Gözyaşı Ve Acıların Şehri: Srebrenitsa

Avrupa’nın ortasında bir soykırım yaşandı.

Tek millet olan küfür güçleri tarafından desteklenen Sırp askeri birliklerince, Bosna Hersek’te BM gözetiminde gerçekleştirilen bu soykırımda 312 bin Boşnak Müslüman katledildi.

Avrupa’nın göbeğinde yaşanan bu soykırımda öldürülenlerin 35 bini masum çocuklardı.

Elli bin kadına tecavüz edildi ve 7’den 70’e Müslümanlar katliama uğradığı gibi 2 milyon Boşnak yerinden ve yurdundan edildi.

Batı’nın gözü önünde gerçekleştirilen bu soykırımdan geriye acı, dram, kan ve gözyaşı kaldı.

***

Mavi Kelebeklerin yurdu olan Srebrenitsa’da sekiz bin üç yüz yetmiş iki masum insan üç gün içerisinde Birleşmiş Milletler(BM) görevlisi Hollanda askerleri gözetiminde Sırp birlikleri tarafından katledildiler. Çoğu işkenceye uğradı. Sırp askerlerin zulmüne uğramamak için 15.000 Boşnak dağlara sığınmak zorunda kaldı.

Demokrasinin beşiği sanılan Avrupa’nın göbeğinde işlenen bu soykırımı asla unutmayacak, ve unutturmayacağız.

Srebrenitsa soykırımının 24. Yıldönümünde şehit edilen Müslüman Boşnak kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyor, gazi kardeşlerimize sağlık ve sıhhat dileyerek geride kalan ailelerine Rabbim'den sabırlar niyâz ediyorum.

Ölüm ve Dirilişin Simgesi: Mavi Kelebekler

11 Temmuz 1995 tarihinde Avrupa’nın orta yerinde yaşanan Bosna savaşında, Müslüman Boşnaklar dünyanın gözü önünde sistematik bir soykırıma tabi tutuldu. Bosna ve Kosova’da öldürülen sivillerin gömüldüğü toplu mezarların yerleri bilinmiyordu.

Sırplar öldürdükleri Boşnakları gizlemek için toplu mezarlara gömmüş ve bu mezarlar uydudan görülmesin diye içlerine metal parçaları bırakmışlardı. Ancak Mavi kelebekler sayesinde bu mezarlar bulunmuştu.

Mezarların üstü toprakla kapatılmış ve çevrenin bitki örtüsüne uygun olarak yeşillendirilmişti. Sonrasında belli yerlerde kelebek nüfusunda belirgin bir artış görülmüştü. Bu kelebeklerin nasıl çoğaldığı konusunda araştırmalar yapılırken, incelenen toprağın altından toplu kabir çıktığı görüldü. Kelebekler sayesinde 300’den fazla toplu mezar bulunmuştu. Mavi kelebekler, Bosna’da ve Srebrenitsa’da toprak altında yatanların çığlığı olmuştu adetâ.

Bu sebeple Bosna’da ve Srebrenitsa’da Mavi Kelebekler hem ölüm hem de yeniden dirilişin simgesi haline geldi.

Gözyaşı, Kan ve Acıların Şehri: Srebrenitsa

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî, ünlü eseri Mesnevî’sinde, “Gözyaşı neredeyse rahmet oraya iner” diyor.

Dünyanın en güzel inci katresi ne diye, sorsanız…

Derim ki, gözyaşı!

Dağlara sığınmak zorunda kalan Boşnaklara sorsanız; kim bilir, belki de şu cevabı alırsınız:

“Siz söyleyin ey dumanlı dağlar!

Gönlüm neye gizli gizli ağlar.”

***

Gözyaşı, her şeyden önce masumiyetin ifadesidir.

Gözyaşı, gözden gönüle akan rahmettir.

Merhametin, kalpteki sevgi ve şefkâtin eseri olan gözyaşı, yürekteki duyguların dile gelmesidir.  

Gözyaşı belki de; Avrupa’nın ortasında ve insanlığın gözleri önünde dökülen Müslüman kanlarının ardından Hıristiyan dünyasınca akıtılan timsah gözyaşlarıdır.

Gözyaşı, Boşnak hanımların, Srebnenitsa katliamının her yıldönümünde gönüllerindeki acı ve ıstırabı hafifletmek için yanaklarından süzülen o güzel inci damlaları birer masumiyet ifadesidir.

Gözyaşı, öldürülen binlerce Müslüman Boşnak yavrusunun “Bu soykırımı sakın unutmayın!” talebidir.

Gözyaşı, kalbin şifası, imanın kal’ası ve günahların kefaretidir.

Gözyaşı, kadının sessiz niyâzı ve en kuvvetli silahıdır.

***

Bosna Hersek Devlet Başkanı merhum Ali İzzetbegoviç, “Doğu ile Batı Arasında İslâm” adlı eserinin “Giriş” kısmında “Kur’an, edebiyat değil, hayattır” diyor ve şöyle devam ediyor: “Kur’an’ın yegâne hakikî tefsiri hayat olabilir ve bildiğiniz gibi, Hz. Muhammed’in hayatı tam buydu.”

***

Mevlânâ Celâleddîn Rûmî’nin Mesnevî-i Şerif’ini Farsça’dan Boşnakça’ya çevirerek Mesnevi’yi Bosna’ya tanıtan Mesnevihan Hacı Muliç Efendi, Saraybosna’yı ve Ali İzzetbegoviç’i Kur’an’la zırhlandıran Saraybosna’nın manevi muhafızı idi.

Saraybosna’yı savunan Boşnak komutanlara sadra şifa konuşmalar yaparak düşmana karşı onların imanlarını coşturan da Hafız Halid Muliç Efendi idi. Saraybosna’yı manevi olarak zırhlama geleneği günümüzde de devam ettiriliyor.

Sırp ordularının komutanı Ratko Mladiç’in BM tarafından silahlardan arındırılarak sözde “güvenli bölge” ilan edilen altı bölgeden biri olan Srebrenitsa’yı teslim aldığı vakit  “İşte 11 Temmuz 1995’te, Sırp şehri Srebrenitsa’dayız. Bu şehri Sırp halkına armağan ediyoruz. Nihayet, isyanlardan sonra bu topraklarda Türklerden intikam almamızın zamanı geldi” sözleri, Türk’e olan nefretin bir ispatı olarak arşivlerdeki yerini hâlâ koruyor.

Bütün bu kin ve nefrete rağmen Bosna Savaşı’nın yiğit komutanı ve Bosna Hersek Devlet Başkanı Ali İzzetbegoviç, 400 sene Bosna’yı adaletle yöneten Fatih Sultan Mehmed Han’ın Ahidnâmesi’ni uygulayarak çokluk içinde birlikte yaşama ülküsünü savunmuş, Bosna’nın bölünmesini önlemişti.

“Düşünce ve inanç hürriyeti, herşeyden evvel, başka türlü düşünmek ve inanmak hakkı olduğu gibi, hak da her zaman güçsüz olanın güçlüye karşı direniş tarzıdır” diyen bilge insan Ali İzzetbegoviç, Bosna Hersek’te güçsüzün, güçlüye karşı gösterdiği imanî direnişin sembol ismidir.

21.yüzyılda Avrupa’nın ortak suçu olan Srebrenitsa soykırımını unutmayacağız ki, Filistin’de, Afganistan’da, Myanmar’da, Irak’ta ve Suriye’de “demokrasi ve özgürlük” adına işlenen katliamlara dur diyelim, diyebilelim.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3205/gozyasi-ve-acilarin-sehri-srebrenitsa.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar