Suriye'den Daha Elzem, Suriyeliler Politikamız Olmalı

Eklenme Tarihi: 17.07.2019 09:11:00 - Güncellenme Tarihi: 25.02.2020 00:09:12

Bu vakitten sonra Türkiye'nin, Suriye politikasından çok, insani boyutu olan Suriyeliler politikası var mı onu merak ediyorum. Çünkü Suriye'de can ve mal güvenliği sağlanmış olsa dahi, Suriyelilerin kahir ekseriyetinin geri dönmeyeceklerini ve Türkiye'de kalmayı tercih edeceklerini tahmin ediyorum.

Peki size göre Türkiye, Suriyeliler konusunda nasıl bir politika takip etmeli? Bin yıldır birlikte yaşadığı Kürt politikasında hatalı olduğunu düşünerek asimile etmeyi mi, yoksa terbiye ederek entegre etmeyi mi tercih etmeli?

Aslına bakılırsa etnik kökenleri Süryani olan ve Müslüman olduktan sonra, Arap'laşmayı kabul eden Suriyelilerin, Türkmenleşmeye, asimilasyona karşı fazla direnç göstereceklerini tahmin etmem. Yeter ki biz entegre metodlarını doğru uygulayalım. Gazipaşa ve Mudanya da olduğu gibi, insan onuruna yakışmayan tavır ve davranışlardan kaçınalım. Tabi ki ortak yaşam anlarında uygunsuz davranışlarına karşı çıkalım. Ama onur kırıcı yasaklar koyarak değil, terbiye ederek karşı duralım. Modern kent yaşamına entegre edecek statüler vererek, eğitip, ehilleştirelim. Misafir ve ya mülteci statüsünde tutarak ne terbiye, ne de entegre edemeyeceğimizi bilerek hareket edelim. Uyum yasaları çıkartarak uyum kurslarına katılmaya mecbur edelim. Kendi iç güvenliğimizi dikkate alarak sözleşmeli vatandaşlık gibi, bir ara formül bulalım. En az beş yıllık süre içerisinde suça bulaşmamayı şart koşup, entegre etmeyi deneyelim.

Türkiye 4 milyona yakın mülteciye kapısını açmakla insan onuruna sahip çıktı. Böylece medeni batının insanlık ayıbına bulaşmadı. Bundan sonrası için itibar zafiyeti yaşamak istenmiyorsa, öncelikle göç ve mülteci işlerinden sorumlu bir birim oluşturmak zorunda. Daire başkanlığı veya genel müdürlük gibi bir birim. Koordinasyon bu birim üzerinden sağlanmalı. Uygulamadan doğacak sıkıntıları giderecek göçmen ve mülteci hakları yönetmelikle değil, uyum yasalarıyla güvence altına alınmalı. Yani yerel yönetimler kafasına estiği gibi davranmamalı. Mültecilerin korunma ve sığınma hakları güvenceye alındıktan sonra, yerleşik hayata geçişte, yumuşak bir geçiş modeli bulunmalı.

Diğer taraftan iskan sorunu belirli bir plan ve proje dahilinde çözülmeli. Cazibe merkezlerine yığılmayı önleyecek tedbirler alınmalı. İsteyen istediği yere gidip yerleşememeli. Kesinlikle vatandaşın tepkisine yol açacak "mülteci varoşları" oluşturulmasına müsade edilmemeli.

Bugün BM verilerine göre, dünya üzerinde savaş ve insanlık ayıbı gibi sebeplerden dolayı, yaşadığı yerleri terk etmek mecburiyetinde kalan 60-70 milyon insandan bahsediliyor. Bunların 25-30 milyon kadarının başka ülkelere sığınma zaruriyetinde oldukları söyleniyor. Biz bu mültecilerin 4-5 milyon kadarını koruma altına alarak sığınma ve barınma fırsatı sağlayabildik.

Sonuç olarak demek isterim ki, insanın olduğu yerde ihtiyaçlar da olur. Vicdanlarımıza iltica eden bu insanlar, kendi istek ve arzularıyla mülteci olmadılar. Hiç olmazsa yaklaşık 500 bin civarında olduğu tahmin edilen, Türkiye de doğmuş bebeklerine statü vererek iyi niyetli olduğumuzu hissettirelim. Yeni doğan bebelerin ne Suriyede, ne de Türkiye de kimlikleri olmadığı için, "seyip sıpa" gibi ortalıkta dolaşmalarına müsade etmeyelim.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3221/suriyeden-daha-elzem-suriyeliler-politikamiz-olmali

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

31.07.2019 Lider ve Karizma
24.07.2019 Stratejik Akıl
17.07.2019 Suriye'den Daha Elzem, Suriyeliler Politikamız Olmalı
10.07.2019 Çarçur Ekonomisi
02.07.2019 Anketlere Değil, Aynaya Baksaydınız
26.06.2019 Sosyal Medya ve Yazar Tosun
19.06.2019 Akdenizde Can Sıkan Gelişmeler
11.06.2019 Lütfi Kırdar Mutabakatı
06.06.2019 Seküler kültürün icadı doğmalar, izm'ler
29.05.2019 Devlet Aklı
21.05.2019 Avrupa'nın Kültürel Egemenlik ve Asimilasyon Problemi
15.05.2019 Nihaî Çözüm Nedir?
08.05.2019 Nelere Şahit Olduk
02.05.2019 Hıyânet-i Vatan Suçlaması
25.04.2019 Merkez Sağ ve Merkez Sol Siyaseti
17.04.2019 Nur-u âyinlere ilham olsun.
09.04.2019 Bir deneme, yitirilen düşler
27.03.2019 CHP'yi iktidarsızlıktan kim kurtaracak?
20.03.2019 Hangisi daha evla kuvvetler ayrılığı prensibi mi, yoksa kuvvetler birliği ilkesi mi?
14.03.2019 Belediyelere, yerel yönetimlere atanmış seçkinler
06.03.2019 Türkiye taşra ve varoş kültürünün etkisi altına giriyor
27.02.2019 Uluslararası ilişkilerde basın ve medyanın rolü (2)
20.02.2019 Uluslararası ilişkilerde basın ve medyanın rolü (1)
14.02.2019 Toplumsal hayatımızda basın ve medyanın rolü
06.02.2019 Sahi biz kime oy vereceğiz?
30.01.2019 Baykal'ın devlet adamlığı vasfı
22.01.2019 Evrensel adalet ve hukukun üstünlüğü ilkesi
15.01.2019 Peki seçmenler ne istiyor?
09.01.2019 Atatürk döneminde Kemalizm fikrinin doğuşu
25.12.2018 2019 demokratik olgunluk yılı olsun
18.12.2018 Avrupa Türklerinin sosyal statüsü
11.12.2018 İnsan Hakları Gününde insani değerler ve kişi hakları
04.12.2018 Gelecek kaygısı ve Hitler Avrupası
27.11.2018 Batının kültürel tehdit algısı
20.11.2018 Medeniyetler ittifakı olmaz
12.11.2018 Pasif direniş ve sivil itaatsizlik.
06.11.2018 Eski tüfek bir Sosyalistin, Türk Solu analizi
29.10.2018 Erkler arası ilişkilerde yetki kavgası, anayasal hukuk devletini yaralar
25.10.2018 CHP ve Türk Solu Kavramı
19.10.2018 Ferdiyetçi ve toplumcu görüşe göre seküler, laik devletin tanımı
13.10.2018 İslam Hukukunda devletin tanımı
12.10.2018 Zabıta ekonomisi
03.10.2018 Etno-kültürel talepler ve bölgesel ırkçılık
27.09.2018 Emeklilikte yaş haddi mağduriyeti