15 Temmuz Fitnenin Kapısı Açıldı

15 Temmuz askeri darbe girişimi milletimiz tarafından durduruldu. Elhamdülillah. Peki durdurulmasaydı ne olacaktı. Sadece avamdan birisi olarak diyorum ki; Türkiye şeytan Amerika’nın kuklası bir devlet olacaktı. Hiç hissettirmeden hem de. Aynı Fetö’nün hedefini bunca yıl saklaması gibi. Hatta Amerika düşmanı gibi gösterip Amerika’nın emrinde bir ülke olacaktık. Tüm devletin mahremine CIA girecekti. Hatta CIA’nın Ortadoğu merkezi olacaktık. Bugüne kadar CIA’nın üssü olan Fetö okulları tamamen Türkiye Cumhuriye’tinin koruması altına alınacaktı. Diyeceksiniz ki zaten bu koruma vardı. Elbette vardı. Ama emri artık sadece CIA’dan alacaktı devletimiz. Ülkedeki tüm Amerika’ya tehdit oluşturan cemaat, parti, kurum ve kuruluşlar, hatta şahıslar en kısa zamanda terörist damgasıyla temizlenecekti. Ergenekon davası misali. O gece acımasızca bu ülkenin insanlarını katleden bu yapı, hizmet için her şeyin, hatta hırsızlığın bile mübah olduğu bu gizli teşkilatlanmada insanların gizlice infaz edilerek yok edildiğini bile konuşuyor olabilirdik. Tabi konuşabilirsek. Buraya kadar yazdıklarım Fetö’nün hayalleriydi. Tabii ki böyle bir şey olması söz konusu olamazdı, olmadı da. Millet, bu pısırık ekibe gereken cevabı verdi. Neyse, bu konuda herkesin söyleyeceği çok şey vardır. Benim yazmak istediğim ise başka bir şey.
Bu pısırıklar 15 Temmuz askeri darbe girişimini başaramadılar ama başardıkları başka bir şey var. Dünyadaki hiçbir İslam düşmanının başaramayacağını başardılar. Yeni bir Haçlı savaşı başlatsalar anca bu kadarını yapabilirlerdi. Sözü uzatmaya gerek yok. İnancımıza öyle bir darbe vurdular ki, şimdilerde ne yapacağımızı bilemez hale geldik.
17/25 Aralık günü başlayan ve 15 Temmuzda zirve yapan bu güvensizlik ortamı artarak yıkımlarını sürdürüyor. Millet neye uğradığını bilemedi. Artık her dini cemaatin, her dini kuruluşun, hatta her dini söylemin ardında ne var şüphesi tüm sineleri sardı. Müslümanlıktan söz açmak neredeyse suç oldu. Mahallelerimizdeki sohbetler dağıldı veya dağılma noktasına geldi. Diğer cemaatleri de sorgulamaya başladık. Sadece cemaatleri değil Dini, Kitabı sorgulamaya başladık. Sorgulamayalım mı diyebilirsiniz. Elbette sorgulayalım ki yeni Fetöler oluşmasın. Ama bu sorgulamalarla “Her şeyi bırakın Kur’an bize yeter” söylemleriyle bu topraklardaki bin yıllık birikimimizi yerle yeksan etme noktasına geldik. TV ekranlarında dini bir söylem duyunca kanal değiştirir olduk. Hatta her birinin adını duyduğumuzda büyük hürmet duyduğumuz sahabelere kadar götürdük şüphelerimizi. Şia dünyasında çokça konuşulan konuları burada da konuşmaya başladık. Fetö fitnenin kapısını açtı. Gelenekçi yapımız sanki suçmuş gibi sorgulanmaya başlandı. Atalarının dinine uymak sanki müşrikmişiz gibi yok edilmeye başlandı. Keşke atalarımı kadar Rabbimize kulluk edebilseydik. TV ekranlarında Mevlanalara, Yunuslara hakaret marifet oldu. Din düşmanlarına fırsat doğdu. Müslümanların hataları çarşaf çarşaf makalelere malzeme oldu. Diğer cemaatler de sorgulandı. Hataları çıktıkça iş zıvanadan çıktı. Bizi asırlara muhtar yapan en büyük hazinemiz tasavvufu kendi çıkarlarına alet eden gulyabanilerin verdiği zararlar bu fitnenin büyümesine en büyük katkıyı sağladı. Herkes haklı olarak tarikatın ticaretle, siyasetle ne işi var demeye başladı. Peygamber bile sorgulanıp “Allah Peygamberi bile ikaz etti” diyerek O’nun her şeyine uymak mecburiyetinde değiliz sözleri yayılmaya başlandı.(Haşa) Peygamber aşığı bu milletin aşkına “Peygamberi hristiyanlar gibi putlaştırmayın” diyerek darbe indirildi. Ruh dünyamızı tarumar eden bu fitneden dolayı sarsılan kişiliklerimiz yüzünden çocuklarımız üzerindeki manevi etkimiz tükenmeye yüz tuttu. Çocuklarımız dini sorgulamaya anne babalarını bile sorgulamaya başladılar. Aynı ailenin içinde dini ve fikri ayrılıklar baş göstermeye başladı. Ebeveynler çaresiz. Toplum kendi fetvalarını kendileri verir duruma geldi. Faizden, kıyafete kadar her şey alt üst oldu. Dinden soğumaya başlayanlar dünyaya sarılmaya başladılar. Dünyada açlıktan ölen insanlar ve çocuklar varken marka giyeceklerden, beş yıldızlı otellerde tatillere kadar sürdü bu fitne yolculuğu. Tesettür, süs malzemesi haline geldi. İçkiye karşı olmak yobazlık sayıldı. Namazsızlık tarihimizin en alt seviyesine ulaştı. Deistlik denen bir bela gündeme oturdu. Yapmakla övündüğümüz yollarda LGBT’liler yürüyüş yapar oldu özgürlük adına. Ahiretteki hesap hayatımızdan çıkınca bir yol verme kavgası bile cinayete dönüşür oldu.
Beyler hanımlar, 15 Temmuz askeri darbeyi durduran bu millet için ne kadar övünseniz azdır ama inancımıza yapılan bu darbeyi savuşturamadığımız için kahrolmalı değil miyiz? “Darbe girişimini akamete uğratalım, böylece Müslümanların inancına darbe indirmiş olalım” diye planlasalardı ancak bu kadar başarılı olurlardı. İnsan, “acaba plan bu muydu?” diye düşünmeden edemiyor.
Irak’ta, Suriye’de ve Libya’daki gizli istihbarat elemanlarımızın isim ve resimlerini düşmana verecek kadar ihanetin zirvesine çıkan bu örgüt ve hain lideri bize tarihteki en büyük zararı vermiştir. Eğer bunu göremezsek ve tedbir almazsak akıbet hiç de hayır olmayacaktır.
Herkesi siyasete mecbur ettiğiniz takdirde tarikat, cemaat ve STK’ların bunun dışında kalmalarını isteyemezsiniz. Toplum 7/24 siyasete mahkum edilmiş durumda. Bu çıkmazdan bir an evvel kurtulmalıyız. Siyaset dinin önüne geçmiş durumda neredeyse. Siyasi bir kimliği olmayanlar neredeyse Müslüman sayılmayacak duruma düştü. 17/25 hain bir fitnenin başladığı, 15 Temmuz ise zafere ulaştırıldığı gündür. Vatanı koruduk ama inancımızı ve aşkımızı koruyamadık. Ülkemizdeki tüm STK’lar, Cemaatler ve Tarikatlar siyasi alandan hızla çekilmelidirler. Devlet yönetimindeki tüm mensupları emirleri bağlı oldukları derneklerin, vakıfların başkanlarından, tarikatlarının şeyhlerinden değil devlette tabi oldukları amirlerinden almalıdırlar. Tabiidir ki, STK’lar, Cemaatlar ve Tarikatlar siyasetin dışına çıkarak milli ve manevi ve insani hizmetlerini sürdürmelidirler. İnsanları eğiterek topluma kazandırmalıdırlar. Devlette göreve gelen mensuplarına da ”Bundan böyle devletin emirlerini yerine getireceksin, benim, bizim değil” diyebilmeliler. Siyasiler bir oy uğruna bunların önünde eğilmemelidir. Bu oy meselesi neler getirdi başımıza neler? Demokrasiye karşı olduğum filan yok ama bu kadar da olmaz ki. Siyasete soyunan, yani ateşten gömleği giyme riskini göze alan politikacılarımızın Allah yardımcısı olsun. İşleri zor. Bugün TBMM olağanüstü 15 Temmuz gündemiyle toplanacakmış. Bu gerçekleri görerek tedbir almak onların sorumluluğunda. Dini konular kohuşsunlar demiyorum. Tabii olarak devletin dini adalettir. Ülkemizi ve milletimizi korumakla mükellefler. Tedbir alsınlar. Fitne çok büyük çünkü.
Biz bağımsız ve sade vatandaşlar da bu fitneye yenilmemeliyiz. Siyasiler gibi sınırlarımız yok. İnançlarımıza ve aşkımıza en az vatana sahip çıktığımız gibi sahip çıkmalıyız. İslam’ın son kalesi olan Türkiye’yi ve onun yılmaz savunucusu olan milletimizi bu fitneden koruyamayız. 11 Eylül ile dünyada başlatılan haçlı seferine karşı duramayız. Düşmanı sevindirmemeliyiz. Başta Doğu Türkistan olmak üzere tüm mazlumların umuduyuz. Bu umut, ancak inançlarımızı yaşayarak sahip çıkmakla güç bulacaktır. Önce insan olmalıyız diyenlere derim ki; İslam olursak insan olabiliriz. Eşcinsellerin bakan olabildiği ve nikahlarının kıyıldığı batılıların sahte insancıllıkları ve ahlaksızlığa dayalı sahte mutlulukları dünyamızı kıyamete doğru sürüklemektedir. İnsanlığın tek kurtuluşu iki cihan Güneşi Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem’in o muhteşem insanlığını Yunusca örnek alarak yaşamaktır.
Bu fitnenin kapısını bir an evvel kapatmalıyız.
15 Temmuz’un kahraman şehitlerine rahmet diliyor, gazilerimize ve o gece hayatını riske atarak meydanlara çıkan, kahraman ordumuzun içindeki gerçek vatansever subaylara ve tüm askerlere, yiğit özel harekatçılarımıza, o gece bu vatan hainleri için yakalama emri veren savcılara, korkmadan milli bir duruş sergileyen siyasilerimize, korkusuzca selalar okuyan imamlarımıza, evlerinde vatanları için gözyaşları ile dualar eden milletimize baki muhabbet ve teşekkürlerimi sunuyorum. Zira o gece bu kahramanlık gösterilmeseydi bu yazıyı yazıyor olamazdım. Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3212/15-temmuz-fitnenin-kapisi-acildi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Alparslan ÖZBEK
17.07.2019 14:08
1."devletin dini adalettir" Çok güzel bir ifade. 2." Devlet yönetimindeki tüm mensupları emirleri bağlı oldukları derneklerin, vakıfların başkanlarından, tarikatlarının şeyhlerinden değil devlette tabi oldukları amirlerinden almalıdırlar." eksik olmuş, tabi oldukları amirlerin nasıl olması gerektiği hakkında herhangi bir kritere yer verilmemiş. Çok güzel bi yazı emeğinize sağlık. Allah kolaylık versin.

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar