Șiîlere de Bir Sözünüz Var mı?

Bu başlığı görünce Şiîleri hedef gösterdiğimiz ve mutlaka Şiîlerle ilgili olumsuz bir söylem geliştirilmesi yönünde bazı kimseleri tahrik ettiğimiz anlaşılmasın lütfen. Hemen ifade edelim ki Şiî mezhebine mensup bütün inananları, müslüman kardeşlerimiz olarak görürüz ve biliriz. Ancak bazı konularda güya hassas olduklarını ileri sürenlerin, her gün Ehl-i Sünnet aleyhine yazılar yazıp nutuklar dizerken Şiîler hakkındaki suskun kalmaları dikkatimizi çektiği için bu başlığı seçtik.

“Kur’an İslam’ı” söylemiyle sahne alanların, bütün hedeflerinin Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in savunduğu değerler ile alimleri itibarsızlaştırmak ve görüşlerini tenkit etmek olduğunu kör sultan bile fark etmiştir. Sözde sahih Kur’an anlayışını ortaya koymakla kendilerince durumdan vazife çıkaran bu zevat, en sahih Hadis kaynağımız olan Buharî başta olmak üzere diğer sahih kaynaklarımız hakkında şüphe uyandırmak için ellerinden geleni ardlarına koymamaktadırlar.

Şayet en samimi ve ciddi hedefleri, Kur’an anlayışını ortaya koymak ve bu anlayışa uymayanları veya uymadığını sandılarını tenkit etmekle yola çıkmak olsalardı, sanırım en son sözü Ehl-i Sünnet görüşü ve alimleri hakkında söylemeleri gerekirdi. Çok iyi biliyoruz ki müsteşrikler bile, Ehl-i Sünnet’in hadis kaynaklarının tevsikliğini kabul ve teslim etmektedirler. Ama maalesef bazıları, müsteştirkler kadar dahi ilmi bir hassasiyet ve haysiyete sahip olamamaktadırlar. 

Hergün Ehl-i Sünnet’e dil uzatanların, diğer İslamî anlayışlar ve görüşler hakkında bir tek kelime etmemeleri manidar değil midir? 

Özellikle de Şia hakkındaki suskunlukları, çok dikkat çekicidir. Çünkü Ehl-i Sünnet’e yönelttikleri tenkitlerin katmerlisini çok rahatlıkla Şiîler hakkında da ortaya koyabilirler. Ama bu kimseler, Şiîlere ait Kur’an ile bağdaşmayan çoğu söylem ve konularda dut yemiş bülbül kesilmişlerdir. Mesela Kur’an, Resulullah’ın (s.a.v.) hanımlarını müminlerin anneleri olarak nitelerken (Ahzab, 33/6), Şiîler Hz. Aişe’ye rahatlıkla dil uzatmaktadırlar. Sözde Kur’an İslamı anlayışına sahip olanlar, Şiîlerin bu yaptıklarının Kur’an’a aykırı olduğunu ifade ettiklerini duydunuz mu? 

Keza Allahu Teala, Muhacir ile Ensar’dan razı olduğunu bildirdiği halde (Tevbe, 9/100) Şiîlerin, Ensar ve Muhacirden bazı Sahabeye (sadece Hz. Ali’nin yanında yer almadıklarından dolayı) tan etmeleri karşısında, bunun Kur’an’ın ayetine aykırı olduğunu bir defa dahi söyledikleri duyulmuş mudur? 

Sağlam kaynaklarımızda nakledilen Hadislerle ilgili değişik şüpheler ve reddiyeler ortaya koyanların, Şia’nın Hadis anlayışı hakkında bir tek görüş ortaya koymamaları tesadüf müdür? 

Burada Şia’nın Hadis anlayışı ile ilgili birkaç not düşeceğiz. Şia’nın en sağlam Hadis kaynaklarından kabul edilen Kuleynî’nin kaleme aldığı el-Kâfî’de yer alan bir hadiste, Muhammed el-Bakır’a gelinceye kadar Şia’nın Hac gibi temel görevler dahil bütün fıkhî sorularını İmamlara değil toplumdaki dinî önderlere sordukları kaydedilmektedir (Kuleynî, Kâfî, II, 20). Çünkü Şiîlere göre imamlar, her şeyi bilirler ve yaptıkları bütün konularla ilgili bilgileri, Hz. Peygamber (s.a.v.) ile aynı seviyededirler. (Bkz: En- Nevbahtî, Fitak, nşr: H. Ritter, İstanbul-Leipzig 1931, s.16). Tek başına bu bilgi bile en ciddi tenkidi hak etmekte iken, birileri neden bu konuda ısrarla sessiz kalmaktadır?

Bekir Kuzudişli’nin bu alanda yaptığı titiz ve objektif çalışmasında da (Şia ve Hadis, Klasik Yayınları, İstanbul, 2017) belirttiği gibi, Şiî hadis kaynaklarındaki rivayetlerin büyük oranda Cafer es-Sadık’tan geldiği, bazı istisnalar dışında onunla Hz. Peygamber arasında çoğu kere isnad zikredilmediği görülmektedir. Birçok rivayet ise doğrudan Cafer es-Sadık’ın hadisleridir ve bunlarda Hz. Peygamber’in adı dahi hiç anılmamaktadır. 

Şia’da hadislerin çoğunun Cafer es-Sadık’tan geldiği Şiî alimler tarafından da belirlenmekte ve dile getirilmektedir. Söz gelimi Şeyh Müfid (ö.413/1022), diğer imamlar arasında en fazla Cafer es-Sadık’tan hadis nakledildiğini kaydetmiştir. Şeyh es-Sadûk’un meşhur eseri Men lâ Yahduruhü’l-Fakîh (Muessesetu’l-A’lemî, Beyrut,1986) üzerine yapılan bir araştırmada, bu eserdeki rivayetlerin sadece %7’sinin Hz. Peygamber’e ve %5’inin Hz. Ali’ye nispet edildiğini, buna karşılık %60’ının Altıncı İmam Cafer es-Sadık’a, %15’inin Cafer es-Sadık’ın babası Muhammed el-Bakır’a ve %5’inin de Sekizinci İmam Ali er-Rıza’ya nispet edildiğini ortaya koymaktadır. (Buckley, Ja’far al-Sadiq, s. 38’den naklen, Kuzudişli, s. 57). 

Şimdi aktaracağımız bilgi, Şiîlerin Hadis ilmi ile ilgili genel yaklaşımlarını ortaya koyması açısından ilginçtir: Salim b. Ebi Hafsa bize aktardığına göre kendisi, Muhammed el-Bakır vefat edince taziye için Cafer es-Sadık’ın yanına gider. Bu ensada Cafer es-Sadık: “Resulullah (s.a.v.) buyurdu” deyip Hadis rivayetinde bulunduğunda, Salim b. Ebi Hafsa: “Kendisi ile Allah Resulü (s.a.v.) arasında kimlerin bulunduğu sorulmayan adam (yani Muhammed el-Bakır Ş.G.) vefat etti” deyerek, sözlerine müdahale eder. Bu itiraz üzerine Cafer es-Sadık bir müddet düşündükten sonra Allahu Teala’nın şöyle buyurduğunu söyler: “Kullarım arasında öyleleri var ki, yarım hurma da infak etseler ben onu sizin bir tayı büyüttüğünüz gibi büyütür, hatta onu Uhud Dağı kadar yaparım.” Bunun üzerine Salim b. Ebi Hafsa, oradan ayrılarak arkadaşlarının yanına gitmiş ve onlara şöyle demişti: “Şu işe bakın! Biz, Muhammed el-Bakır’ın aradaki şahısları zikretmeksizin ‘Resulullah (s.a.v.) buyurdu’ sözünü yadırgıyorduk, Cafer es-Sadık kimden aldığını belirtmeden ‘Allah buyuruyor ki’ diyor.” (Kuzudişli, s. 98, 99). Evet, Resulullah (s.a.v.) ile İmam arasındaki rivayet zincirinin ifade edilmemesi bir garabet olarak ortada dururken, bunun da ötesinde doğrudan Allah’tan rivayet yoluna gidilmesi, bilinen bir husustur.

Gerçek şu ki aktardığımız bu bilgiler, Şia’nın Hadis nakillerinin genel karakterini yansıtmaktadır. Şimdi soruyorum, Buharî ve Müslim gibi sahih Hadisleri tespit etmeye çalışmış ulemamıza dil uzatanlar, Şiîlerin rivayet ettikleri Hadisler ile ilgili neden bir tek kelime etmezler? Bu zevat, neden Şia’nın hadislerini tenkide tabi tutmazlar?

Gayenin üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek olduğunu biliyoruz. Cevabını bildiğimiz halde yine de soruyoruz: Ey Kur’an İslamı diye piyasada laf üretenler, neden Şiîlere bir tek kelime etmezsiniz?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/3192/ilere-de-bir-sozunuz-var-mi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar