Sosyal Devlet mi Dediniz?

Eklenme Tarihi: 11.07.2019 08:47:00 - Güncellenme Tarihi: 18.02.2020 03:56:50

Küresel ölçekte yaşanan ekonomik krizin sebeb olduğu yokluk ve yoksulluk, milyonlarca insanı, açlığın ve asgari yaşam standartını altında hayat sürmeye mahkum etmektedir. İnsan onuruna yakışmayan bu dünya düzeninin müsebbibi, doymak bilmeyen obez küresel sermayenin sosyal politikaları örseleyen zihin yapısıdır.

Küresel sermayenin ekonomik zihin yapısı, varlık sahibi zenginlerin vergi oranını düşürürken, geçim sıkıntısı içindeki yoksul halkın vergi yükünü artırmaktadır.

Küresel sermayenin ekonomik anlayışı kamuyu üretim alanından çekerek özelleştirmeye hız vermek ve dolayısı ile kamu hizmetlerini paralı hale getirmek gibi bir yol izlemektedir. Yani kamu harcamalarını halkın aleyhine daraltmaktadır.

Küresel sermayenin çarpık zihin yapısının çalışma hayatına yansıyan en önemli negatif özelliklerinin başında, kamu çalışanlarına verilen ücretin piyasayı canlandırılan bir araç olarak görülmesi yerine, bir maliyet gideri olarak hesap edilmesi ve bu nedenle emek sahiplerinin ücretini her zaman düşürmeye yönelik olan bakış açısı gelmektedir.

Emeğin karşılığının yeteri derecede alınamaması çalışanlarının üretime yönelik
motivasyonlarını düşüren ve verimlilik kapasitesini aşağı çeken en önemli etmenlerden biridir. Halbuki üretim ve çalışma hayatının kalitesinin iyileştirilmesi ve geliştirilmesi, sosyal ve ekonomik boyutu olan verimlilik kavramı ile yakından ilgilidir. Daha geniş bir ifade ile toplumsal ve bireysel huzur ve refaha kavuşmanın en temel yolu ülke düzeyinde verimlilik artışının sağlanmasıdır. Üretimin asli unsuru emeğin, çalışma, eğitim ve yaşam standartlarının yeterli düzeye yükseltilmesi verimlilik artışına direk katkı sağlayacak güçtedir. Ülke genelinde adil ve dengeli bir gelir dağılımı da verimlilik artışının istikrarlı ve düzenli bir hale gelmesine önemli katkı sağlayacak bir etmendir. Konuya bu çerçeveden bakıldığında emeğin karşılığı olarak çalışana verilen ücretin, kaliteli üretim ve verimliliğin gelişimi açısından ne derece önemi sahip olduğu anlaşılacaktır.

Küresel sermayenin aktörleri Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Bankası (DB), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) benzeri kurumlar devletlerimizin sosyo-ekonomik işleyişini sosyal politikaların hayata geçirilmesi bakımından sermaye lehine bir dış unsur olarak baskılarken, bir taraftan da yerel yönetimlerin sosyal politikaların uygulanmasını seçmen üzerinde bir seçim malzemesi olarak görmesi ayrı bir sorun teşkil etmektedir. Hem dış unsurlar hem de iç unsurlardan kaynaklanan sorunlar sosyal politikaların hayata geçirilmesini zorlaştırmaktadır.

Küresel sermayenin Türk devlet geleneğinin ?insanı yaşat ki devlet yaşasın? felsefesini negatif yönde aşındırması ve oluşturduğu kentleşme kültürünün aile ile mahalle kurumu ve yardımlaşma, dayanışma, birlik, beraberlik anlayışının tezahürü olan vakıf benzeri yapıları deformasyona uğratarak, toplumun ortak değerlerinden uzak ?homo economicus/ekonomik insan? modelini ön plana çıkarması neticesinde, toplumun ihtiyaç duyduğu sosyal politikaları hayata geçirmek için medeniyetimizin ruh kökünün bir ürünü olmayan, ruhsuz ve soğuk bir yüze sahip ?sosyal devlet? kavramını gündeme taşımıştır.

Neo liberal küreselleşmenin dünya genelinde oluşturduğu mağduriyetlerin ülkemize yansımış olan boyutlarını giderme adına Anayasamızda ifadesi bulan ?sosyal devlet? kavramı ile işsizlik, yoksulluk, gelir dağılımı, sosyal güvenlik, sosyal diyalog, eğitimde fırsat eşitliği, sosyal haklar, örgütlenme, dezavantajlı gruplar vb konularda devlete sorumluluk yüklenmesine rağmen pratikte bir çok olumsuzluğun yaşandığı ortadadır. Türk toplumunun, sanayi toplumuna geçişle birlikte değişimine uğrayan toplum yapısında ortaya çıkan sosyo-ekonomik sorunların çözümünü bir kavram olarak anayasaya koyulan ?sosyal devlet? kavramından beklemek yeterli bir bakış açısı değildir.

Mevcut hali ile milletimizin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olan ?sosyal devlet? anlayışından medet ummak, insanların vicdanını kurtulmasına rıza göstererek, ruhsuz bir anlayışın devamına, böylece küresel sermayeye kölelik yapmaya devam etmek manasına gelmektedir. Yapılması gereken şudur: Toplum yapısını, geleneğe dayanan sosyal politika kurumları ile muhafaza etmeye çalışan Türkiye?nin, mevcut durumunu çağımızın modern sosyal politika kurumları ile tahkim ederek geliştirmesi gerekmektedir. Başta aile kurumu olmak üzere, gönüllülük esası üzerine çalışan sivil toplum örgütlerinin işleyişini düzenleyecek ve sağlıklı bir zemine kavuşturacak anlayışların, süratle hayata geçirilmesi, medeniyetimizin ruh köklerinden uzak sosyal devlet anlayışını akması gereken normal mecraya çekecektir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3197/sosyal-devlet-mi-dediniz

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

22.08.2019 Toplu Sözleşme Mağduru Memura Bir de Böyle Bakalım
15.08.2019 Hükümetler, Sendikalar ve Ülkenin Geleceği?
08.08.2019 Emek, Ücret, Sosyal Adalet...
05.08.2019 Sınırlar Arasında
21.07.2019 İmam Maturidi'nin Türk-İslam Düşüncesindeki Yeri ve Önemi
11.07.2019 Sosyal Devlet mi Dediniz?
21.03.2019 Sen yoksan kimse yoktur
23.02.2019 Adalet Mülkün Temelidir
15.02.2019 Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Hocamız ne yapmak istiyor?
13.02.2019 Medeniyet, kültür, eğitim ve terbiye
30.01.2019 Ahi Evren ve günümüze iz düşümü
31.12.2018 Seyit Ahmet Arvasi Hocamızı anarken?
30.11.2018 Mesleki eğitim ve Milli Eğitim Bakanlığı
27.11.2018 Ziya Selçuk Bakanımızın köy enstitüsü açıklamasına dair?
24.11.2018 Asgari ücretlinin arzuhali
04.11.2018 Uganda Kampala Büyükelçimiz Romalı mı?
23.09.2018 Sessiz sedasız bir Ahilik Haftası daha kutlandı
18.09.2018 Eğitim sistemimiz temelinden yeniden inşa edilmelidir
26.08.2018 Anadolu'ya Türk damgasının vuruluşu
08.08.2018 Ekonomik kriz ve zihniyet değişimi
02.08.2018 Uşaklar ve efendileri kazdıkları kuyuda boğulacaktır
28.07.2018 Siyaset Kavramı ve Din İlişkisi
24.07.2018 Değişimin lokomotifi eğitimdir
04.06.2018 LGS?nin Düşündürdüğü Hakikatler
11.05.2018 Vakıf kültürü hoyratça harcanmamalıdır
07.05.2018 Değişen Türkiye
28.04.2018 Sivil toplum ve demokrasi
24.04.2018 Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir
17.04.2018 Tarih şuuru
06.04.2018 Maturidilik ve Alperenlik
23.03.2018 21.Yüzyılın alpereni Muhsin Başkan?ın anısına
15.03.2018 Türkiye?nin Ortadoğu?daki mücadelesi bir milattır
28.02.2018 Millet ve milliyetçilik üzerine
14.02.2018 Okullar düzelmeden nesiller düzelmez
30.01.2018 Emperyalist Zihniyetle Mücadele ve Okullarımız
26.01.2018 Yaban Elma Sevdalısı Aydınlar ve Ağbabalarına Duyurudur
24.01.2018 Kızıl Elma ve Yörük Teyze
18.01.2018 HER İNSAN ÖZEL VE KAYDA DEĞERDİR