15 Temmuz Yalanları

15. Temmuz darbe girişiminin yıl dönümünde halk dalkavukluğu yapmaya devam ediyoruz. Neymiş efendim “Darbeyi halkın sokağa çıkması önlemiş”miş. Kimse sayı vermiyor sanki Ankara ve İstanbul’da milyonlar sokağa inmiş gibi üfürmeye devam ediliyor. Çünkü siyasetçiler ve şakşakçıları için bu gerekçe daha onur verici; “Millet için bizler çooook önemli şahsiyetleriz, onlar da bize sahip çıktı” şark kurnazlığı var bu propagandanın gerisinde.

Mısır’daki Sisi darbesinde üye sayısı bir milyonu aşan Müslüman Kardeşler 10 milyon insanı meydanlara indirdi... İndirdi de ne oldu?.. 3500 ölü, 11.000 yaralı ile meydanlar boşaldı ve Sisi hâkimiyetini ilan etti.

Türkiye’de sokağa inenleri alttan say 100.000, üstten say 500.000… 15 Temmuz’da darbecilerin öldürdüğü insan sayısı ise sadece 248. Bu rakam Mısır'dakinin onda biri bile değil. Maksadım halkın sokağa inmesinin etkisizliğini ortaya koymak değil, elbette kısmen etkisi oldu… 15 Temmuz darbesini önleyen gerçek vatanseverlerin adını hiç anmıyoruz, isyanım bunadır... Çünkü bu işin siyasi getirisi yok. Halk dalkavukluğu yapmak, nefsimizi cilalamak, “Bizler millet için çooook önemliyiz” böbürlenmesi her şeye baskın geliyor.

Peki kimdir 15 Temmuz’un gerçek kahramanları?..

Hani o İslamcı kalemşörlerin, siyasal ümmetçilerin, “Ne istediniz de vermedik?” diyen siyasetçilerin sevmediği Atatürkçü subaylar var ya?

Hani o 15 Temmuz komutanını alnından vuran Ömer Halisdemir var ya?

Hani o Polis Teşkilatının kahraman ülkücüsü Fatih Eryılmaz var ya?

Hani o emrindeki birlikleri darbeyi durdurmak için kullanan kahraman generaller ve albaylar var ya?

Siz onları atın bir kenara, varsa da yoksa da “Darbeyi halkın sokağa çıkması önledi” yalanına devam edin… 

Eğer ordudaki sizin sevmediğiniz Atatürkçü subaylar olmasaydı ölü sayısı Mısırdaki gibi 3500’e çıkmadan, 1000-1500 gibi rakamlarda bütün meydanlarınız, Meclisiniz, TRT’niz teslim alınırdı.

Böyle 15 Temmuz anması olmaz, gerçekleri bir iki yıl daha karartabilirsiniz o kadar...

***

15 Temmuz, diplomalı kör biatçıların sümüklü bir hocaya aklını kiraya vermesinin getirdiği bir felakettir... Analitik düşünce geliştirilmeden yapılan "FETÖ mücadelesi" bataklıkta sinek avlamaktır... Siyasetçiler bu bataklığı kurutmaz, kurutmak istemez çünkü onlar da kör biatçılıktan besleniyorlar.

***

ERDOĞANSIZ YENİ TÜRKİYE'YE DOĞRU

Bütün yandaş kanallarda Ali Babacan rüzgârı estiriliyor... Bu rüzgârın estirilmediği kanal yok gibi...

Ekrem İmamoğlu konusunda biz bu filmi seyretmiştik... İmamoğlu'nun başarısında kendisinin payı ne ise Ak Parti ve Erdoğan'ın katkısı bunun iki katıdır...

Ali Babacan konusundaki "ümmeti bölme" çıkışı bile Erdoğan'ın da bu oyunun içinde olduğunu düşündürüyor... Yoksa Erdoğan o kadar basit siyasi bir gaf yapmaz...

İmamoğlu'nu cilalayıp, parlatıp duvara tablo gibi astık, sıra Ali Babacan da... Erdoğan sonrasının siyaset figürleri bir bir belirginleşiyor.

Kısacası Türkiye siyaset arenasında eski tabirle "asayiş berkemal"...

 Her şey sistemin kontrolü altında.

Erdoğan'la beraber imam hatipliler, tarikatlar, cemaatler devletten tasfiye edilecek...

Peki Ülkücüler ne olacak?.. Onlar saf bozkır çocuklarıdır, özel harekatçı veya uzman çavuş olmaktan başka seçenekleri yok.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3217/15-temmuz-yalanlari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

SERVET ARSLANER
20.07.2019 20:08
Alper Aksoy Bey, Hem nalına, hem mıhına vurayım derken çiviyi ete çakmışsınız. Biraz da hınç ve hırsla yazılmış ifadeler. Velev ki dediğiniz doğru : Sayın RTE, bu söylediklerinizle siyasi arenadan çekilecek. Bu tarikat ve cemaatleri kim çekecek ? Kiminle çekecek. Adını parlattığınızın bizatihi kendisi Cemaatin yarı kripto ayağı. Ves-selâm..!

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar