Ölmesine İzin Verilmeyen Millet

1.

Aliya İzzetbegoviç der ki:

"Bir kelimeyi hiç aklınızdan çıkarmayın:

Devlet.

Devletin ne kadar önemli olduğunu hepimiz idrak etmeliyiz.

Devletsiz bir millet boşluğa düşer, rüzgarda savrulup gider."

İşte Anadolu insanı bu gerçeğin yani devletin yani devletli olmanın farkındadır.

Anadolu insanı, Orta Asya'dan Avrupa içlerine kadar uzanan serüveni içinde, "devletsiz" olmanın nemenem bir bela olduğunu iyice anlamış, bunun için olmalı ki, "devlete" dört elle sarılmış ve "devleti" dokunulmazları arasına yerleştirmiştir.

Öyle ki:

Anadolu insanı için "devlet ebed müddettir".

"Ya devlet başa, ya kuzgun leşedir".

Bu nedenle Anadolu insanı sürekli olarak "devletli" olmaya gayret etmiş ve devletinin her yıkılışında, bir çadır kurma kolaylığında, bir yenisini kurmuştur.

*

2.

Devlet zamanı!
Bu ne demek mi, diyorsunuz?
Böyle bir kavramı ilk kez mi duyuyorsunuz?
Bu kavram hayali, teorik bir kavram değil.
Kelimenin tam anlamıyla hayatın içinde, hayatın gerçeğini ifade eden bir kavram…
Bu kavramın sahibi Cibuti’deki Müslüman kardeşlerimiz.
Ülkemiz insanının kullandığı “ya devlet başa ya kuzgun leşe” deyiminin karşılığı gibi…
Nasıl ki Anadolu insanı devletsiz olursak, kuzgunlar, leş kargaları, akbabalar cesetlerimize üşüşür deyimiyle devletin önemini, devletsizliğin ise ne menem bir bela olduğunu dile getiriyorlarsa…
Cibutili kardeşlerimiz de, “devlet Zamanı” kavramıyla onu dile getiriyorlar.
Dün internet üzerinden Cibuti’de ülkemiz adına görev yapan Gıyasettin Karatepe kardeşimizle görüştüm.
Gıyasettin Karatepe Cibuti Müslümanlarının milat olarak “Devlet Zamanı” kavramını kullandıklarını söyledi.
Kardeşimiz, bu kavrama bir anlam veremiyor ve Cibuti Müslümanlarına soruyor…
Cibuti Müslümanları “Devlet Zamanı” kavramıyla Osmanlı Dönemini kastettiklerini söylüyorlar…
Gıyasettin Karatepe “Devlet Zamanı” ne anlama geliyor, diye sorduğundaysa:
“Biz Osmanlıdan sonra devlet görmedik ki”, diyorlar…
Devlet olmak işte böyle bir şey…
Ve bu millet tarih boyu hiç devletsiz kalmamış…
Devleti yıkıldığında, çadır kurma kolaylığında bir diğerini kurmuş…
Bunun içindir Cumhurbaşkanlığı Forsunda on altı devleti temsilen on altı yıldızın olması…
Bu millet aç kalır, susuz kalır fakat devletsiz kalmaz…
Çünkü devlet bu millet için beka meselesidir.
Güneydoğu’da her gün şehit verişimiz devletli olarak yaşamanın bedelini ödediğimizdendir.

*

3.

Ben Aliya, Aliya İzzetbegoviç!

“Unutma, Türk'ün evladı!

Biz, senin kardeşin olduğumuz için öldürüldük, boğazlandık, tecavüze uğradık.

Senin hafızana sahip olduğumuz için toplu mezarlara gömüldük, yok edildik.

Türk'ün evladı, bizim korumaya çalıştığımız sancak, Yemen'de, Çanakkale'de, Filistin'de, Kırım'da, Açe'de, Türkistan'da korunmak istenen sancaktı.

O, ne bir dinin, ne bir ırkın, ne bir dilin, ne bir mezhebin sancağıydı.

İnsanlığın, tek başına insan olmanın temsiliydi.

Sömürgecilerin karşısında sakın yere düşme.

Biz, Çanakkale'den sonra direnişi devam ettiren nesiliz.

Sen, direnişin değil, dirilişin nesli olacaksın.

Korumak için değil, düzen kurmak için çalışacaksın.

Sen varsan biz olacağız.

Sen ayaktaysan biz yaşayacağız.

Ama unutma!

Sömürgeciler, seni tamamen Asya'ya sürmek için planlarını adım adım işletecekler.

Bir gün sıra sana da gelecek.

Seni yok etmek için bin yıldır hazırlananlar, bir gün bile durmadan çalışıyorlar.”

“Sen Türk'sün.

Bir ırk, bir din, bir mezhep değilsin, olamazsın.

Batı, Haçlı Seferlerini düzenlerken Araplara Arap demiyordu, Türk diyordu.

Çanakkale'de Kürtleri boğazlarken onlara Kürt demiyordu, Türk diyordu.

Ne zaman ki onların çıkarı için yeni devletlere ihtiyaç duydu, Arap'a Arap demeye başladı.

Seni ondan, onu senden ayırdı.

Bugün de Kürt'ü senden, seni Kürt'ten ayırmak için gece ve gündüz çalışıyor.

Türk'ün Evladı, Biz Boşnak'ız ama Türk'üz de.

Sen de kalbimde taşıdığım acıyı taşıdığın kadar Boşnak'sın.

Boşnak kime deniliyor?

Sırplara ve onları himaye eden Avrupalılara sorarsanız, Avrupa'ya İslamı yaymaya çalışan Türklere deniyor.”

*

4.

"Tabuta konmuş da olsa, toprağa gömülmediği sürece Türk tek güvencemizdir" der, Aliya İzzetbegoviç...

İşte bunun için diyorum ki:

Her canın ölme hakkı vardır, fakat Müslüman Türk Milletinin ölme hakkı yoktur.

Evet, Müslüman Türk Milletinin ne ölmeye hakkı vardır, ne de gömülmeye!
Çünkü Rabbim, Müslüman Türk Milletini Muhammed Ümmetinin korunması, kollanması için çok uzak illerden bu topraklara getirmiş, bu toprakları bu aziz millete vatan edindirmiştir.

Binlerce kilometre uzaklardan gelipde bir toprağı, çetrefilli bir coğrafyayı vatan edinmek şüphesiz ki çok zor bir iştir.

Fakat bu coğrafyayı vatan olarak elde tutmak çok daha zor bir iştir.

Hem de kadim İslam düşmanı haçlılara karşı...

Bu millet, bütün etnik unsurlarıyla birlikte, bu iki zoru birden başarmıştır.
Gerçekten de, tarih boyu Müslüman Türk Milletinin bu topraklarda başına getirilen belaları başka hiçbir Müslüman Millet def edemez, bu belaların altından kalkamazdı.
Fakat bu millet İslamın Son Ordusu olarak seçildiği için, Allah'ın özel koruması altındadır ve şimdiye kadar başına getirilen bütün belalardan kurtulmuş ve ayağa kalkmıştır.

Bunun en son örneği 15 Temmuz’dur.

İnsanlık tarihinde bir örneği daha asla görülmeyecek olan böyle bir beladan sadece İslamın Son Ordusu olan Müslüman Türk Milleti kurtulabilirdi ve Allah’ın cc lütfuyla kurtuldu...

Çünkü kurtulmak zorundaydı...

Dedik ya, ölme hakkına sahip değildi...

Bunun içindi Akif’in:

“Bedrin aslanları ancak bu kadare şanlı idi” demesi...

Gerçekten de, Bedrin aslanları da İslamın Son Ordusuydu...

15 Temmuz İşgaline karşı kıyama kalkan, haçlı uşaklarının belalarını def eden, Müslüman Türk Milleti de, bütün etnik unsurlarıyla İslamın Son Ordusuydu...

*

5.

Evet, Müslüman Türk Milletinin kıyamet saatine kadar ölmeye hakkı yoktur.

Rabbim bu milleti İsrafil’in Sur’u ile öldürecek, İsrafil’in Sur’u ile diriltecektir.

Çünkü bu milletin bu dünyada gerek Müslümanlara, gerekse diğer mazlum milletlere yapacağı çok hizmetler vardır.

Nitekim Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç bu gerçeği ne kadar güzel, ne kadar özlü ifade ediyor:

“Sen varsan biz olacağız.

Sen ayaktaysan biz yaşayacağız.”

Onun için biz yaşamaya mecburuz.

Onun için Allah cc bu milleti yaşatıyor.

Onun için bu milletten asla vazgeçmiyor.

Buna sadece hamdedilir...

Bunun gereği için çalışılır hem de çok çalışılır...

Ve bilelim ki Rabbim bu milletin yar ve yardımcısıdır...

Elhamdülillah!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3213/olmesine-izin-verilmeyen-millet.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

ABDULKADİR AYAKLI
15.07.2019 10:47
DEĞERLİ HOCAMDAN BEKLENİLENLERİ SUNUYOR ZATI ALİNE SONSUZ TEŞEKKÜRLER

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar