Ankara’nın gündemi: Yeni partiler ve erken seçim

Ankara’da cadı kazanı kaynıyor!...

Ali Babacan ile Abdullah Gül parti kuruyormuş!
Ne zaman karar vermişler? Elbette 23 Haziran İstanbul B.Ş.Belediye Başkanlığı seçimi sonrasında.
Daha evvel kendilerine sorulduğunda; “Biz parti kurmayacağız, bir düşünce platformu için bir araya geliyoruz” diyorlardı.
“Aportta bekliyoruz yani fırsat kolluyoruz” diyecek halleri yoktu ya!...
Kurulacak partinin; “AKP-2” olacağından emin olabilirsiniz.
23 Haziran seçim sonucunda, AKP’nin dönüş yolunda olduğu da perçinlenince, beyler düğmeye bastı.
AKP’nin, son yıllarda sermaye ile dostluğunun kıskanılacak seviyede olduğunu bilmeyen yoktur!...
Sermaye çevrelerinde, AKP’nin 31 Mart yerel seçimleri sonucu; İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Adana, Antalya, Mersin gibi büyük şehirleri kaybetmesi ve bir daha seçim kazanmasının zor olduğunun görülmesi tedirginlik yarattı.
Ne yapmak gerekiyordu?
Elbette bekletilen B Planını devreye sokmak icap ediyordu.
Ama bir umut “Tekrarlanan İstanbul seçimini bekleyelim” diye düşündüler.
Zaten, seçimlerden bir süre önce yoğun bir şekilde algı operasyonları ile hazırlıklara başlanıyordu. Her ihtimali düşünmek gerekir değil mi?
Neydi o algı operasyonları?
“İstanbul ve İzmir sermayesi Ali Babacan’ı istiyor”
“11nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün uluslararası bağlantıları çok iyi”
Görüyoruz ki, Ali Babacan öne sürülüyor, arkasında ise 11 nci Cumhurbaşkanı Sayın Gül’ün olduğu söyleniyor.
Ali Babacan’ı kim ne kadar tanıyor?
Evet, ODTÜ Endüstri Mühendisliğinden mezun olduğunu ve AKP Hükümetlerinde ekonomiden sorumlu bakanlık yaptığını biliyoruz.
Ama asıl bilmemiz gerekenleri bilmiyoruz.
Ankara milletvekilliği yaptığı 17 yıl boyunca kendisini Ankara’da görmek kısmet olmadı!
Türkiye’nin; eğitim, sağlık, dış politikası, güvenlik, tarım, turizm ve daha birçok konuda ne düşündüğünü bilmiyoruz. Hatta bugün geldiğimiz noktada Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizle ilgili ne düşündüğünü de bilmiyoruz.
Zira son dört senedir, Türkiye’deki ekonomik kriz ve halkın yoksullaşması ile ilgili Ali Babacan’ın tek bir kelime etmemiş olması çok ilginç değil mi?
Belki de, kendisine parti kurduranların fikirleri daha önemlidir! Hani ters bir durum olmasın diye kendi fikirlerini saklamış olabilir mi?
Mesela Ali Babacan’a başka sorular da yöneltebiliriz:
Ali Babacan, 17-25 Aralık’ta ne söyledi?
Bakanlar Yüce Divana gönderilmek istenirken ne söyledi ve hangi oyu kullandı?
Ahmet Davutoğlu bir operasyonla görevden alınırken kendisi milletvekiliydi, ne söyledi, ne yaptı?
Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi hakkında ne söyledi, bugün ne düşünüyor?
Ali Babacan’ın Türkiye’yi yönetecek kendi fikirleri var mı? Yoksa partiyi kurduranların…?
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan; “Gel partimizin genel başkanı ol” şeklinde bir daveti olursa nasıl karşılar?
Gelelim Sayın Gül’e…
Hala cesaret edip öne çıkamıyor!...
O’nun da, Türkiye’nin meseleleri ve çözüm önerilerini bilmiyoruz.
Refah-Yol Hükümetinde Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü, AKP Hükümetlerinde Başbakan, Başbakan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanlığı ve nihayetinde Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunmuş.
Soru şu; Sayın Gül bu görevlerden hangisine mücadele ederek, risk alarak, tırnağıyla kazıyarak gelmiştir?
Sayın Erdoğan diyordu ki; “Üç gün sonra kimin cumhurbaşkanı olacağını açıklayacağım” ve açıklıyordu; “Kardeşim Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasına karar verdim” Evet, aşağı yukarı böyle söylüyordu.
Türkiye’de cumhurbaşkanlığından daha yüce ve etkin bir makam var mıdır?
Peki, Sayın Gül nasıl bir cumhurbaşkanlığı yaptı?
Sadakatten, güvenilir olmaktan asla ödün vermedi!...
Yani Sayın Erdoğan’ı Davutoğlu gibi pişman etmedi!...
Cumhurbaşkanlığı döneminde, Gül’ün kendi özgün fikirleri nelerdi öğrenemedik ama sonrasında da suskun kalmayı tercih etti. Belli ki hesap yapmayı biliyor. Buralara kadar risk alarak çetin bir mücadelenin içerisine girerek gelmekten daha rasyonel yollar olduğunu biliyor olmalı!
İki gün evvel AKP’de, Kültür ve Milli Eğitim Bakanlıkları yapan, ANAP Eski Genel Başkanı Erkan Mumcu ilginç açıklamalar yaptı.
Sayın Gül’ün nasıl cumhurbaşkanı olduğunu anlattı ki vahim, mutlaka Bülent Arınç ve Abdullah Gül’den açıklama bekliyoruz.
Bir de Erkan Mumcu’nun şöyle bir açıklaması oldu; “Majestelerinin valisi, kendisinin ve yandaşlarının meşruiyet devşirdiği uluslararası alan”
Anlamadım ben! Bu konuda da Sayın Gül bir açıklama yaparsa bizleri aydınlatmış olur.
Ahmet Davutoğlu’nu bir başka sefere yazacağız. Ancak Davutoğlu iki yıldır parti kurma çalışmaları yapıyor, Anadolu’yu geziyor, fikirlerini açık açık beyan ediyor, risk alıyor, mücadele ediyor. Başbakanlık döneminde de risk aldı, koltuğunu kaybetti.
Babacan Ekibi, şiddetle Davutoğlu ile birlikte olmak istemedi.
Davutoğlu’nun, AKP’den farklı vizyona ve daha milli bakış açısına sahip olduğu söylenebilir.
Diğer taraftan; AKP-MHP ittifakının Mecliste çoğunluğunu kaybedecek sayıda AKP-MHP milletvekillerinin Babacan’a kurdurulan partide yer alacağı da söyleniyor. Erdoğan’ı en çok korkutanın da bu durum olduğunu söyleyebiliriz. Meclis aritmetiği değişirse erken seçim gündeme gelecektir.
Bu konulara devam edeceğiz tatil dönüşü inşallah…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3218/ankaranin-gundemi-yeni-partiler-ve-erken-secim.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar