“Efendim onların dokunulmazlığı var; hepsi  Ak Partili.”

“Ölen 11 vatandaşın canı can değil patlıcan mı?”

“ Efendim, her şey Allah’tan geldi, Allahü zülcelalin hatrına katlanacağız, yoksa günaha gireriz.”

***

8 Temmuz 2018

“Edirne’de tren kazası, 21 ölü, 341 ağır yaralı”

Kaza nedeni: Tren yolu yumuşak tarım arazisinden geçiyor, rayların oturduğu zemin beton değil, taş değil, çakıl değil bildiğiniz yumuşak toprak. Devasa bir sel baskını da yok, aheste aheste akan yağmur suyu tren yolu yükseltisine çarpınca yumuşak toprağı bulamaç yapıp eritiyor ve rayların altını boşaltıyor…

Siyaset erkinden ve yine aynı demeçler:

"Ne yapalım, Allah'tan geldi"

Bu kazanın tedbiri için uzay teknolojisi gerekmiyor, yüksek masraf da gerekmiyor ama bir şey gerekiyor: Vicdan… O ise ne tren yolunu yapan mücahit müteahhit de var, ne hak ediş raporunu imzalayan imam hatipli mühendiste, ne de ödemeyi yapan bürokratta…

Neredesin ey vicdan, ey ahlak, ey erdem?..

***

20 Mayıs 2019’da sosyal medya sayfamda şunları yazmışım:

TÜRKİYE'DE NÜKLEER SANTRAL TEHLİKESİ

Türkiye'de Akkuyu, Sinop ve Kırklareli'nde 3 nükleer santral daha kurulacakmış.

Eyvaaah ki Eyvaaah!...

Trakya'da demir yolunun altını yumuşak toprakla dolduranlar, Ankara'da basit bir sinyalizasyonu beceremeyip trenleri kafa kafaya çarpıştıranlar, Soma'da maden ocaklarını dünya standartlarına getiremeyip 1-2 km'lik tabut zinciri oluşturanlar,

Kartal’da yumuşak zemine yapı izni verenler, 30 Milyarlık İstanbul Havaalanında "Yan rüzgar" hesabı yapmadan inşaata başlayanlar, sonra uçaklar yan rüzgar aldığı için iniş izni vermeyip başka havaalanlarına yönlendirenler...

Daha hangi birini sayayım?..

Nükleer santralin şakası yoktur, aman ha!..

Minicik bir hatada, ihmalde 20-30 milyon insanımızı kaybedebiliriz. Ondan sonra da "Ne yapalım, Allah'tan geldi"demeçlerini duymak istemiyorum.

Zaten öyle bir durumda demeç verecek kimse de kalmayacak, bu satırları okuyanlarda duyacak kulak da olmayacak...

Yok ağam bu iş bize göre değil; biz yine 100-200 tabutluk kazalarla idare edelim.”

Eğer bu nükleer santraller bitirilirse Türkiye'yi terk edip Ortaasya Türk Cumhuriyetlerinden birine yerleşeceğimi şimdiden ilan ediyorum.

***

Şimdi sıkı durun!...

Tarih 20 Temmuz 2019.

“Çernobil faciasına yol açan nükleer santralı da yapan Rusya merkezli Rosatom şirketi tarafından Mersin Akkuyu’da inşa edilmekte olan Nükleer Güç Santralı’nda çalışan üst düzey yetkililer ve çalışanlar santral inşaatındaki ihmaller zincirini anlattı:

“Nükleer santralin kurulacağı zemin inşaatını Türkiye üstlendi… Ama yıllardan beri döktükleri zemin betonu çatlıyor. Üç defa zemin betonu döküldü üçü de çatladı… En basit apartmanda bile proje üç, dört kere revize edilir ama böyle bir çalışma bu inşaatta hiçbir şekilde yapılmıyor. Dokümanları inceleyecek, işleyecek yetkinlikte hiçbir personel yok. Zemindeki oturmadan dolayı temel kırılıyor, kimse neden olduğuna dair yorum yapamıyor. Burada çalışanların hiçbiri projeyi revize etmeye yetkin değiller.”

Çünkü hepsi torpilli personel, çünkü hepsi iktidar yandaşlığına göre seçilmiş liyakatsiz hımbıllar. Bir tarihte Libya’da, Pakistan’da, Rusya’da dünyanın en saygın barajlarını, otoyollarını, inşaatlarını yapan saygın firmalar, mühendisler artık kubbede kalan hoş sadadır.

Yazının okumaya başlamadan başlığı abartılı bulacağınızı biliyordum.

Abartı yok efendim, nükleer gücün asla şakası yoktur, “Her şey Allah’tan geldi” beyanatlarına da karnım toktur!...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3234/mucahit-muteahhitlerin-nukleer-tehlikesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar